E-A
Bu, Eğitim-Araştırma gibi bir kısaltma değil; kafama takılan bir mesele.
Hacettepe’de işim vardı, tahlil verdim, sonuç bekliyordum, öğle ezanı okundu; namazı Diş Hekimliği Fakültesinin karşısındaki tarihî Karacabey Camiinde kılayım dedim. İmamın, dört rekâttaki toplam 21 Allah-u Ekber’in = Allah Lafızlarındaki elifi (= ilk elifi), ayn gibi (علله اكبر) okumasından rahatsız oldum ve E-A farkını kafama taktım; bu yazı, bu takıntı sonucunda oluştu.
Emel ve Amel ( عمل / امل)
Emel, ümit etmek; amel, iş yapmak.
Esal ve Asal ( عصل/ اصل )
Esal/Esl, kök, gövde, kaynak, sağlamlık ve sağlamlaştırmak, kökleştirmek; Asl, bükmek, kıvırmak, eğirmek.
Bedee (بدأ) ve Bedea (بدع)
Bedee, başlamak, başlatmak ve var etmek. (“inneHû Hüve yübdiü ve yuîd” 83/15.) Bedea, ortaya çıkarmak ve yaratmak. (“bedîu-s semâvâti vel arz...” 2/117.) Bize göre başlamadan, bişey ortaya çıkmaz. Allah’ın başlaması, “Ol = Kün!.” emrini vermesidir (= Kün!, feyekûn.). O’nun başlaması ile yaratması (= emretmesiyle var etmesi) aynıdır; O, zamana tâbî değildir.
Allah’ı (الله), Allah (علله) diye okumak, baştaki harf-i tarifin elifini ayn okumaktır; ki, el’in (ال) elifi, él (آل) diye uzun okunursa, âile, akraba anlamına gelir; elif ile lâm arasına vav gelirse evvel olur. Elif çift okunursa (اأ), ilk elif soru edatına döner ve cümle, ‘en büyük Allah mı?!.’ demek olur; böyle (= Eellah-u Ekber şeklinde) okuyan imamlara da rastladım. Al (عل), alle (عل), tek başına alîl, hasta, hastalık demek; ilâh’ın başına gelirse, ne anlama gelir bilmiyorum. Kelimenin sonuna vav ilâve edilirse, ulüv şeklinde okunur, anlamı da yukarı, yüksek, yüce demek olur; ayn ile okunan ilâh da yüce ilâh olmuş olur mu?!.
Ama kesinlikle Allah kelimesi, Elif ile = E sesiyle okunmalı. Diyanetin böyle tarihî ve işlek yerdeki bir camiiye e’yi a’yı bilmeyen (veya ayıramayan) bir imamı ataması, bu işe ne kadar özen gösterdiğine (= değer verdiğine) işaret olsa gerek.
Yorumlar
Yorum Gönder