EKRAN

Kelime Fransızca; siper, perde demek. Televizyon, telefon, bilgisayar ekranı; tiyatro perdesi. Görüntüyü yansıtan/gösteren (gizleyen, örten mi demeliydim?) digital ve şeffaf ışık yüzeyi. Yüzey, iki boyutludur; gerçek görüntü ise üç boyutlu; en başta bir boyut kayboldu, yok oldu.

Ekranlarımıza o kadar çook görüntü (ve yazı) düşüyor ki, bunların arasındaki irtibatı/bağı kuramıyoruz ve her bir görüntüye ânlık olarak bakıp-geçiyoruz. Kendi görüntülerimiz (= selfy) de aynı, ânlık. Whatsapp, Facebook, İnstagram mesaj ve görüntüleri de aynı; hiçbirinin kalıcılığı (tarihi ve geleceği) yok.

Böyle bir dünyada kalıcı hafıza = şuur olur mu; olursa nasıl olur?!.

Ekranların esaretinden kurtulmadıkça, işimiz gerçekten zor. Bunları söyleyen ben, 2-3 saatimi ekran (telefon) başında geçiriyorum; günde onlarca mesaj alıyorum. Bunların çoğu, zamanımı çalıyor; biraz daha uzgörü ile bakarsak, emeğimi (= paramı, hayatımı) çalıyorlar. 

Modern insan, ekranlara tutsak; o, artık kendini sanal dünyada arıyor; ne kadar beğeni (= like) alır, ne kadar takipçi “ona tıklarsa” (!), kendini o kadar mutlu ve önemli hissediyor.

Ekranlar bizi reel gerçeklikten uzaklaştırıyor; hiper gerçeklik (simülark) denen, sahte ve sanal bir dünyanın (rüyanın) içine atıyor.

Çıkabilene aşk olsun. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP