HAZIRLIK
Hazırlık, geleceğedir; gelecekte olacak (= başımıza gelecek) olanadır.
Geleceğe gönderdiğimiz şeyleri, “gelecekte” karşımıza çıkacağına (= onlarla buluşacağımıza) inandığımız için göndeririz.
Bu, “geleceğe” (= âhirete) inanmak mıdır?!.
Gelecek, âhirettir. = Âhiret, gelecektir. Âhiret gelecektir. Âhirete (= geleceğe), bu günden = şimdi/den hazırlık yapılır.
Geleceğe (= âhirete) inanmayanlar, geleceğe (= âhirete) bişeyler gönderme gereği/ni de duymazlar. Onlar, her şeyi, şimdi için yaparlar. = Şimdi işe yaramayan hiçbir şeyi yapmazlar. Gelecek (= âhiret) gelince de “dımdızlak” kalakalırlar.
Gelecek için hazırlanma, burada ve şimdi, bir karşılık (= para, prestij, makam, onur, vb.) beklemeden, Allah için iş yapma demektir. Gelecekte (= âhirette) Allah, yapılan o işlerdeki “samimiyete, ihlâsa, iyi niyete (= taqvâya) bakacak”! ve ona göre bize bir değer (= not) verecektir.
Bu durum, aslâ bir “beklentisizlik veya belirsizlik” değildir; bütün beklentiyi, gönderdiklerimize değil, Allah’a hasretmektir. Gönderdiklerimize hasredersek, Allah’a değil, gönderdiklerimize güvenmiş (= inanmış) oluruz.
Gönderdiklerimiz de, kendimiz de, (= benliğimiz de) bize Allah’ın ikramı (= hediyesi) değil midir?!.
“Ey inananlar! Allah’a karşı taqvâlı olun!. Herkes yarın için ne hazırladığına (= gönderdiğine) baksın!. Allah’a karşı sorumluluğunuzu (= taqvâ) bilin!. Kuşkusuz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
(59/Haşr, 18.)
Yorumlar
Yorum Gönder