DMM = DEZENFORMASYONLA MÜCADELE MERKEZİ
#DMM #Dezenformasyon #Enformasyon
DMM = DEZENFORMASYONLA MÜCADELE MERKEZİ
Bugünün dünyasında bilgi akışı çok katmanlı, hızlı ve dağıtık bir yapıya dönüşmüştür. Eski dönemde medya, daha çok merkezî patronajlar üzerinden gündem üretirken; bugün, platformlar, algoritmalar, sosyal ağlar, YZ, devlet iletişimi ve içerik üreticilerinin birlikte oluşturduğu bir etki ekosistemi vardır. Bu yapıda güç, bilgiye sahip olmaktan çok bilgiyi görünür kılma ve çerçeveleme kapasitesine kaymıştır.
Bu nedenle artık mesele, “gerçek ne?” sorusundan çok, “gerçek nasıl sunuluyor ve nasıl algılanıyor?” sorusudur. Aynı olay, farklı çerçeveler içinde tamamen farklı “gerçeklikler” üretebilir. Bu da bilgi değil, algı üretiminin merkezde olduğu bir düzen anlamına gelir.
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi gibi yapılar bu yeni ortamda ortaya çıkan “doğrulama”! ihtiyacının bir parçasıdır. Ancak bu tür kurumlar, sadece bilgiyi düzeltmekle kalmaz; aynı zamanda hangi bilginin “doğru”, hangi çerçevenin “meşru” olduğuna dair bir sınır alanı da oluştururlar. Bu yüzden mesele yalnızca “doğru/yanlış bilgi” değil, bilginin hangi çerçevede sunulduğu meselesidir.
Bu karmaşık yapı içinde en büyük risk, aşırı bilgi ve aşırı yorumun zihinde “paralizi” üretmesidir: yani sürekli değerlendirme nedeniyle karar verememe ve eylemsizlik dırumu. Bu durumdan çıkış, her bilgiyi eşit derinlikte analiz etmek değil; bilgiyi, eyleme etkisi üzerinden filtrelemektir.
Eylemi değiştirmeyen bilgi, zihinsel gürültü haline gelir.
Bu noktada sistemin dağınıklığını toparlayan şey “ana ilke”dir. Ana ilke, tüm yorumların ve değerlendirmelerin üzerinde duran bir referans eksenidir. Çoğul yöntemler ve farklı bilgiler olabilir; ancak bunları bir arada tutan şey, tek bir üst ölçüttür. Aksi halde çoklu ilke ve çerçeve, karar çatışması ve sistemsel belirsizlik üretir.
Bu çerçeve, tarihsel ve düşünsel olarak da şu gerilime bağlanır : Tek referanslı sistemler tutarlılık üretirken, çok merkezli ve çerçevesi dağılmış sistemler iç gerilim ve belirsizlik üretir. Ancak burada kritik nokta, sorunun sadece “tek ya da çok merkez” olması değil; geri bildirim mekanizmasının çalışıp çalışmamasıdır. Küçük hatalar her sistemde vardır; fakat güçlü geri bildirim varsa düzeltilir, zayıfsa birikir ve normalleşir.
Sonuç olarak bugünün sofistike düzeni, bilgi eksikliğinden değil, bilgi fazlalığından ve çerçeve rekâbetinden kaynaklanan bir algı ortamıdır. Buna karşı en temel zihinsel denge prensibi şudur : Tüm bilgiyi analiz etmeye çalışma!; eylemi değiştirmeyen bilgiyi ele!. Değerlendirmeleri tek bir ana ilkeye göre süz!; aksi halde zihin dağılır, karar mekanizması kilitlenir.
Yorumlar
Yorum Gönder