NEDEN NAMAZ KILIYORUZ?!.

Neden/Niçin Namaz Kılıyoruz?!.

Niçin namaz kılıyorsun? diye sorulduğunda çoğumuzun verdiği cevap aynıdır : Allah emrettiği için.

Bu cevap doğrudur. Fakat Kur'an, bizi burada durdurmaz. Çünkü Allah’ın her emrinin bir hikmeti, her hikmetinin de bir amacı vardır. Bunun için ikinci soruyu sormamız gerekir : Allah, salâtı niçin emretti?!.

Kur'an’da namazın adı “salât = الصلاة tır. Kelime ص ل و kökünden gelir. Bu kökten türeyen fiil ve isimler Kur'an’da çok sayıda farklı kalıpta geçer. Kökün anlam alanı; Allah’a yönelmeyi, O’na bağlanmayı, O’nu anmayı, O’nun rahmetine yönelmeyi ve O’nunla canlı bir irtibat kurmayı içine alan zengin bir anlam dünyası oluşturur.

Fakat bütün bu anlamlar bizi aynı soruya götürür : İnsan niçin Allah'a yönelir?!.

Cevap şudur : Allah’tan destek, güç ve sebat almak için.

Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. Nefsiyle, korkularıyla, arzularıyla ve dünyanın baskılarıyla tek başına mücadele edemez. Salât, insanın gerçek güç kaynağına yeniden bağlanmasıdır.

Kur'an bu gerçeği şu ifadeyle dile getirir : “Sabır ve salât ile yardım isteyin.” (Bakara, 2/45)

Demek ki salât, edilgen bir bekleyiş değildir. Salât, mücadele eden insana verilen ilâhî destektir. Namaz kılan Mü’min, Rabbine yönelir; O’ndan yardım, kuvvet ve istikâmet alır.

Fakat burada çoğu zaman sormayı unuttuğumuz bir soru vardır : Alınan bu destek, güç nerede kullanılacaktır?!.

Kur'an bunun cevabını da verir : “Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve salâtı ikame et. Çünkü salât, fahşâdan ve münkerden alıkoyar.” (Ankebût, 29/45)

Bu âyet, salâtın şeklini değil, fonksiyonunu açıklar.

• Gerçek salât, insanı değiştirir.

• Yalan söyleyen dili doğrultur.

• Haksızlığa uzanan eli durdurur.

• Kibre kapılan nefsi terbiye eder.

• Merhameti, adâleti ve doğruluğu güçlendirir.

Salâtın amacı, yalnız secde eden bir beden değil; secdeden kalkınca hakikatin, adâletin ve emanetin şâhidi olan bir insan meydana getirmektir.

Bu sebeple bugün Müslümanların kendilerine belki de en çok sormaları gereken soru şudur : Namaz beni neye hazırlıyor?!.

Eğer cevap, yalnızca 'bir sonraki namaza' ise, salât kendi içine kapanmıştır.

Eğer cevap, “hayatta Allah’ın şâhidi olmaya, O’nun razı olduğu değerleri yaşamaya ve yaşatmaya” (= dinini hâkim kılmaya) ise, salât amacına ulaşmaya başlamış demektir.

Bakara sûresi bize salâtın kaynağını gösterir : “Sabır ve salât ile yardım isteyin.”

Ankebût sûresi ise salâtın meyvesini gösterir : Salât, fahşâdan ve münkerden alıkoyar.”

Bu iki âyet birlikte okunduğunda salâtın bütünlüğü ortaya çıkar :

• Allah’tan yardım/destek, güç al...

• O yardımla hayata dön... ve

• Hayatı hak, adâlet ve takvâ ile yeniden inşâ et...

İşte salâtın hedefi budur.

Bunun için salâtı iki şekilde yaşayabiliriz.

Canlı salât, Allah’a yönelen, O’ndan güç alan ve aldığı gücü hayatın içinde kullanan salâttır.

Ölü salât ise şekli bulunan, fakat hayata tesir etmeyen salâttır. Hareket vardır; fakat dönüşüm yoktur. Kıyam vardır; fakat istikâmet yoktur. Secde vardır; fakat adâlet yoktur.

Her salâtın sonunda namaz kılan Mü’min kendisine şu soruyu sormalıdır : “Ben şimdi Rabbimden aldığım bu desteği nerede ve nasıl kullanacağım?!.”

İşte bu soru sorulmaya başlandığında salât yeniden dirilir.

Çünkü salât, insanı hayattan koparan bir ibâdet değildir. Tam aksine, onu Allah’tan aldığı güçle yeniden hayata gönderen ilâhî bir eğitimdir.

Salât, Allah’a yönelmektir.

Salât, Allah’tan güç almaktır.

Salât, o güçle yeniden hayata dönmektir.

Ve gerçek namaz, insanı yalnız secdeye değil; hakikate, adâlete, merhamete ve sorumluluğa kaldıran salâttır.

Namazın/salâtın İKÂMESİ budur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP

SOLUK