İNSAN ve ANLAM
Anlam, insanda izafî (= göreli); Tanrı’da mutlaktır. Bildiğimiz kadarıyla insan ve Tanrı dışında anlam üreten ve yaratan bir v/Varlık yoktur; anlamsız varlıklar da yoktur = anlamsızdırlar.
Varlık, anlamla ve insanla anlamlıdır. Anlamı, varlıktan (ve insandan; insan da varlığın içindeki bir varlıktır) çekip alırsak, geride boş = anlamsız bir “yığın”! kalır.
Berkeley’in algıya yaklaşımına, insan algısından bağımsız özdeği (= maddeyi) reddedişine, buradan da bakabiliriz.
Herkes, varlığa kendince anlam yükler/verir. Varlığa anlam vermemiz artınca, varlıkla ilişkimiz ve Tanrı’ya yaklaşımımız, yakınlaşmamız artar.
Algımız dışımızda bir varlık yoksa, biz yok olunca (= ölünce), bu varlıkta mı yok oluyor?!. Hayır. Varlık, başkalarının anlam dünyasında ve algısında olmaya devam ediyor. En önemlisi de, tek tek varlıklar ve tüm varlık (Heiddegger’ci anlamda varlığın kendisi) Tanrı’nın İlminde var olmaya devam ediyor.
Pekiî kıyamet (= tüm varlığın yok oluşu) ne; hâşâ Tanrı’nın unutması mı?!. Hayır. Tanrı’nın yeniden yaratması; ama bu yaratışı, önceden va’dettiği (ve vaîd ettiği) şekilde yapması; yani, ‘yeni varlığı’! (= âhireti/âhiret hayatını), insanın buradaki anlamasına bağlı olarak yaratması, var etmesi. Burada varlığı doğru anlayanı ve ona göre yaşayanı, anlamlı bir dünyada (= cennette); yanlış anlayanı ve ona göre yaşayanı da anlamsız bir dünyada (= cehennemde) yaşatması.
Buradaki hayatı anlamsız bulan nihilistler (= Tanrı’nın anlamına ve anlamasına yakın anlama ve yaşama peşinde olmayanlar, O’nun Sözünü dinlemeyenler), kendi elleriyle kendilerini değersizleştirenlerdir. Onların öte dünyada da (= âhirette de) değerleri olmayacaktır.
İnsan, anlam arayan bir canlıdır.
Anlamı bulanlara ne mutlu!.
Yorumlar
Yorum Gönder