ÇAĞIN RUHU (ZEITGEIST)

ÇAĞIN RUHU (ZEITGEIST)

Tevhîd Fenomenolojisi Açısından Teşhis, Eleştiri ve Çözüm

Her çağın bir ruhu vardır. İnsanlar çoğu zaman bu ruhu kendilerinin ürettiğini zannederler; oysa çoğu kez onlar, çağın ruhu tarafından biçimlendirilirler. İnsanların düşünme tarzları, korkuları, arzuları, başarı anlayışları ve umutları, içinde yaşadıkları çağın görünmez ikliminden bağımsız değildir.

Bugünün ruhu, sınırsız büyüme, sınırsız güç ve sınırsız denetim arzusudur. Daha fazla üretmek, daha fazla tüketmek, daha fazla sahip olmak, daha fazla kontrol etmek... Bu yöneliş yalnızca ekonomiyi değil; siyaseti, hukuku, bilimi, teknolojiyi ve kültürü de şekillendirmektedir.

Bu çağın en belirgin özelliği, çok fazla bilgi ve teknoloji ama çok az hikmet üretmesidir.

Çünkü bilgi tek başına bilinç değildir.

Bilinç, hakikatle uyumdur.

Hikmet ise, hakikatle uyumlu bilincin hayata dönüşmüş hâlidir.

Çok bilgi, bilinç vermeyebilir.

Bilgi zihni doldurur; hikmet ise insanın yönünü tayin eder.

İnsan, eşyaya hâkim oldukça kendisine de hâkim olduğunu zanneder. Oysa çoğu zaman bunun tersi gerçekleşir. Ürettiği teknoloji onu yönetmeye, kurduğu piyasa onu tüketmeye, inşa ettiği sistemler onu kuşatmaya başlar.

Böylece medeniyet, kendi kuyruğunu yiyen bir yılana (ouroboros) dönüşür.

Önce doğayı tüketir.

Sonra emeği tüketir.

Sonra zamanı tüketir.

Sonra anlamı tüketir.

En sonunda ise insanı tüketmeye başlar.

Çünkü içerideki hırs, dışarıda sınırsız büyüme olarak görünür.

İçerideki korku, dışarıda sınırsız güç birikimine dönüşür.

İçerideki kanaatsizlik, dışarıda bitmeyen tüketim kültürünü doğurur.

Enerji tarihinde/tedarikinde bunu açıkça gördük.

Odun...

Kömür...

Petrol...

Nükleer enerji...

Her aşama daha büyük imkânlar sağladı; fakat aynı zamanda daha büyük riskler de üretti.

Bugün benzer süreç bilgi alanında da yaşanmaktadır.

Yapay zekâ, çağımızın en dikkat çekici fenomenidir.

Yapay zekâ yalnızca yeni bir teknoloji değildir. O, çağın ruhunun aynasıdır.

İnsan, bu aynada kendi aklını, hırsını, korkusunu ve güç arzusunu seyretmektedir.

Yapay zekâ ne şeytandır ne de kurtarıcı. O, insan bilincinin makinaya devredilmiş ve dışa vurmuş hâlidir.

Bu, tevhîdî bilinç tarafından yönlendirilirse hikmete hizmet eder.

Şirkî bilinç tarafından yönlendirilirse hırsı, tahakkümü ve denetimi büyütür.

Bu nedenle doğru soru şudur : Yapay zekâyı yönlendiren bilinç nedir?!.

Bugün bilgi üretme gücümüz tarihte görülmemiş ölçüde artmıştır. Fakat hikmetimiz de aynı ölçüde arttı mı?!.

Eğer cevap hayır ise, yapay zekâ insanlığın hikmetsizliğini büyüten en güçlü çarpanlardan biri olabilir.

  • Ateşi daha büyük körüklerle beslemek, yangını söndürmez.
  • Askerî alanda da benzer bir tablo vardır.
  • Daha büyük ordular...
  • Daha gelişmiş silahlar...
  • Daha karmaşık güvenlik sistemleri...
  • Daha büyük güç blokları...

Bugün insanlık kendisini daha güvenli hissetmemektedir.

  • Çünkü sorun teknoloji değildir.
  • Sorun ekonomi değildir.
  • Sorun siyaset değildir.
  • Sorun, bilinçtir.

Modern çağın önemli yanılgılarından biri, ekonomiyi veya teknolojiyi en temel belirleyici olarak görmesidir.

Oysa bunlar kök değil, dallardır.

Kök, insanın hakikat karşısındaki yönelişidir.

İnsan, hakikate yönelirse tevhîdî bilinç doğar.

Hakikatten koparsa şirkî bilinç ortaya çıkar.

Bütün kurumlar; ekonomi, siyaset, hukuk, bilim ve teknoloji, bu bilincin tarih içindeki tezahürleridir.

Bu yüzden vahşi kapitalizm de, ölçüsüz güç birikimi de, sınırsız tüketim de aynı kökten beslenmektedir.

Kur'an’ın uyarısı bu noktada bütün çağlara seslenmektedir : “Kendinizi ve ehlinizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (66/6.)

Bu ateş yalnızca geleceğin ateşi değildir.

İnsan, kendi ateşini de yakabilir.

  • Hırsıyla...
  • Kibriyle...
  • Şirkiyle...
  • Ölçüsüzlüğüyle...

Bugün dünyanın birçok yerindeki yangınlar, insanın kendi elleriyle tutuşturduğu ateşlerin dumanı olarak da okunabilir.

Öyleyse çözüm, yalnızca yeni teknolojiler üretmek değildir.

Yalnızca yeni ekonomik modeller geliştirmek de değildir.

Önce insanın yönü değişmelidir.

Tevhîd, yalnızca bir inanç cümlesi değildir.

Tevhîd, bilincin yeniden inşasıdır.

Hikmetin yeniden doğuşudur.

Fenomenlerin yeniden âyet olarak okunmasıdır.

İnsan, eşyayı tüketilecek nesneler olarak değil, hakikate işaret eden âyetler olarak görmeye başladığında çağın ruhu da değişmeye başlar.

Çünkü çağların ruhunu değiştiren, önce insanın ruhunun değişmesidir.

Hakikate yönelen her bilinç, yangına taşınan bir kova su gibidir.

Belki tek başına bütün dünyayı söndüremez. Fakat ateşi büyütenlerden değil, söndürenlerden olmayı seçer.

Tevhîd Fenomenolojisinin çağımıza çağrısı şudur :

  • Bilgiyi hikmete...
  • Gücü emanete...
  • Ekonomiyi mizana...
  • Teknolojiyi sorumluluğa...
  • Yapay zekâyı hakikate...
  • Medeniyeti yeniden tevhide bağlamak.

Çünkü insanlığın geleceğini belirleyecek olan, makinelerin zekâsı değil; insanın hikmetidir.

Son sözü teknoloji değil...

Sermaye değil...

Silah değil...

Yapay zekâ değil...

Hakikat söyler, söylemelidir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP

SOLUK