ŞİDDET VE NEFRET
ŞİDDET VE NEFRET : MODERN PSİKOLOJİ VE KAYNAK PROBLEMİ
Şiddet ve nefret, genellikle “duygu patlaması” olarak anlaşılır. Oysa bu yüzeydir. Daha derinde mesele, duygunun varlığı değil; psişik enerjinin hangi yapıya bağlandığıdır.
Bu noktada modern psikoloji üç büyük açıklama hattı üretir :
1) Freud : Bastırma ve Geri Dönüş (İd-Ego-Süperego)
Sigmund Freud şiddeti temel olarak şu yapı içinde okur :
İd : Ham dürtü (saldırganlık, libido, haz).
Süperego : İçselleştirilmiş yasa/ahlâk.
Ego : Aracı yapı.
Şiddet burada çoğunlukla bastırılmış dürtünün geri dönüşü olarak ortaya çıkar. Yani enerji bastırılır, yön değiştiremeden geri döner, patlama üretir.
Freud’un diliyle şiddet, kontrol edilemeyen iç gerilim boşalımıdır.
Sınırlılık : Bu model yön (hakikat/ölçü) boyutunu neredeyse hiç içermez. Şiddeti “psişik basınç” olarak okur.
2) Jung : Gölge ve Bilinçdışı Bütünlük
Carl Jung ise şiddeti farklı bir yerden kurar : Her insanın “gölge” yönü vardır.
Bastırılan özellikler bilinçdışına itilir.
Bastırılan gölge, projeksiyonla dışarı yansıtılır.
Bu durumda nefret, kişinin kendi gölgesini dışarıda görmesi hâline gelir. Yani “kötü” sandığım şey, çoğu zaman benim kabul etmediğim tarafımdır.
Sınırlılık : Jung daha bütüncül olsa da, yine de “ontolojik yön” (A gibi bir referans) vermez; psikeyi kendi içinde dengeler.
3) Mihaly Csikszentmihalyi : Akış ve Optimal Düzen
Mihaly Csikszentmihalyi şiddeti doğrudan konuşmaz ama dolaylı olarak şunu önerir : Dağınık bilinç, kaos ve tatminsizlik. Flow (akış), düzen, odak, tatmin.
Burada şiddet, parçalanmış dikkat ve kontrolsüz motivasyonun sonucu olarak dolaylı biçimde anlaşılabilir. Ama kritik sınır şudur : Flow = optimal deneyim fakat optimal deneyim ahlâkî yön demek değildir. Yani yüksek düzen, doğru yön garantisi vermez.
4) A-B MODELİNDE HİZALANMA
Bu model üç yaklaşımı tek bir eksende toplar :
B : İnsanın İç Sistemi (= Dürtü + Gölge + Bilinç + Motivasyon).
A : Hakikat / Ölçü / Yön.
Burada temel tez şudur : Şiddet, enerji fazlalığı değil; yön kopmasıdır.
Freud’da, enerji patlaması; Jung’da, gölge projeksiyonu; Csikszentmihalyi’de, dikkat organizasyonu, yönsüz sistemin kendini hakikat sanmasıdır.
5) BİRLEŞTİRİCİ FORMÜL
Bu dört yaklaşımı tek cümlede toplarsak : Freud’da bastırılmış enerji geri döner. Jung’da bastırılmış parça dışarıya yansıtılır. Csikszentmihalyi’de dağınık dikkat kaos üretir.
A-B modelinde yönsüz sistem şiddet üretir.
6) KRİTİK SONUÇ
Şiddet ve nefret, sadece bastırma problemi değildir (= Freud); sadece gölge problemi değildir (= Jung); sadece dikkat problemi değildir (= Csikszentmihalyi). Bunların hepsi yan yüzlerdir.
Asıl düğüm : Enerjinin bir yön (A) ile bağının kopmasıdır.
7) SON CÜMLE
Şiddet, insanın içinde bir şeyin “fazla olması” değil; insanın içinde olan şeyin nereye ait olduğunu kaybetmesidir.
Yorumlar
Yorum Gönder