FARKINDALIK

Farkındalık (uyanıklık da diyebiliriz), iki şekilde mümkün :

Kişinin kendinin kendine farkındalığı = Kendine farkındalık.

Kendi dışındakilerin farkındalığı = Dışardakilere farkındalık.

İlkine, öznellik; ikincisine, nesnellik diyebiliriz; ama öznellik olmadan nesnelliğin olmadığını da bilelim. Yani, ben yoksam, (benim için) hiçbişey de yoktur; dışarıdakileri de bilen (onların da farkında olan) benim. Bilimin “açmazı”!, beni gereği gibi hesaba kat(a)maması; mutlak nesnellik iddiasında bulunması, ‘beni’ yok saymasıdır. 

Aslında farkındalık, büyük ölçüde öznelliktir; gördüğümüz, duyduğumuz, dokunduğumuz, tattığımız, bildiğimiz, ... şeylerin içimizdeki (= bizdeki) etkisidir, duygusudur.

Dinin, bilimden “ayrıldığı yer”! burasıdır. Aslında bir ayrılık yok, eksiklik vardır; eksik olan bilimdir; din, bilimi tamamlar.

...

Dışarıdaki Güneş beni ısıtmıyorsa, “önümü, etrafımı” aydınlatmıyorsa, bana ne o Güneşten!. Dışardaki ekmek, (bi çook şey) beni doyurmuyorsa, o ekmeğin tadını alamıyorsam, o ekmek beni doyurmuyorsa, o ekmeğin benim için ne kıymeti (= önemi, değeri) var, olabilir?!. Bilim bana, dışarda bir ekmek var, onu diğer şeylerden ayıran şey şudur, şöyle yetişir/yetiştirilir, dese; bu bilgi ile benim karnım doyar mı?!.

Sakın pragmatizme yol aramayın; öznellikten, öznel farkındalıktan söz ediyoruz.

...

“Yerde ve gökte olanları sizin emrinize musahhar kıldık.” (45/13.) Musahharın hâ’sı, noktalı; noktasız olursa, sihirli kıldık anlamına gelir.

Yerde ve gökte olan her şeyle ve herkesle ‘temasımız’ mümkün değil, temas etmediğimiz şeyleri bilebiliriz ama onların bizde öznel (duyusal ve duygusal = içsel, hazzal) bir karşılığı olmaz. Bu bilginin (= bilişin), bizde bilinç hâline gelebilmesi için, içimizde “kıpırdanma”! yapması şarttır.

...

“Mü’minler o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, onlara Allah’ın âyetleri okunduğunda, bu onların imanlarını artırır ve onlar yalnızca Rabblerine tevekkül ederler. Onlar, salâtı ikâme ederler ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler. İşte GERÇEK Mü’minler onlardır. Onlar için Rabbleri katında dereceler, bağışlanma ve kerim bir rızık vardır.” (8/2-4)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP