YÜZLER VE MASKELER
Yüzler ve Maskeler
Giriş : İnsan Bir Yüz İnşa Eder
İnsan sadece yaşayan bir varlık değildir; aynı zamanda bir “yüz” inşa eden varlıktır. Bu yüz, biyolojik çehreden ibaret değildir. İnsan :
• Seçimleriyle,
• Niyetleriyle,
• Sevgileriyle,
• Korkularıyla,
• Yönelişleriyle,
• Kulluklarıyla kendi ontolojik sîmasını oluşturur.
Dünya hayatı ise büyük ölçüde maskeler alanıdır.
İnsan burada :
• Rol oynayabilir,
• Kendisini saklayabilir,
• Hakikati örtebilir,
• Görünüş üretebilir,
• Ahlâk performansı sergileyebilir,
• Dindarlığı kimliğe dönüştürebilir, hatta kendisini bile kandırabilir.
Bu yüzden Kur’an’ın en sarsıcı ifadelerinden biri şudur : “Yevme tüble’s-serâir. = Sırların açığa çıkarıldığı gün.” (Târık, 9.)
Bu âyet, sadece gizli bilgilerin ifşâsını anlatmaz. İnsan varlığının hakîkî yüzünün açığa çıkmasını da anlatır.
1. Serâir : İçte Saklanan Hakikat
“Serâir”, insanın iç dünyasında sakladığı hakikatlerdir :
• Niyet,
• Yöneliş,
• Gizli kibir,
• Riya,
• Sevgi,
• Korku,
• Hased,
• İman,
• İnkâr,
• Teslimiyet,
• Benlik tutkusu...
İnsan, dünyada bunları örtebilir. Çünkü dünya :
• Zamanın,
• Bedenin,
• Arzuların,
• Toplumun,
• Nefsin,
• Alışkanlıkların oluşturduğu perdeler alanıdır.
Burada insan, çoğu zaman gerçek yüzüyle değil; ürettiği persona ile yaşar.
Modern çağ bu maskeleri daha da büyütmüştür.
Bugün :
• İmaj,
• Profil,
• Marka,
• Görünür başarı,
• Sosyal medya kimliği,
• Kamusal ahlâk,
• Performatif duyarlılık insanın hakikî yüzünün önüne geçebilmektedir.
Çağ, görünmeyi hakikate tercih etmeye başlamıştır.
Fakat Kur’an’ın söylediği şudur : Son hesap görünüş üzerinden değil; serâir üzerinden olacaktır.
2. Maskenin Ontolojisi
Maske sadece yalan söylemek değildir.
Maske :
• İnsanın kendisine ait olmayan bir yüz üretmesidir.
• Görüntü ile hakikat arasındaki yarığın büyümesidir.
• Personanın hakikatin önüne geçmesidir.
Bazen insan başkalarını değil, kendisini oynar.
İnsan :
• Güçlü görünmek için,
• İyi görünmek için,
• Dindar görünmek için,
• Haklı görünmek için,
• Ahlâklı görünmek için kendi içinde başka, dışarıda başka bir yapı kurabilir.
Kur’an’ın nifaka bu kadar sert yaklaşmasının sebebi budur.
Çünkü nifak, hakikat ile görünüş arasındaki yarığın kurumsallaşmasıdır.
Burada artık sadece hata değil, ontolojik bölünme vardır.
3. Mü’min, Kâfir, Münafık, Müşrik
Kur’an’daki temel insan tipleri, bir bakıma “yüz” ve “maskeler” üzerinden de okunabilir.
Mü’min
Mü’min, hakikate yönelişi sahicileştirmeye başlayan insandır.
Mü’min, kusursuz biri değildir; fakat yönü hakikatedir.
Mü’min, içi ile dışı arasında mümkün olduğunca birlik kurmaya çalışır.
Bu yüzden :
• Sıdk,
• İhlâs,
• Emanet,
• Sadakat Mü’minin merkezî vasıflarıdır.
Mü’min, maskesizleşmeye çalışan insandır.
Kâfir
“Küfür”ün kökü “örtmek”tir.
Kâfir, hakikatin üzerini örten insandır.
İnsanda hakikate açıklık, marifet istidadı ve fıtrî yöneliş imkânı vardır. Küfür çoğu zaman :
• Örtme,
• Bastırma,
• Yüz çevirme,
• Kibir,
• Çıkar,
• Gaflet,
• İnat üzerinden işler.
Burada mesele sadece bilgisizlik değildir.
Hakikatin üzeri, benlik ve dünya ile kapatılır.
Münafık
Münafık, dışta iman dili kullanıp içte başka merkeze yönelen insandır.
Burada :
• Dil başka,
• Kalp başka,
• Yöneliş başka,
• Ontolojik kıble başkadır.
Bu yüzden nifak, sadece ahlâkî problem değil; varoluşsal parçalanmadır.
Burada insan iki ayrı yüz üretmeye başlar. Ve zamanla maske, yüzün yerini almaya çalışır.
Müşrik
Şirk, merkezin parçalanmasıdır.
Hakikatin yanına başka mutlaklar koymaktır.
Müşrik :
• Gücü,
• Parayı,
• Arzuyu,
• Statüyü,
• İdeolojiyi,
• Benliği,
• Dünyayı nihâî referans hâline getirebilir.
Bu nedenle şirk, sadece putlara tapmak değildir.
Şirk, kalbin tek merkeze teslim olamaması hâlidir.
İnsan bölünmüş sadakatlerle yaşamaya başlar.
4. Levinas ve Yüz Meselesi
Emmanuel Levinas’ın “yüz” kavramı burada dikkat çekici bir imkân sunar.
Levinas için yüz :
• Biyolojik çehre değildir,
• Ötekinin çıplak hakikatidir,
• İnsanın indirgenemez oluşudur.
Yüz bana : “öldürmeyeceksin” çağrısı yapar, der.
Bu nedenle yüz :
• Etik çağrıdır,
• Sorumluluktur,
• Maskenin kırılmasıdır.
Modern sistemler insanı :
• Nesneye,
• Veriye,
• Kimliğe,
• Role,
• Fonksiyona indirgerken; Levinas yüzü yeniden görünür kılmaya çalışır.
Fakat Levinas, etiği ontolojiye tam bağlayamaz. Onun temel korkusu şudur : Ontoloji insanı sistem içinde eritmiştir.
Bu yüzden o, etik ilk felsefedir, der.
Ancak etik sağlam ontolojik zemine dayanmazsa uzun vadede havada kalır. O zaman şu soru ortaya çıkar : Neden sorumluyum?!.
Modern çağın krizi biraz da budur.
İnsan hakları, eşitlik, merhamet ve insan onuru savunulur; fakat bunların metafizik temeli giderek zayıflar.
Ontolojiden kopan etik zamanla :
• Performansa,
• Duyguya,
• Faydaya,
• Toplumsal onaya,
• Görünür erdeme indirgenebilir.
Kur’an ise :
• Ontolojiyi,
• Epistemolojiyi,
• Etiği birbirinden kopuk görmez.
Kur’an’a göre ahlâk, varlığın hakikatiyle uyumlu yaşamaktır.
Bu nedenle :
• Adâlet, ontolojik gereklilik,
• Merhamet, Rahmânî tecelliye iştirak,
• Kibir, varlık nisbetini bozma,
• Zulüm, şeyi yerinden etme,
• Yalan, hakikat yapısına saldırı olarak okunabilir.
5. Etik Maskeler
İnsanın en tehlikeli maskesi çoğu zaman “iyi insan maskesi”dir.
Çünkü :
• Ahlâk,
• Vicdan,
• Merhamet,
• Hak savunusu,
• Tevazu,
• Fedakârlık, hatta dindarlık bile benlik üretimine dönüşebilir.
Kur’an’ın riyâ ve ucûb/ucb üzerinde bu kadar durmasının sebebi budur.
İnsan :
• Hakikati değil, “haklı görünmeyi”,
• Merhameti değil, “iyi insan imajını”,
• Adâleti değil, “ahlâkî üstünlük hissini” aramaya başlayabilir.
Modern çağın dijital ahlâkı çoğu zaman bu tehlikeyi taşır.
Görünür duyarlılık artarken, sahici merhamet azalabilir.
Çünkü etik, bazen hakikati değil; benliği beslemeye başlar.
İşte “yevme tüble’s-serâir” burada tekrar belirir.
Çünkü o gün :
• Sloganlar değil,
• Performanslar değil,
• İmajlar değil,
• Maskeler değil,
• Etik vitrinler değil, insanın gerçek yönelişi ortaya çıkacaktır.
6. Âhiret : Maskelerin Çöküşü
Âhiret, sadece hesap günü değildir, maskelerin çöktüğü yerdir.
Orada :
• Görüntü ile hakikat ayrışır,
• Persona dağılır,
• Savunma mekanizmaları çözülür,
• İnsan kendisiyle karşılaşır.
Kur’an’ın bazı âyetlerinde :
• Gözlerin keskinleşmesi,
• İnsanın kitabını kendisinin okuması,
• Gizlinin açığa çıkması,
• Kalplerin ortaya dökülmesi hep bu hakikate işaret eder.
İnsan orada, kim olduğunu sandığı kişiyle değil, gerçekte dönüştüğü şeyle karşılaşacaktır.
Bu nedenle cennet ve cehennem sadece dışsal mekânlar değil; aynı zamanda insanın kendi hakikatiyle karşılaşmasının sonuçları olarak da okunabilir.
Sonuç : Sahicilik Bir Ontoloji Meselesidir
İnsan hayatının temel sorusu şudur : Ben gerçekte/n neyi seviyorum?!.
Çünkü o gün insanın hakîkî yüzünü :
• Bilgisi değil,
• Sloganı değil,
• Kimliği değil,
• Görünüşü değil, nihâî sevgisi belirler.
İnsan neye teslim oluyorsa, zamanla ona dönüşür.
Bu yüzden sahicilik sadece psikolojik dürüstlük değildir.
Sahicilik :
• Hakikatle uyum,
• İç ve dışın birleşmesi,
• Yönelişin tekleşmesi,
• Maskelerin çözülmesi,
• Ontolojik kıblenin berraklaşmasıdır.
Ve belki “yevme tüble’s-serâir”in en sarsıcı tarafı şudur : O gün insanın ne söylediği değil; neye dönüştüğü ortaya çıkacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder