KİTÂB VE HİTÂB
Kitâb ve Hitâb
Kitâb ile Hitâb çoğu zaman birbirinden ayrılır. Kitâb yazılı Metin; Hitâb ise konuşma ve yöneliş olarak anlaşılır. Oysa vahiy düşüncesinde bu ayrım mutlak değildir. Kitâb, Hitâb’ın donmuş hâli değil; Hitâb, Kitâb’ın canlı ve gerçekleşen boyutudur.
Hitâb’ın olmadığı yerde Kitâb, yalnızca bir nesneye dönüşür. Raflarda duran sayısız kitap gibi okunur, incelenir, analiz edilir; fakat muhataplık kurulmadığında bir ilişki doğmaz.
Bu nedenle vahyin ilk zemini Metin değil, muhataplıktır.
“Ey Âdem…”
“Ey Musa…”
“Ey Meryem…”
“De ki…”
Bu form, vahyin temel yapısını gösterir : Önce Hitâb, sonra içerik, sonra Kitâb.
1. Kitâb ve Hitâb’ın Ontolojik Birliği
Kur'an kendisini “Kitâb” olarak isimlendirir; fakat aynı zamanda baştan sona bir hitâb düzeni içinde akar. Soru sorar, cevap verir, uyarır, hatırlatır, hüküm koyar, karşılık verir.
Bu yapı şunu gösterir : Kitâb, yalnızca bilgi taşıyan bir nesne değil; muhatap kuran bir kelâmdır.
Bu nedenle :
• Kitâb = Sabit form.
• Hitâb = Gerçekleşen ilişki.
• Muhatap = İlişkinin açıldığı yer.
Kitâb, Hitâb’ı taşır; Hitâb, Kitâb’ı canlı kılar.
2. Muhataplık ve Küfür
Muhataplık, varlıkla insan arasındaki en temel ilişkilerden biridir. Bu ilişki kopmaz; fakat örtülebilir.
“Küfür” bu bağlamda yalnızca inkâr değil, muhataplık ilişkisinin örtülmesidir.
• Hitâb devam eder.
• Kitâb mevcuttur.
• Fakat muhataplık fark edilmez.
Bu durumda problem Metinde değil, ilişkidedir.
3. Hitâb’ın Gerçekleşme Alanı
Hitâb, yalnızca tarihsel bir olay değildir. Sürekli gerçekleşen bir ilişkidir.
Aynı Metin :
• Bir kişide yalnızca bilgi üretir.
• Başka bir kişide varoluşsal bir sarsıntı üretir.
Değişen Metin değil, muhataplık açıklığıdır.
4. Okurun Dönüşümü : Kitâb’tan Hitâb’a Geçiş
Burada kritik bir kırılma vardır : Bazı okuma biçimlerinde Kitâb, dışarıdan incelenen bir nesnedir.
Fakat başka bir düzlemde aynı Kitâb artık “sana yönelen bir hitâb” olarak tecrübe edilir.
Bu dönüşüm Metinde değil, okurun konumundadır.
Okur kendisini muhatap olarak gördüğünde :
• Metin bilgi üretmeyi aşar.
• Çağrıya dönüşür.
• İlişki kurucu olur.
Bu, epistemik bir değişimden çok ontolojik bir yer değiştirmedir.
5. Muhataplığın Açılması
Önce Kitâb okunur ama muhataplık kapalıdır.
Sonra bir dönüşüm gerçekleşir :
• Aynı Metin kalır.
• Fakat artık “okunan şey” değil, “sana yönelen ve hitâb eden şey” olur.
Bu değişim, Hitâb’ın açılmasıdır.
Hitâb, Metin’de sonradan üretilen bir anlam değil; muhataplığın açılmasıyla etkinleşen bir ilişkidir.
6. Sonuç : Hitâb’ın Aslı
Vahyin merkezinde bilgi değil, ilişki vardır.
Kitâb, bu ilişkinin sabit formudur.
Hitâb ise, bu ilişkinin sürekli gerçekleşmesidir.
İnsan, bu ilişkinin ya içinde farkında olarak bulunur ya da içinde olduğu hâlde bunu örtülü yaşar.
Bu nedenle asıl mesele şudur :
• Metin ne söylüyor? değil,
• Ben kime/kiminle muhatabım?!.
Çünkü Kitâb, ancak muhataplık açıldığında Hitâb olur.
Ve Hitâb açıldığında Kitâb artık yalnızca okunmaz; insanı kendine çağırır.
Yorumlar
Yorum Gönder