SOHBET

SOHBET : ORTAKLIKTAN YAKINLIĞA, YAKINLIKTAN BERABERLİĞE

Sohbet deyince çoğumuzun aklına iki veya daha fazla insanın bir araya gelerek konuşması gelir. Oysa kelimenin etimolojik kökenine ve anlam dünyasına indiğimizde, sohbetin konuşmaktan çok daha geniş bir anlam taşıdığını görürüz.

Arapça ص ح ب = S-H-B kökünden gelen sohbet, sâhib, sahâbe ve ashâb kelimeleri aynı anlam ailesinin üyeleridir. Bu kökün merkezinde beraberlik, arkadaşlık, eşlik etme, yakınlık ve birliktelik bulunur.

Sâhib, arkadaş veya eşlik eden; sahâbe, arkadaşlık ve beraberlik; ashâb ise bu beraberliği paylaşanlar anlam alanına açılır. Türkçeye geçen sohbet kelimesi zamanla daha çok konuşma ve söyleşme anlamında kullanılsa da kökün anlam dünyası bundan çok daha geniştir.

Demek ki sohbet, yalnızca konuşmak değildir. Birisiyle aynı ortamda bulunmak, ona eşlik etmek, ortak bir yaşantıyı paylaşmak ve onunla bir yakınlık kurmak da sohbetin geniş anlam dünyası içindedir.

Pekiî insanları birbirine yaklaştıran, arkadaş ve dost yapan nedir?!.

Bence bunun cevabını ortaklıklarda aramalıyız.

ORTAK KÜME : YAKINLIĞIN ZEMİNİ

İki insanı veya iki topluluğu düşünelim. Bunların ortak özellikleri, değerleri, inançları, amaçları, beklentileri ve yaşantıları ne kadar fazlaysa birbirlerini anlamaları ve yakınlaşmaları da genellikle o kadar kolaylaşır.

Matematikteki kümeler üzerinden düşünürsek, iki kümenin kesişim alanı ne kadar genişse ortak noktaları da o kadar fazladır.

Bu ortaklık bazen aynı inanca sahip olmak, bazen aynı amacı taşımak, bazen aynı acıyı veya sevinci paylaşmak, bazen de aynı hayat anlayışını benimsemektir.

Ancak burada yalnızca ortaklıkların sayısına bakmak yeterli değildir. Nitelikleri de önemlidir. İki insanın çok sayıda ortak özelliği bulunabilir ama aralarında güven olmayabilir. Buna karşılık tek bir temel ahlâkî ilke, iki insan arasında son derece güçlü bir bağ oluşturabilir.

Dolayısıyla yakınlığı belirleyen, ortak noktaların yalnızca çokluğu değil, taşıdıkları anlam ve değerdir.

Bir başka ifadeyle : Ortaklık yakınlığın zeminini oluşturur; güven, sadakat ve karşılıklı ilgi ise bu yakınlığı dostluğa dönüştürür.

Bunun tersi de mümkündür. Ortaklıklar azaldıkça, özellikle temel değer ve amaçlarda ayrışma arttıkça yakınlık zayıflayabilir. İnsanlar birbirlerinden uzaklaşabilir, hatta birbirlerine yabancılaşabilirler.

KUR'AN’DA ASHÂB : KİMİNLE, NEYLE BERABERİZ?!

Şimdi bu düşünceyi Kur'an’ın kavram dünyasına taşıyalım.

Kur'an’da sıkça karşılaştığımız ashâb kelimesi, yalnızca arkadaşlar veya sahipler şeklinde anlaşılmamalıdır. Kelimenin kök anlamında beraberlik, eşlik ve ilişki vardır. Kullanıldığı tamlamalar ise bu ilişkinin kimle veya neyle kurulduğunu gösterir.

Ashâb-ı Kehf : Kehf suresinde anlatılan bu topluluk, mağarayla birlikte anılır. Fakat onları asıl bir araya getiren, yalnızca aynı mağarada bulunmaları değildir. Paylaştıkları inanç, tercih ve yaşantıdır. Mağara, onların ortak hikâyesinin mekânıdır.

Ashâb-ı cennet : Cennetle beraber olanlar, cennette bulunanlar. Burada cennetle kurulan bir beraberlik ve âidiyet ilişkisi söz konusudur.

Ashâb-ı nâr : Ateşle beraber olanlar, ateşle ilişkilendirilenler. Burada da aynı dilsel yapı vardır; ancak ilişkinin sonucu ve niteliği bütünüyle farklıdır.

