İNTİFÂ' = انتفاع
Benim mülkiyete bakışım, mutlak değil. Mülkiyet iki şekilde kullanılabiliyor: Mutlak ve Geçici. Geçici kullanım, faydalanmadır; mutlak kullanım, sahiplenmedir. Geçici kullanım hakkına hukukta intifâ’ (hakkı) deniyor. İntifâ'nın kökü, NFA = fayda; نفع ile فائدة aynı değil. İlkinde zaruret var; ikincisinde çıkar. (= faydacılık, pragmatizm, utilitarizm).
Mülkiyet, kapitalizmde olduğu gibi mutlak değil; sosyalizmde veya komünizmde olduğu gibi “sahipsiz” veya sahibi, gayr-i şahsî, muallakta değil. Mülkün = mülkiyetin yegâne sahibi Allah’tır. Allah, mülkünü dilediğine (= isteyene, çalışana) emanet olarak verir, sonunda da geri alır.
Kim, ne götürüyor?!.
Mülkiyette bize verilen hak, intifâ’ = geçici kullanım hakkı. Herkes, mâlik olduklarını ölene kadar (= geçici olarak) kullanıyor; ölmeden veya ölünce de bir başkasına (= mirasçılarına) devrediyor. En sonunda da o mülkler, ASIL SAHİBİNE geri dönüyor.
“limen-il mülk-ül yevm?!, lillah-il Vâhid-il Kahhâr.” (40/16)
Mülk, sadece mal değildir, ihyacımız olan her şeydir, kendimiz ve bilgimiz dâhil. Kendimizi sahiplenmek (= egoizm) de bilgimizi sahiplenmek de “gasptır”!. (= suçtur, günahtır.)
“innâ lillah-i ve innâ ileyhi râciûn” (2/156)
Yorumlar
Yorum Gönder