SÜRGÜN

Kişiye ceza vererek ana yurdundan (cennetten) başka bir yurda (dünyaya) gönderme.

Sürgüne gönderilen, ana yurdunu “beğenmişse”!, gönderildiği yurdu beğenmez; orada olmak, ona acı (ızdırâb/ıstırâb) verir, orada aslâ kendini rahat hissetmez; acısı (ızdırâbı), ana yurduna dönene kadar dinmez.

Sürgünü (cezayı), bir “kurtuluş”! olarak görenler, gönderildikleri yurtta günlerini gün ederler, keyif çatarlar.

Birinci hâl, sürekli acı (ızdırâb/ıstırâb) hâli; ikinci hâl, sürekli mutluluk hâlidir; ama iki süreklilik de geçicidir. Yâni, birinci hâli yaşayanın acısı; ikinci hâli yaşayanın mutluluğu geçicidir.

Dünya, mutlu olma yeri değil, sürgün yeridir.

Niye sürüldüğümüzü biliyor olmalısınız. Ağaç (metaforu). Rabbe isyan. İlk günah.

İlk yurdumuz cennetti; buraya sürüldük. Cennet nimetlerini (= cennet hayatını) hatırlayabilsek, buranın (dünyanın) oraya göre bir zindan olduğunu da anlarız ve tekrar ana yurdun özlemiyle yanarız.

“Acı çekmek, ruhun fiyakasıdır.” İsmet Özel.

“Bülbülü altın kafese koymuşlar, ille de vatanım, ille de vatanım.” demiş. (Anonim)

...

Acı, kişiyi zinde tutar, ama çoğumuz acıdan kaçarız. Acı çekmemek için “ağrı kesiciler” alırız; bazılarımız da sürekli anestezi altındadır (= uyur).

Buradaki “ağrı kesiciler” ve anesteziler, yarın uyandığımızda (= yeniden dirildiğimizde) hiçbir işe yaramayacak, üstelik ağrılarımız (acılarımız) da artacak.

Burada acıyı bilmeyen = acı çekmeyen, mutluluğu tadamaz. Buranın sürekli mutluluğu sıradanlıktır, monotonluktur ve insanı “sarhoş, mayhoş”! eder.

Burada (Allah için) acı, ızdırap, sıkıntı çekemeyenler = keyif çatanlar = gününü gün edenler, yarın acının kralını çekecekler.

...

Her iki dünyada da acı çekmesek = hep mutlu olsak, olmaz mı?!.

Bu konuda şunu söyleyebilirim : O ağaca yaklaşmasaydık, bizim için bu dünya olmazdı ama yine de aklımızın bir köşesi, o ağaçta olurdu. İnsan, meraklı bir varlık; merakını gidermezse, rahat edemez; kendini mutlu hissedemez.

Denklem şu : Geçici acı. > Sonsuz Mutluluk. Geçici mutluluk. > Sonsuz acı.

Karar bizim.

Haâ!, şunu da biliyor olmalıyız : Buradaki acı da mutluluk da sürekli değil, geçici. Kalıcı/sürekli (= ebedî) acı da mutluluk da ötede. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP