MONOTONLUK

Monotonluk, sıradanlıktır; her gün “aynı hayatı” yaşamaktır; monotonluk, tekâmülün düşmanıdır. Yat-kalk, ye-iç-yat, her gün, aynı şekilde, işe git-işten gel, biraz (!) televizyon seyret ve yat/uyu!...

Ölene kadar “aynı işleri” yap ve öl!.

Size de sıkıcı ve bıktırıcı gelmedi mi?!.

- Nasılsın?!.

- Aynı be ya!.

Günümüz, günümüze eşitse, ziyandayız. (Hadis-i Şerif)

Ne yapmalıyız?!.

Hiçbir şey yapamıyorsak, her gün bir fazla “Elhamdulillah”, “Lâ ilâhe illâ-l Allah” demeliyiz. İki satır yazı okumalıyız. Rukûda veya secdede bir fazla “Sübhane Rabbi-yel Azîm veya A’lâ” diyebilmeliyiz. 

Aynılık (= her gün aynı hayatı yaşamak), sıkıcıdır, bıktırıcıdır. Modern insan, (parası ve vakti varsa) sinemaya, tiyatroya, gezmeye, vb. giderek can sıkıntısını gidermeye çalışıyor; parası ve vakti yoksa, maç veya dizi izliyor. Bilmiyor ki, bunlar da popüler kültürün bir parçası ve oyunu, insanı tatmin/mutlu etmiyorlar; üstelik uyuşturucu etkisi yapıyorlar.

Soygun düzeni tarafından üretilen popüler kültür, insanların boş zamanını da paraya tahvil etmekte mâhir. Neo-liberal kapitalizm, boş zamanda da kazanıyor; kazanırken de kendine bağımlılığı artırıyor. Bu kültürü tüketenlere “saygınlık, prestij, popülerlik” kazandırıyor!. 

Eğlence sektörü de neo-liberal kapitalizmin kontrolünde, elinde. Bu sektör, insana ölümü (anlamı) unutturmak ve ona “geçici” mutlulukları, zevkleri tattırmak (eğlendirmek) için var. Popüler kültürle ruhları; alkol ve uyuşturucu ile bedenleri öldürüyor. = Eğlendirirken = güldürürken öldürüyor.

‘Hayat, yaşamaya değer. Yaşamak, eğlenmek ve hayattan zevk almaktır.’ Neo-liberal = popüler kültürün sloganı bu. Ölümü (ve sonrasını) unutturmak; ölüm unutulunca, hayat, sadece bu hayat olur. Belki yaşlanınca akıl başa gelir ama o zaman da bişey yapacak güç ve tâkat kalmaz.

Neo-liberal kapitalizmin, tekâmül diye bir derdi yoktur, onun tek derdi paradır. (Tekâmül, olgunlaşma, kemâl bulma.) Neo-liberal kapitalizm, tek-tip, uysal, itaatkâr, söz dinleyen insanları sever. Onun istediği insan tipi, homo ludens olan = hayatı oyun gibi gören, hayatla oyun oynayan, hayatı ciddîye almayan insandır.

‘Takma!, eğlenmeye, yaşamaya bak!. Bi daha mı geleceğiz (gelecez) bu dünyaya?!.’

Oysa hayat, şakaya (oyuna) gelmeyecek kadar ciddîdir, hayatîdir. Oyun/eğlence esnasında (hayat dahil) her şey unutulur, oyuna dalınır ama oyun/eğlence bitince, hayatın gerçekleri ile yüz yüze gelinir. Bu “gerçekler”! de sürekli aynı ise, can sıkıntısı kaçınılmaz hâle gelir.

Can sıkıntısını gidermek için, neo-liberal kapitalizmin oyunları ile oyalanmak da, tekâmül için çabalamak da bizim elimizdedir. Kapitalizmin oyunlarının foyası da, tekâmülün meyvesi de ölümle/ölünce ortaya çıkacaktır.

Hâsılı kelâm, ölüm sonrası hayata inanıyorsak, neo-liberal kapitalizmin (= popüler kültürün) oyunlarına gelmememiz; tekâmül için gayret etmemiz gerekiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP