YÜKSEK GERİLİM!.
Aşkın ve İçkin.
Dışsal ve İçsel.
Transandent ve İmmanent.
Zâhir ve Bâtın. = Görünen ve Görünmeyen.
Sonsuz/Sınırsız ve Sonlu/Sınırlı.
...
Sürekli aradığımız ama bir türlü bulamadığımız Tanrı’dan söz ediyorum. O’nu, hem dışarda hem içeride arıyoruz. O’nu, sırf/sadece dışarda ararsak, bizden uzak, bizden ayrı bir “öteki” olarak algılıyoruz; sırf/sadece içerde ararsak, bizdeki eksiklikleri ve zaafları O’na yakıştıramıyoruz!...
Arayışımız, bizdeki eksiklikleri, zaafları tamamlamak (= tam olmak) veya kemâl bulmak için değilse, bu da bir oyun. = bu da bir Tanrı arama oyunu!.
“Tanrı’yı inkâr etmiş ve/veya kaybetmiş” insanlara göre Tanrı bulunamaz ama aranabilir. Bana göre tüm aramalar, bulma/k içindir; ara(n)madan bulma zaten olmaz; bulmak için arama yapılır. Bu arayışta arayan, kendini de bulabilir, kendini de bilebilir. Kendini bilme (= bulma), hem ne aradığını bilme, hem de içe bakış, içte ne var ne yok, görmedir. Aranan içte/içerde değilse, bu sefer dışarda aranır; ama dışarı sonsuzdur. Bu sonsuzluk, bizi içten içe = içeride “sarsar ve “hayrete” düşürür. Bu “sarsıntı ve hayretin” bizdeki karşılığı (= içtenlik, içkinlik, immanent), bizi dışa/dışarıya, bizden çook daha aşkın (= transandent) Olan’a çeker, iter. Kişi, kendini (de) beğenmez; hep ötekine/başkasına (= dışardakine) bakar, eksiklerini O/onunla tamamlar.
Bitmez tükenmez bu arayış (= gidiş-geliş), bu “yüksek gerilimde”! saklıdır. Kendi dışına çık!. = fışkır!. = yarıl!.; sonra da paramparça veya yok olmamak için geri evine (kendine) gel!. = geri dön!.; ama her gidiş-gelişinde (= çıkışında-girişinde, dönüşünde) bambaşka biri ol!. = kemâl bul!.
Oluş ve ölüş, bu.
Oluş, sonsuz; ölüş, sonlu.
Hayat, sonlunun Sonsuz’daki; Sonsuz’un sonludaki tezahürü.
Bu “gerilimi” yaşamayanlar, ‘yaşıyorum’ demesinler.
Yorumlar
Yorum Gönder