İMAN-AMEL

#İman #Amel #Mü'min #SalihAmel #İmanAmeldenBirCüzmüdür

İMAN-AMEL

Mü’min, imanını amel, amelini iman yapan adamdır. Çünkü iman ile amel aynı şey değildir; ama birbirinden kopuk da değillerdir.

İslâm düşüncesinde genel çerçeve şudur : İman, kalbin tasdiki, yönelişi, kabulü; amel, bu imanın dış dünyada tezahürü, pratiği, görünüşü; yani, iman kök, amel meyve.

İmanını amel, amelini iman yapan, şunu bilir : İman sadece zihinsel bir kabul değildir.

Yaşantıya dönüşmeyen iman eksiktir.

Burada kritik bir risk de var : Eğer “iman = amel” gibi anlaşılırsa şu sorunlar çıkar : Amel zayıflayınca iman da yok sayılır. İnsan sürekli performans üzerinden değerlendirilir. İçsel tasdik geri plana itilir. Bu, İslamî dengede kabul edilmez.

Daha dengeli ve daha sağlam ifade şudur : Mü’minin imanı hayatına yön verir; ameli de imanını görünür kılar.

Burada iman, merkez ve yön; amel, tezahür ve dışa vurumdur. Bu, modern “praksis” kavramı ile de uyumludur. Praksis fikri açısından iman, yön; amel, o yönün yaşanması. Yani iman bir fikir değil, yönlendiren merkezdir; amel de o merkezin hayat içindeki görünümüdür.

Netleştirme : Mü’min, imanını hayatına indiren ve ameliyle de onu görünür hâle getiren adamdır; yine de iman ile amel özdeş değildir, birbirini taşıyan iki düzlemdir.

Nihâî tahlilde imanı ve ameli birbirinden ayırmak, insanı da ikiye ayırmaktır.

Bilgi düzeyindeki ayrım, zorunlu ve sağlıklıdır; çünkü insan zihni :

• Analiz eder,

• Parçalar,

• Kategorize eder.

Bu yüzden iman-amel, niyet-davranış, iç-dış gibi ayrımlar epistemik olarak zorunludur. Çünkü zihin, bütünü anlamak için parçalar. Ama hayat düzeyinde parçalı yapı işlemez; bütünlük şarttır. Hayat düzeyinde ayrım mümkün değildir.

Burada kast edilen şudur :

• İnsan tek bir varoluştur.

• Yaşadığı şey/hayat, bütünleşik bir akıştır.

• İman ve amel pratikte iç içe geçer.

Yani iman ile amel teoride ayrılır, yaşamda birleşir.

Ayrım, analitik düşünmek için gereklidir; kopuş, ontolojik olarak insanı böler. Sorun ayrım değil, kopuşun mutlaklaştırılmasıdır.

İman zihinde “yön” olarak kavranır.

Amel o yönün hayat formudur.

Ama pratikte insan aynı anda hem inanır hem yaşar.

Bu yüzden iman amel üretir; amel imanı görünür kılar. Daha teknik ifade edersek, insan zihni gerçekliği analiz için böler; fakat varoluş düzeyinde insan, tek bir bütün olarak yaşar; bu nedenle iman ve amel epistemik olarak ayrılabilir ama ontolojik olarak ayrılamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP