BİTİK ADAM ve A-B MODELİ

BİTİK ADAM ve A-B MODELİ

Modern İnsanın Krizi : Teşhis mi, Tedavi mi?!.

Bitik Adam modern insanın iç çöküşünü anlatan en sarsıcı metinlerden biridir. Kitabı önemli yapan şey, yalnız psikolojik yoğunluğu değildir; modern bilincin ontolojik yarasını sezmiş olmasıdır.

Giovanni Papini’nin “Bitik Adamı”, başarısız bir insan değildir sadece; O, yorulmuş bilinçtir, kendini taşıyamayan benliktir, merkez olmayı deneyip çöken iradedir, hakikatten kopmuş epistemolojidir.

Bu yüzden kitap yalnız bir bireyin hikâyesi değil; modern çağın metafizik portresidir. Fakat eserin önemli bir eksikliği vardır : Teşhis vardır; tedavi yoktur veya belirsizdir.

İşte burada, bizim A-B modelimiz önemli bir açıklama ve imkân sunuyor.

1. A ve B Nedir?!.

Bu modeli kabaca şöyle düşünebiliriz :

A :

• Hakikat alanı.

• Ontolojik merkez.

• Varlığın kaynağı.

• Anlamın taşıyıcısı.

• İlke, ölçü, mizan.

Din dilinde:

• Hak,

• Ulûhiyet,

• Rubûbiyet,

• Tevhîd,

• Emr,

• Kün hakikati,

• Kitab’ın referans alanı.

B :

• İnsanın algısı, yorumu, bilinci, benliği.

• Zihnimiz,

• Nefsimiz,

• Yorumlarımız,

• Psikolojimiz,

• Kültürümüz,

• İdeolojilerimiz,

• Arzularımız.

İnsan, dünyayı doğrudan A’dan değil, çoğu zaman B üzerinden yaşar.

Sorun da burada başlar.

2. Bitik Adam’ın Trajedisi

Papini’nin yaşadığı şey, aslında B’nin kendi içine kapanmasıdır.

Modern insan şöyle düşünmeye başladı : Hakikatin merkezi benim.

Böyle olunca bilgi araç olmaktan çıktı, benlik kutsallaştı, yorum hakikatin yerine geçti, düşünce ontolojiden koptu.

Artık insan, hakikati arayan değil, hakikati üreten varlık gibi davranmaya başladı.

Bu durum başlangıçta güç hissi verir.

• Özgürlük,

• Üstünlük,

• Sınırsız imkân,

• Entelektüel haz…

Fakat bir süre sonra B, kendi ağırlığını taşıyamaz hâle gelir.

Çünkü B :

• Sınırlıdır,

• Parçalıdır,

• Değişkendir,

• Sonludur.

Sınırlı olan şey, mutlak merkez olamaz.

İşte “bitik adam” buradan doğar.

3. Modern Hastalık : B’nin Kendi İçinde Çürümesi

Bugünün insanı tarihte görülmemiş ölçüde :

• Bilgiye erişiyor,

• Konuşuyor,

• Tüketiyor,

• Görüyor,

• Yorum yapıyor,

• Bağlantı kuruyor.

Ama aynı insan :

• Neden yaşadığını bilmiyor.

• Niçin yorulduğunu anlayamıyor.

• Niçin boşluk hissettiğini açıklayamıyor.

Çünkü modern kriz yalnız psikolojik değildir; varoluşsal ve ontolojiktir.

İnsan artık “varlığı yaşayan” değil, “veriyi işleyen” bir bilince dönüşüyor.

Bu yüzden çağımızın temel hastalıklarından biri şudur :

• Sürekli uyarılmış ama içten kopmuş bilinç. Telefon, ekran, içerik, haber, bildirim, algoritma…

Bütün sistem, B’yi sürekli meşgul ediyor ama meşguliyet, anlam üretemiyor. Aksine :

• Dikkat parçalanıyor.

• Derin düşünme kayboluyor.

• İç merkez zayıflıyor.

• İnsan kendi içine inemiyor.

Böylece insan, kendiyle baş başa kalamaz hâle geliyor.

Sessizlikten korkuyor.

Çünkü sessizlikte, A’dan kopmuşluğun yankısı duyuluyor.

4. Bilgi Patlaması ve Hikmet Çöküşü

Modern çağ bilgi üretiyor; ama anlam taşıyamıyor.

İnsan bugün :

• Binlerce fikir biliyor.

• Yüzlerce görüş görüyor.

• Milyonlarca veriye erişiyor.

Ama bütün bunların içinde, ben kimim, hayat nedir, ne uğruna yaşamalıyım?! sorularına cevap bulamıyor. Çünkü bilgi, ontolojiden kopunca, hikmete dönüşemiyor.

Aslında modern insanın sahip olduğu şeyin aslında bilgi değil, A ile bağı kopmuş enformasyondur. (= Malumat) Bilgi, B’de kalırsa, insana yük yapar, hikmete (= A’ya) bağlanırsa hafifletir.

Bize, çok bilen insan değil, bilgisiyle yönünü bulan insan gerekiyor.

Papini’nin yaşadığı tükenmişlik biraz da buydu : Bilgi arttıkça bütünlüğün kaybolması.

Modern insanın zihni doluyor; ama kalbi hâlâ boş.

5. Benliğin Şişmesi ve Çökmesi

Çağımız insanı sürekli kendisini üretmeye zorlanıyor :

• Kendini gerçekleştir.

• Kendini marka yap.

• Kendini göster.

• Kendini kanıtla.

• Kendini optimize et.

Bu dil ilk bakışta özgürleştirici görünür ama buradaki gizli mesaj şudur : Kendi kurtarıcın ol.

İşte B’nin en büyük yükü burada başlıyor.

