FARKINDALIK (ŞUUR) VE GAFLET

Farkındalık (Şuur) ve Gaflet

İnsan, farkındalık sahibi bir varlıktır. Fakat onun en büyük problemi bilgisizliği değil, şuurunun yönünü kaybetmesidir. Kur’an’ın “gaflet” dediği şey de tam budur.

Çoğu zaman gafleti, “bilmemek” diye anlarız. Oysa Kur’an’ın anlattığı gaflet, bundan çok daha derindir. Gaflet, hakikatin ortadan kalkması değildir; hakikatin fark edilmemesidir. Güneş doğmuştur; fakat gözler kapalıdır. Bağ kopmamıştır; fakat bağlı olan, bağını unutmuştur.

Bu sebeple Kur’an, insanın en temel hatasını şöyle teşhis eder : “İnsan, başıboş bırakıldığını mı hesap ediyor?!.” (75/36)

Dikkat edilirse âyet, “insan başıboş bırakılmıştır.” demez. “İnsan, böyle mi hesap ediyor?!.” diye sorar. Demek ki problem varlıkta değil, varlığa ilişkin muhasebededir.

İnsan, hayatını bir hesap üzerine kurar. Neye güveneceğini, neyi mutlak kabul edeceğini, neye tutunacağını hesap eder. Bu hesap doğruysa yön de doğrudur; yanlışsa bütün hayat yanlış bir istikamete akmaya başlar.

İşte Kur’an’ın başka bir yerde söylediği de budur : “...Onlar insanları yoldan çevirirler; üstelik kendilerinin doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (43/37)

Demek ki sapmanın en ileri noktası, sapmış olduğunu fark etmemektir. İnsan yalnızca yanlış yola girmez; yanlış yolu doğru yol sanmaya başlar. İşte gaflet budur.

Bu nedenle şuur, sadece bilgi sahibi olmak değildir. Şuur, bilincin yönünü Hakikate çevirmesidir. Gaflet ise bilincin sahte merkezlere yönelmesidir.

İnsanın hayatı yönsüz değildir. Çünkü Rab, hiçbir kulunu terk etmez. O’nu ne uyuklama tutar ne de uyku. O, kullarının yaptıklarından gafil değildir. Misak çözülmez; bağ kopmaz. Kopan yalnızca insanın farkındalığıdır.

Bu yüzden zikir, yeni bir bağ kurmak değildir; zaten var olan bağı yeniden fark etmektir.

İnsan bazen kendisini özgür zanneder. Kendisine tanınan mühleti mutlak bağımsızlık sanır. Tıpkı uzun bir örüğe bağlanmış hayvanın, ipin uzunluğunu sınırsız özgürlük zannetmesi gibi... Sahibini unutur; bağı unutur; fakat bağ hiçbir zaman çözülmemiştir.

Dünya hayatı, başıboşluk değil; imtihandır. Ölüm ise bağın kopması değil, mühletin sona ermesidir.

İşte o anda aynı bağ iki farklı şekilde tecelli eder.

Gâfil için bağ, zahmet olur. Çünkü ömrünü sahte ilâhlara bağlamış, yanlış hesap yapmış, yanlış merkeze yatırım yapmıştır. Bütün hesabı çöker. Hayal kırıklığı yaşar. İflas eder.

Zikir ehli için ise aynı bağ rahmet olur. Çünkü o, daha dünyadayken yönünü Hakikate çevirmiştir. Ölüm onun için yabancı bir hakikate çarpmak değil, zaten bildiği hakikate kavuşmaktır.

Öyleyse farkındalık, yalnızca psikolojik bir uyanıklık değildir. Farkındalık, bilincin kıblesidir. Şuur, Hakiki A’yı merkeze alan doğru hesaptır. Gaflet ise sahte A’ları merkeze alan yanlış hesaptır.

Bütün mesele budur.

İnsan mutlaka bir şeye bağlanacaktır.

Soru, bağlanıp bağlanmayacağı değildir.

Soru, hangi kulpa tutunacağıdır.

Çünkü sağlam kulpa tutunan için bağ rahmettir; sahte kulplara tutunan için ise aynı bağ, en sonunda zahmete dönüşecektir.

Kur’an’ın çağrısı da budur : Yanlış hesabı bırak. Şuurunu Hakikate çevir. Gafletten zikre, sahte ilâhlardan Hakiki İlâh’a yönel. Çünkü kurtuluş, bağsız olmakta değil; kopmayan bağa tutunmaktadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP

SOLUK