GÜDÜK İBÂDET
Güdük İbâdet
Güdük kelimesi, eksik kalmış şey için kullanılır.
Ya boydan noksandır ya enden.
Tamamlanmamıştır. Gelişmemiştir. Devamı gelmemiştir.
Kadük de böyledir.
Yürürlüğünü kaybetmiş, işlemeyen, sonuç üretmeyen şey demektir.
Düdük kelimesinde bile halk diliyle aynı çağrışım vardır : Üzerine tam oturmayan, eğreti duran, kısa kalmış, sığ kalmış şey.
Ben bu kelimeleri din diline taşımak istiyorum.
Çünkü din adına yaptığımız iş ve işlemlerin büyük kısmı güdükleşti.
Kadük hâle geldi.
Yanlış anlaşılmasın : İbâdetin eksikliği, sadece “az yapılması” değil; hayatla bağının kopmasıdır.
Mesele ibâdetleri terk etmek değil.
İslâm’da ibâdet, kapalı bir ritüel değil; insanı dönüştüren bir yöneliştir. O yöneliş hayata taşmıyorsa, ibâdet başlamış ama tamamlanmamış olur. Yani şekil vardır; süreklilik yoktur. Hareket vardır; istikâmet yoktur. Başlangıç vardır; devam yoktur. İşte bu yüzden “güdük” ve “kadük” kelimeleri burada çok yerli yerine oturuyor.
Mesele, ibâdetleri hayattan koparmak.
Namaz kılıyoruz; fakat namaz hayatımıza yürümüyor.
Oruç tutuyoruz; fakat irademiz Ramazan’dan sonra dağılıyor.
Zekât veriyoruz; fakat paylaşma ahlâkı, seneye kadar askıya alınıyor.
Hacca gidiyoruz; fakat telbiye hayatın merkezine taşınmıyor.
Hâlbuki bunların hiçbiri “bitmiş ibâdetler” değildir.
Bunlar başlangıçtır.
Namaz, hayatın Allah merkezli kurulmasının başlangıcıdır.
Oruç, arzuların terbiye edilmesinin başlangıcıdır.
Zekât, mülkiyet ilişkisinin temizlenmesinin başlangıcıdır.
Hac ise yönün yeniden belirlenmesinin başlangıcıdır.
Biz ise başlangıcı sonuç sandık.
İbâdetleri belli zamanlara ve mekânlara sıkıştırdık : Namazı eve ve câmiye; orucu Ramazan’a; haccı Mekke’ye hapsettik.
Böyle olunca ibâdet, hayat üretmedi. Çünkü hayata akmayan ibâdet tamamlanmaz.
Hayattan kopuk her ibâdet güdüktür.
Hayata değmeyen her ibâdet kadüktür.
Bu yüzden Rabbimize : “Yâ Rabbi, ibâdetlerimdeki eksikleri Sen tamamla” derken, sadece şekil eksikliğini düşünmemeliyiz.
Asıl soru şudur : Ben bu ibâdeti hayatıma taşıdım mı; yoksa onu belirli vakitlere sıkıştırıp, devamını kopararak güdük mü bıraktım?.
Çünkü ibâdetin kemâli, tekrarında değil; hayata dönüşmesindedir.
Yorumlar
Yorum Gönder