Çünkü insan :

• Kendisini yaratamıyor.

• Kendisini taşıyamıyor.

• Kendisine mutlak anlam veremiyor.

Sonuçta, şişen bu benlik kırılganlaşıyor.

Bu yüzden modern insan :

• Eleştiriye dayanamıyor.

• Görünmez olmaktan korkuyor.

• Sürekli onay arıyor.

• Performans düşünce, değersizlik hissediyor.

Çünkü insan, varlık değerini, hakikatten değil, görünürlükten almaya çalışıyor. Bu da insanı içten içe tüketiyor.

6. Haz Ekonomisi ve Anlam Kaybı

Modern sistem insanı sürekli hazza yöneltiyor :

• Hızlı tüketim,

• Kısa dikkat,

• Anlık tatmin,

• Sürekli eğlence,

• Sınırsız seçenek.

Fakat haz arttıkça, tatmin artmıyor. Çünkü insan sadece haz isteyen değil, anlam isteyen bir varlık.

Haz, ânı doldurabilir ama anlamı ve hayatı taşıyamaz.

A’dan kopmuş B, anlam üretemeyince, hazla boşluğu kapatmaya çalışıyor ama boşluk kapanmıyor; yalnız uyuşturuluyor.

Bu yüzden çağımız, hem aşırı haz çağı, hem aşırı depresyon çağıdır.

7. Yorgunluk Neden Bu Kadar Arttı?!.

Modern insan sadece fiziksel olarak değil, ontolojik olarak da yoruldu.

Çünkü sürekli :

• Kendini kurmak,

• Kendini ispatlamak,

• Kendini üretmek,

• Kendini taşımak zorunda hissediyor.

Bu yük, insanın taşıyabileceği bir yük değil.

İnsan merkez olunca, hayat omuzlara çöker.

İşte Papini’nin “Bitik Adamı” burada evrenselleşiyor. Bu, metodolojisiz bir arayışın kurbanıdır. Bizim model, tedavi öneren bir mekanizma sunar. Bunu bu niyet, mizan, zikir gibi köprü kavramlar üzerinden yapar.

Bugün milyonlarca insan dışarıdan normal görünüyor; ama içten içe şu hâli yaşıyor : Yaşıyorum ama neden yaşadığımı bilmiyorum.

Bu, modern nihilizmin gündelik biçimidir.

8. Tedavi Neden Yalnız Psikolojik Olamaz?!.

Bugün birçok yaklaşım :

• Motivasyon,

• Terapi,

• Performans yönetimi,

• Kişisel gelişim,

• Verimlilik teknikleri öneriyor.

Bunların bazıları faydalı olabilir ama temel sorunu çözemiyor.

Çünkü sorun, yalnız zihinsel değil, ontolojik kopuştur.

B’nin yeniden A’ya bağlanması gerekiyor.

Yani, insanın kendisini mutlak merkez olmaktan çıkarması, varlığını yeniden anlamlı görmesi, hakikatle irtibat kurması, bilgiyi hikmete dönüştürmesi gerekiyor.

Tedavi burada başlar.

9. Sonuç : Bitik Adam’dan Çıkış

İnsan, kendini merkeze koyarak kurtulamaz. Çünkü insan mutlak değildir.

İnsanın büyüklüğü Mutlak’la bağ kurabilen bir varlık olmasındadır.

Gerçek iyileşme, B’nin tekrar A’ya yönelmesiyle başlar.

Bu :

• Düşünceden kaçmak değil,

• Dünyayı terk etmek değil,

• Aklı susturmak değil.

Tam tersine, aklı, iradeyi, bilgiyi, hayatı yeniden merkezine yerleştirmektir.

İnsan kendisini Tanrılaştırmaya kalktığında veya Yaratanını unuttuğunda “bitik adam” olur. Hakikate yöneldiğinde ise, yeniden insan olmaya başlar.

Martin Heidegger buna “varlığın unutuluşu” diyordu.

Friedrich Nietzsche, “Tanrı öldü” derken, merkez kaybının sonuçlarını görüyordu.

Carl Gustav Jung, modern insanın iç bütünlüğünü kaybettiğini, bilinçdışının bastırıldığını, personanın hakikatin yerini aldığını söylüyordu.

Byung-Chul Han, modern insanın artık dış baskıyla değil, kendi performans zorlamasıyla yorulduğunu ve tükendiğini söylüyordu.

Bu isimlerin hepsi farklı cephelerden aynı yaraya parmak basıyor : İnsan merkez oldu ama kendisini taşıyamadı.

Onlar çöküşü tarif etti, A-B modeli ise, çıkışı (merkezi) işaret ediyor ve tedavi öneriyor.

A-B modeli ilginç bir sentez gücüyle bütün bunları tek bir noktada toplayabiliyor : B’nin A’dan kopması.

Bu yüzden model, yalnız psikolojik değil; onto-epistemik açıklama gücü de taşıyor.

Bu düşünürlerin çoğu teşhisleri, güçlü; fakat “hakikatle yeniden bağ” konusunda ya suskunlar ya kırılganlar ya da bilgisizler. Bunlar, yalnız çözülmeyi veya çürümeyi anlatıyorlar; yön göstermiyorlar, tedavi önermiyorlar.

Modeldeki :

• Tevhîd,

• Zikir,

• Kitâb,

• Niyet,

• İrade,

• Mizan,

• Ontolojik bağ, vb. kavramlar, yalnız dînî kavram olarak değil, insanın dağılmasını engelleyen yapılar olarak da iş görür.

Çünkü modern insanın en büyük problemi artık “bilgisizlik” değil; yönsüzlük ve merkezsizlik. Yönsüz ve merkezsiz bilinç, ne kadar parlak olursa olsun, uzun süre kendisini taşıyamıyor, sağa-sola yalpalıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP