PİŞMANLIĞIN ONTOLOJİSİ

Pişmanlığın Ontolojisi

“Yâ leytenî…”

Kur’an’daki en ağır ifadelerden biridir bu. Çünkü bu sözde artık inkâr yoktur. Savunma yoktur. Retorik yoktur. Kendini kandırma imkânı yoktur.

Sadece çıplak hakikat vardır.

Dünyada insan, kendisi hakkında hikâyeler kurar. Kendini yorumlarla örter. Yanlışını gerekçelendirir. Nefsini yeniden anlatır. Hakikati eğip büker. Kendine başka bir benlik inşâ eder.

Ama parantez kapanınca anlatılar da kapanır. (Doğumla bu parantez açılır, ölümle kapanır.)

Orada artık insan, söylediğiyle değil; olduğu şeyle karşılaşır.

“Yâ leytenî” işte bu karşılaşmanın sesidir.

Bu yüzden bu ifade basit bir üzüntü değildir. Çünkü dünyadaki pişmanlıkların çoğu hâlâ egonun içindedir :

• Keşke kaybetmeseydim,

• Keşke yanlış yatırım yapmasaydım,

• Keşke onu bırakmasaydım,

• Keşke bunu söyleseydim…

Bunlar hâlâ dünyanın dili.

Ama Kur’an’daki “yâ leytenî” ontolojik bir kırılmadır. İnsan, ilk kez kendisini hakikat ışığında görür.

Ve şunu fark eder :

• Ben, yaptıklarımdan ayrı değildim.

• Ben seçimlerimdim.

• Ben yönelişlerimdim.

• Ben bağlandığım şeydim.

İşte dehşet burada başlar.

Çünkü insan dünyada amellerini dışsallaştırır ve bir hata yaptım, der.

Ama orada görür ki hata, yaptığı bir şey değil; dönüşmüş olduğu şeydir.

Zulüm sadece yapılan fiil değildir artık; kişiliğin geometrisine dönüşmüştür.

Kibir, gelip geçen duygu değildir; varlığın yönü olmuştur.

Merhametsizlik, tekil davranış değildir; kalbin biçimi olmuştur.

Bu yüzden artık bu pişmanlık çok derindir.

Çünkü insan, yanlış yaptım demekten öte, yanlış bir şeye dönüştüm, hakikatiyle yüzleşir.

Ve orada artık zaman yoktur.

Bir ömür, tek bir yön olarak açılır.

Ve insan der ki : “Yâ leytenî... = keşke ...”

Keşke falancayı kendime dost edinmemiş olsaydım. (25/28.)

Keşke (gelecek) hayatım için önceden (dünyada) bir hazırlık yapsaydım. (89/24.)

Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım. (18/42.)

Keşke toprak olsaydım. (78/40.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP