İMGE-LEM
İmge, simgedir; simge ise, göstergedir.
İmge/lem, hayal (= tahayyül) ile olur. Hayal (= tahayyül), bişeyin zihinde/ki canlandırılması, bilinmesi, dış dünyanın zihne (= bilince?!) taşınmasıdır.
Asıl olan, iç ve dışın “bir” olmasıdır. Aslında, iç, dıştan; dış, içten ayrı değildir; içsiz dış; dışsız iç olmaz. İkisini de görebilelim (ikisini de duyabilelim, tutabilelim, ikisine de ulaşabilelim) diye, bize iki göz, iki kulak, iki el, iki ayak verilmiştir.
Bu, “görünüşte ikilik; hakikatte tekliktir”!.
...
İmge, neyi gösterir?!.
Dış dünyadaki simgeyi/âyeti, simgeleri/âyetleri.
İmgelem-e, tasarlama, hayal/tahayyül etme ve düşünmedir.
‘Bu söylediğin şey akla hayale sığmıyor.’; sözü, düşünceye, tasavvura gelmiyor, demektir. Hayal ile düşünce (= bilme) ve tasavvur arasında çook sıkı ve çook yakın bir ilişki vardır, kuruludur.
İnsandaki tüm kapasiteler veya yetiler organik bir bütünlük arz ederler.
İnsandaki imgenin bir ucu kuruntuya; öbür ucu gerçekliğe gider. Hayal görmek, halüsinasyon görmektir. Rüyalar, hayal âleminde görülürler.
Tasavvuf bize hayal âlemini, gayb ile şehâdet âleminin arasındaki âlem olarak tanıtır.
Beynimizi (= benimizi) GÜVENLİ BİR’İNE EMANET etmezsek, beynimiz (= benimiz) bizi kandırabilir, bizimle oyun oynayabilir ve bizi, bizim bilmediğimiz hayal âlemlerine “atabilir”!.
Bilmediğimiz yerlere GÜVENİLİR BİR REHBER eşliğinde gitmekte fayda vardır; yoksa, kayboluruz.
...
Vahiy (= Kur’ân), aklın da imgelemin (= hayalin) de rehberidir. Vahiysiz (= Kur’ânsız) akıl ve hayal savruktur; nerede olduğunu da nereye gideceğini de bilemez.
Yorumlar
Yorum Gönder