MUHÂTAP = MUHÂTAB
Muhatap : Konuşmada karşımızda olan ikinci tekil şahıs (= sen ve siz); yazmada ise “hayal ettiğimiz”! ikinci ve üçüncü çoğul şahıslar (= siz ve onlar). Konuşmayı, yazmadan ayıran şey, muhatabın karşımızda olması; onları yakın kılan şey de, ikinci çoğul şahıs veya hayâli karşıdır.
Sözlü veya yazılı bir hitap (= konuşma = tekellüm ve yazma) varsa, muhatap da vardır.
Muhataplar genelde düzeyli veya hiyerarşiktir.
Muhataplar, aynı seviyede de olabilir; (Buradaki seviye, bilgi seviyesidir.) onların seviyeleri farklı da olabilir. Seviyeler farklıysa, konuşmalar veya yazmalar : ya seviyeyi düşürmek ya da seviyeyi yükseltmek için yapılır. Biraz açayım. Konuşmayı veya yazmayı, düşük seviyeli biri başlatmışsa, yüksek seviyeli birini yanına çekmek (= muhatabını düşürmek) için başlatmıştır. Tersi de geçerlidir. Konuşmayı veya yazmayı, yüksek seviyeli biri başlatmışsa, düşük seviyeli birini yanına çekmek (= yükseltmek) için başlatmıştır.
Bu seviyeleri alçaktan yükseğe doğru sıralarsak :
En alçak varlığın şeytan olduğunu söyleyebiliriz, ki o, içimizdedir ve bize kötülüğü emretmektedir. = “fe elhemehâ fücûrehâ ve taqvâhâ” (91/8) Bakın!, önce fücûr; sonra taqvâ geliyor.
Şeytanın (= şeytanların) üstünde melekler vardır. İnsan, bu ikisinin karışımıdır; o, hem şeytandır hem melek; birini tercih eder = kendine muhatap kabul eder. Şeytanı (= şeytanları) muhatap kabul ederse, düşer; meleği (= melekleri) muhatap kabul ederse, yükselir. Meleği (= melekleri) muhatap kabul etmesi için, şeytanı (= şeytanları) reddetmesi; şeytanı (= şeytanları) muhatap kabul etmesi için de, meleği (= melekleri) reddetmesi gerekir.
Haâ, insana bakan yüzüyle insan, insan şeytanlarını melekleştirmek için şeytanlarla (= şeytanlaşmış insanlarla) muhatap olabilir; veya melek gibi insanları şeytanlaştırmak için de meleklerle (= iyi insanlarla) muhatap olabilir.
Ama şurası kesindir : Şeytanları reddetmeden, melek "gibi"! (= iyi insan); veya melekleri (= iyi insanları) reddetmeden, şeytan (= kötü insan) olunamaz.
Tüm cesaretimi toplayarak ve 41/Fussilet 30-31’den de destek alarak, şunu da söylemeliyim. “Meleklerle muhatap olunmadan, Allah’la muhatap! olunamaz.” (Lütfen bu sözümü istismar etmeyiniz.)
Meleklerle nasıl muhatap olunabilir?!.
İnsânî şeytanlar reddedilerek. Bunlar (= insânî şeytanlar) : 1. İçimizdeki kötü duygu ve düşünceler. 2. Dışımızdaki şeytanlaşmış putlar ve tağutlardır. Bu ikisi reddedildiğinde = terk edildiğine, Allah bizi melekleri (= 1. İyi duygu ve düşünceler ve 2. İyi insanlar) ile muhatap kılar; ve onlar da bize çook güçlü moral-motivasyon (= destek) verirler.
“Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra da dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler inerek (= gelerek) : Korkmayın ve üzülmeyin; söz verildiğiniz cennetle sevinin!. Biz, dünya hayatında da âhirette de sizin dostunuzuz (= evliyânızız); orada canlarınızın istediği her şey vardır ve istediğiniz her şey de emrinizdedir, derler.” (41/30-31.)
Kiminle konuştuğumuzu (= kimi muhatap aldığımızı) bilemezsek, rüzgârın önündeki kuru yapraklar gibi oraya-buraya savrulur dururuz.
Yorumlar
Yorum Gönder