Kur'an’da ayrıca Ashâb-ı Medyen, Ashâb-ı Eyke ve Ashâb-ı karye gibi ifadelerle karşılaşırız. Bunlar da bir topluluğun belirli bir yerle veya o yerin insanlarıyla ilişkisini anlatır.

Burada önemli bir noktayı gözden kaçırmamalıyız : Ashâb kelimesinin kökünde arkadaşlık ve beraberlik bulunması, her beraberliğin sevgi, dostluk veya gönüllü birliktelik olduğu anlamına gelmez. Bir topluluk aynı sonucu paylaşabilir ama birbirini sevmeyebilir. Aynı yerde bulunabilir ama aynı değerleri benimsemeyebilir.

Demek ki beraberliğin varlığı kadar niteliği de önemlidir.

BİRLİKTE OLMAK AYNI TARAFTA OLMAK MIDIR?!

İki insanın aynı yerde bulunması, aynı tarafta oldukları anlamına gelmez. Aynı topluluk içinde bulunmaları da aynı değerleri paylaştıklarını göstermez.

Bazen insanlar çıkarları gereği bir arada bulunur. Bazen korkuları, alışkanlıkları veya zorunlulukları onları aynı yerde tutar. Bazen de ortak bir hakikat, inanç veya ahlâkî amaç etrafında gönüllü bir beraberlik kurarlar.

Bunların hepsi birer beraberliktir; fakat aynı nitelikte değildir.

Bu nedenle insanın kim olduğunu anlamak için yalnızca ne söylediğine ve ne yaptığına bakmak yetmez. Kimlerle, hangi değerler ve hangi amaçlar etrafında bağ kurduğuna da bakmak gerekir.

Çünkü kurduğumuz ilişkiler düşüncelerimizi, tercihlerimizi ve davranışlarımızı etkiler. Beraber olduğumuz insanlar ve benimsediğimiz ortak değerler, zamanla bizim de hayatımızın bir parçası hâline gelir.

Bu bakımdan insan, yalnızca bireysel özellikleriyle değil, kurduğu bağlarla da tanımlanır.

SOHBETİN ÖTESİNDE : ORTAK BİR HAYAT

Sohbeti yalnızca söz alışverişine indirgemek, kelimenin anlam dünyasını daraltmaktır.

İnsanlar konuşarak yakınlaşabilirler; ama bazen birlikte susmak, birlikte çalışmak, bir sıkıntıya göğüs germek veya ortak bir amaç için çaba göstermek, uzun konuşmalardan çok daha güçlü bir bağ oluşturabilir.

Söz, ortaklığı başlatabilir fakat o ortaklığın gerçek olup olmadığını hayat gösterir.

Bir insanla aynı şeylerden söz etmek başka, aynı değerleri hayatında taşımak başkadır. Aynı hakikati savunduğunu söylemek başka, o hakikatin gereğini birlikte yerine getirmek başkadır.

İşte bu noktada sohbet, konuşmanın ötesine geçerek bir hayat birlikteliğine dönüşür.

Belki de gerçek sohbetin ölçüsü, konuşulanların çokluğu değil, paylaşılan hayatın derinliğidir.

SONUÇ : İNSAN, BİRAZ DA BERABER OLDUĞUDUR

Sohbet, sâhib, sahâbe ve ashâb kelimelerinin ortak anlam dünyası bize önemli bir şeyi hatırlatıyor : İnsan, ilişki kuran bir varlıktır. Yakınlık ve dostluk, ortaklıklar üzerinde gelişir. Ancak her ortaklık aynı değerde değildir. İnsanı ve toplumu asıl biçimlendiren, hangi ortaklıkları seçtiği ve hangi bağları hayatının merkezine yerleştirdiğidir.

Bu nedenle yalnızca kiminle konuştuğumuzu değil, kiminle ve neyle beraber olduğumuzu da sorgulamalıyız.

Kiminle yol yürüyoruz?!. Hangi değerleri paylaşıyoruz?! Hangi amaçlara hizmet ediyoruz?!. Hangi acılara duyarsız kalıyor, hangi sevinçlere ortak oluyoruz?!.

Bunlar basit arkadaşlık soruları değildir. Aynı zamanda ahlâkî ve varoluşsal sorulardır.

İnsan, biraz da kimlerle beraber olduğudur. Çünkü beraberliklerimiz ortaklıklarımızı, ortaklıklarımız yakınlıklarımızı, yakınlıklarımız da hayatımızın yönünü belirler.

Öyleyse mesele sadece sohbet etmek değil; kiminle, neyin etrafında ve nasıl bir hayatı paylaşarak sohbet ettiğimizi bilmektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

HAYATIN GAYESİ

KİP