ÇEHRE
Yüz. Sîma. Surat.
İnsanın iki yüzü var : “Sağ ve Sol.” İki yüzünün bir olması, münafık olmaması gerekiyor.
“fe elhemehâ fücûrehâ ve taqvâhâ” (91/8)
Yüz, insanın kimliğini = fücûr yüzü, kötü yanını; taqvâ yüzü, iyi yanını gösterir. Yüz, aynı ânda, iki kimliği ele veremez. = Aynı ânda, aynı yüzde iki kişi görünmez. = Taqvâ ile fücûr, aynı ânda aynı yüzde/kişide bulunmaz, görünmez. Çift kişilik, tek kişide aynı ânda (kimlikte) bulunmaz; biri gelince, öteki gider. Çift kişilik, sürekli geliş-gidiştir. Bu kişide, istikrarlı bir kişilik olmaz. İstikrarlı kimlik (= kişilik), kişide bir hâlin kararlı oluşudur.
Fücûr ile taqvâ (= şeytan ile melek = şirk ile tevhîd = kötülük ile iyilik) birbirleri ile uyuşmazlar, anlaşamazlar.
Münafık, kişilik çatışması yaşayan; kâfir, kötülüğü; mü’min iyiliği tercih eden adamdır.
Şirk, kötülüğü, iki veya çok yüzlülüğü; tevhîd, "tek yüzlülüğü" tercihtir.
“İnnî veccehtü vechiye lillezî fatara-s semâvâti vel arda hanîfen, ve mâ ene min-el müşrikîn.” = Ben, yüzümü bir hanîf olarak, gökleri ve yeri yaratana çevirdim; müşriklerden değilim. (6/79)
Hanîf, tek ilâha = Allah’a = tevhîde inanan, iki yüzünü birleyen, iki yüzlü görünmeyen, yüzü ışıldayan adamdır.
Münafığın yüzü, yanar-döner = bir yanar, bir söner; müşriğin yüzü kapkaranlık; mü’minin yüz sürekli aydınlıktır.
Mü’minlerin yüzlerinde secde izleri görürsün, onları o izlerinden tanırsın. = “...sîmâhüm fî vucûhihim min eseri-s sücûd...” (49/29)
Eser : 1) İz. Nişan. İşaret. Kanıt. 2) Maddî-manevî, bedenî-fikrî yapıt. Ortaya konulan emek.
Secdenin yüzdeki işareti ne ki; veya, yüzdeki secde işareti, nasıl bişey ki; bu işaret, aynaya bakınca görünür mü ki?!.
Yüz (= vecih), Kitâb’ta 78 kez geçer. Çoğunda, yüzünü fıtrat dinine, dîn-i kayyıma, Kâbe’ye, Allah’a çevir, denir. Bakara 115’de, doğu da batı da Allah’ın; yüzünü nereye dönersen dön, çevirirsen çevir, Allah’a dönmüş olursun, denir.
Yeryüzündeki her şey ve herkes fânî. Sadece zül Celâl ve İkrâm Sahibi Rabbinin Yüzü Bâkî. (55/26-27)
O, Celâl ve Cemâl Sahibi. Celâl, gadabın, öfkenin, kızgınlığın, hışmın, hiddetin; Cemâl, güzelliğin, rahmetin, merhametin Yüz’ü. Bizler de “Bu Yüz’deki yerimizi” alacağız; ya O’nun gadabına/gazabına, azabına; ya da rahmetine, merhametine ma’ruz kalacağız. O’ndan geldik, yine O’na döneceğiz.
Ve dönüşümüz, “muhteşem”! olacak.
Yorumlar
Yorum Gönder