TEŞRÎQ TEKBİRLERİ

Teşrîq Tekbirleri

Önce dil.

• Teşrîq = (تشريق) : Doğuş, doğma, güneşe yönelme, ışığın yayılması.

• Teşrîk/Şirk = (تشريك) ise başka bir kökten gelir : Ortak koşma, paylaştırma.

Bu ayrım kritik. Çünkü kurbanın meselesi tam da şudur : Hayatı hangi merkezin etrafında kuracağız?!. Işığın doğduğu merkezin mi; yoksa merkeze ortaklar üreten nefsin mi?!.

Bu yüzden teşrîk tekbirleri, bir bakıma şirkten çıkış ilânıdır.

Teşrîk tekbirleri, Kurban arefesi sabah namazından başlayıp Kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar farz namazların ardından getirilir : Allah-u Ekber Allah-u Ekber, Lâ ilâhe illAllah-u vAllah-u Ekber, Allah-u Ekber ve lillâhil Hamd.

Rivayet o ki, Hz. İbrâhim oğlunu kurban edeceği anda bu tekbir seslerini duymuştur. İlk kısmı : “Allah-u Ekber Allah-u Ekber, Lâ ilâhe illAllah-u vAllah-u Ekber.” Hz. Cebrâil söylemiş; “Allah-u Ekber ve lillâhil hamd” kısmını ise Hz. İbrâhim ve oğlu birlikte söylemiştir.

Bu tekbir sadece “Allah büyüktür” demez. Çünkü burada büyüklük niceliksel değil, mutlaklık bildirir.

Yani :

• Güç büyük değil, Allah büyük.

• Devlet büyük değil, Allah büyük.

• Para büyük değil, Allah büyük.

• Nefs büyük değil, Allah büyük.

• Korku büyük değil, Allah büyük.

• Ölüm bile büyük değil, Allah büyük.

Ardından gelen “Lâ ilâhe illAllah”, ilk cümlenin zorunlu sonucudur. Çünkü gerçekten “en büyük” olan varsa, geri kalanların ilâhlık iddiası düşer.

Son cümle “Ve lillâhil Hamd” de, övgünün, yüceltişin, hayranlığın nihâî sahibi de O’dur, demek.

İnsan aslında neyi hamd ediyor/övüyorsa ona doğru “secde”! etmeye başlar. Modern insanın problemi biraz da burada : Allah’a inanırken bile hamdi/övgüyü başka şeylere dağıtır. Kariyere, statüye, teknolojiye, bedene, hazza, görünürlüğe, zengine/zenginliğe…

Kurban bu yüzden sadece bir hayvan kesme değildir. “Kimin büyük olduğuna” karar verme ânıdır.

Ve bu nedenle teşrîk tekbirleri Ramazan’da değil, Kurban’da yoğunlaşır. Çünkü Ramazan daha çok :

• Arınma,

• Terbiye,

• İnzal,

• Rahmet,

• Oruca/açlığa dayanma iklimidir.

Kurban ise doğrudan :

• Teslimiyet,

• Terk,

• Fedâ,

• Bağ kesme,

• Merkez değiştirme imtihanıdır.

Hz. İbrâhim’in imtihanı da tam burada düğümlenir. Çünkü kurban edilen aslında sadece oğul değildir; “Allah’tan daha büyük hâle gelme ihtimali taşıyan her şey”dir.

Bu yüzden O’nun dışında büyük bildiklerimiz, küçük. O’nun dışında övdüklerimiz, kadük. O’nun dışındaki her şey ve herkes O’na kurban edilebilir.

Buradaki “kurban edilebilir” ifadesi de çok önemlidir. Çünkü İslam’ın istediği şey, varlığı yok etmek değil; mutlaklaştırmayı kırmaktır.

İnsan eşini sever ama ilâhlaştırmaz. Evlâdını sever ama hakikatin önüne koymaz. Mal kullanır ama ona secde etmez. Bilgi üretir ama kendini rab sanmaz.

Teşrîk tekbirleri, “büyüttüklerinizi yeniden ölçen” kolektif bilinç tamiri gibidir.

Çünkü insan bazen diliyle tekbir getirirken, hayatıyla başka büyüklüklere secde edebilir. Teşrîk tekbirleri ise sadece söylenen bir söz değil; büyüklük ölçüsünü yeniden kuran bir ahittir.

Bu yüzden teşrîk tekbirlerini getirirken, sözün doğruluğuna olduğu kadar hayatın o söze uygun olup olmadığına da dikkat etmeliyiz. Zira “Allah-u Ekber” demek, sadece bir cümle kurmak değil; büyük sandığımız şeylerin yerini değiştirmektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP