KUR’ÂN’IN BİLGİ TEORİSİ
Kur’ân’ın Bilgi Teorisi : Epistemolojinin Ontolojisi
Giriş : Bilgi Meselesi mi, İnsan Meselesi mi?!.
Modern epistemoloji çoğu zaman şu sorular etrafında şekillenir.
• Bilgi nedir?!.
• Doğru bilgiye nasıl ulaşılır?!.
• Öznenin bilgi sınırları nelerdir?!.
• Nesnel gerçeklik nasıl doğrulanır?!.
Bu çerçevede bilgi :
• Bilen özne,
• Bilinen nesne,
• Yöntem,
• Doğrulama arasındaki ilişki üzerinden ele alınır.
Kur’ânî çerçevede ise mesele yalnızca “bilgi üretimi” değildir. Bilgi, insanın varlık yapısından, yönelişinden, ahlâkından, dikkat tarzından ve hakikatle ilişkisinden bağımsız düşünülmez.
Dolayısıyla Kur’ân’ın bilgi dili :
• Yalnız epistemolojik değil,
• Aynı zamanda ontolojik,
• Etik,
• Teleolojik,
• Fenomenolojik bir yapıya sahiptir.
Burada asıl soru : İnsan hakikate nasıl açılır?! sorusudur.
Bu nedenle Kur’ân’da :
• Gaflet,
• Kibir,
• Hevâ,
• Zulüm,
• Unutma yalnız ahlâkî problemler değil; epistemik kapanma biçimleridir.
Aynı şekilde :
• Zikir,
• Tefekkür,
• Tedebbür,
• Tezekkür,
• Tefakkuh,
• Teemmül de yalnız düşünme teknikleri değil; hakikatle ilişki kurma kipleridir.
1. Kur’ânî Epistemolojinin Temel Özelliği
Kur’ân’da bilgi :
• Salt veri birikimi değildir,
• Nötr bir zihinsel işlem değildir,
• Yalnızca temsil değildir.
Bilmek bazen :
• Görmek,
• Yönelmek,
• Fark etmek,
• Hatırlamak,
• Bağ kurmak,
• İçsel yankı duymak,
• Hakikate açılmak anlamına gelir.
Bu yüzden Kur’ân sık sık :
• Akletmeye,
• Düşünmeye,
• İbret almaya,
• Tezekküre,
• Tedebbüre,
• Tefakkuha çağırır.
Bu çağrılar, insan idrakinin farklı boyutlarını gösterir.
2. “Ve Alleme Âdem'el-Esmâe Küllehâ” : Bilginin Ontolojik Temeli
“Ve alleme Âdeme’l-esmâe küllehâ...” (Bakara, 2/31.)
Bu âyet, insanın bilgiyle ilişkisini kurucu bir düzlemde ele alır.
Buradaki “öğretme” yalnızca dışarıdan bilgi aktarımı değildir.
İnsana :
• İsim verme,
• Anlamlandırma,
• İlişki kurma,
• Sınıflandırma,
• Temsil üretme,
• Hakikate yönelme istidâdı verilmiştir.
Dolayısıyla insan :
• Sadece gören değil, aynı zamanda
• Anlam veren,
• Okuyan,
• Yorumlayan,
• İşaret kuran bir varlıktır.
Bu yönüyle bilgi, insanın dışına sonradan eklenmiş bir araç değil, insan varlığının kuruluşuna içkin bir boyuttur.
Buradan şu sonuç çıkar : Epistemoloji, ontolojiden bağımsız değildir.
İnsanın nasıl bildiği, insanın nasıl bir varlık olduğu ile doğrudan ilişkilidir.
3. Kur’ânî İdrak Kipleri
Kur’ân’da geçen bazı temel kavramlar, insan idrakinin farklı yönlerini açığa çıkarır.
Bunlar birbirinden tamamen kopuk kategoriler değil; aynı insanî hareketin farklı yönleridir.
A. Teakkul = تعقل
Kök
“Akl”; bağlamak, tutmak, ilişkilendirmek anlamlarını taşır.
Temel Hareket
• İlişkileri kurma,
• Dağınık olanı toplama,
• Neden-sonuç bağları kurma,
• Örüntüyü görme.
Epistemolojik Boyut
Teakkul :
• Analitik ilişki kurma,
• Yapılandırma,
• Anlam örgüsü oluşturma hareketidir.
Ontolojik Boyut
Teakkul, varlığın :
• Kaotik değil,
• İlişkilendirilebilir,
• Okunabilir,
• Düzenli olduğunu varsayar.
Etik Boyut
Hevâ ve kibir, doğru ilişki kurmayı bozabilir. Bu nedenle akıl yalnızca zihinsel kapasite değildir.
B. Tefekkür = تفكر
Kök
F-K-R kökünden gelir.
Temel Hareket
• Yoğun düşünsel dolaşım,
• Dikkat yoğunlaştırma,
• Anlam üzerinde çalışma,
• Varlık üzerinde derinleşme.
Fenomenolojik Boyut
Tefekkür :
• Varlığa dikkatle yönelme,
• Görünen üzerinde yoğunlaşma,
• Anlamın görünür hâle gelmesine izin verme hareketidir.
Ontolojik Boyut
Tefekkür :
• Varlığın anlamsız veri yığını olmadığını,
• Okunabilir olduğunu,
• Kendini tamamen kapatmadığını varsayar.
Teleolojik Boyut
Kur’ân’da tefekkür çoğu zaman :
• Yaratılış,
• Gece-gündüz,
• Ölüm-diriliş,
• Gökler ve yer üzerinde gerçekleşir.
Yani düşünce, soyut değil, hakikate yönelmiş bir dikkat hareketidir.
C. Tedebbür = تدبر
Kök
D-B-R kökünden gelir. “Arka”, “akıbet”, “sonuç” anlam alanına açılır.
Temel Hareket
• Görünenin arkasına geçmek,
• Bağlamı görmek,
• Öncesi-sonrası içinde okumak,
• Akıbeti kavramak.
Bağlam Boyutu
Tedebbür :
• Şeyleri yerli yerine oturtma,
• Bütün içindeki konumunu görme,
• Siyak-sibak ilişkisi kurma hareketidir.
Teleolojik Boyut
Tedebbür yalnızca geçmiş bağlam değil; gelecek ve sonuç da içerir.
Buradaki temel soru : Bu nereye gider?! sorusudur.
Fenomenolojik Boyut
Tedebbür :
• Yüzeyde kalmamayı,
• Görünüşün arka yüzünü aramayı,
• Fenomeni işaret olarak okumayı ifade eder.
D. Tezekkür = تذكر
Kök
Z-K-R kökünden gelir.
Temel Hareket
• Hatırlayarak uyanma, canlanma,
• Üstü örtülmüş olanın yeniden görünür hâle gelmesi,
• İç yankının canlanması.
Ontolojik Boyut
Tezekkür :
• İnsanın hakikate bütünüyle yabancı olmadığını,
• Fıtratın hakikate ayarlı olduğunu îmâ eder.
Fenomenolojik Boyut
Burada bilgi :
• Dışarıdan veri yüklenmesi değil,
• İçeride yankı bulmasıdır.
Bu yüzden tezekkür çoğu zaman :
• Vicdan,
• Fıtrat,
• İçsel tanışıklık hissi taşır.
Etik Boyut
Gaflet, unutma ve dünyevî yoğunlaşma tezekkürü örtebilir.
E. Teemmül = تأمل
Kök : E-M-L.
Temel Hareket
• Yoğun bakış,
• İçe dönük dikkat,
• Hikmet arayışı,
• Maksada yönelme.
Teleolojik Boyut
Teemmül özellikle :
• Amaç,
• Hikmet,
• Yön,
• Nihaî anlam arayışı taşır.
Tedebbür, bu neyin içinde sorusuna yaklaşırken, teemmül, bu ne için sorusuna yaklaşır.
Fenomenolojik Boyut
Teemmül :
• Yalnızca düşünmek değil,
• Dikkatle beklemek,
• Anlamın açılmasına alan bırakmak gibidir.
F. Tefakkuh = تفقه
Kök : F-Q-H.
Temel Hareket
• Nüfuz edici kavrayış,
• Derin anlayış,
• Meselenin ruhunu idrak.
Epistemolojik Boyut
Tefakkuh :
• Ezberden farklıdır,
• Yüzeysel bilgiden farklıdır.
Burada mesele :
• Bilgiyi taşımak değil,
• Hakikatin iç yapısına nüfuz etmektir.
Ontolojik Boyut
Tefakkuh :
• Anlamın yalnızca dış yüzeyde bulunmadığını,
• Hakikatin iç derinlik taşıdığını varsayar.
Etik Boyut
Kur’ân : “Kalpleri vardır, onunla fıkhetmezler.” der. Bu, tefakkuhun yalnızca zihinsel değil; aynı zamanda kalbî bir açıklık gerektirdiğini gösterir.
4. Kur’ânî Epistemolojinin Çok Katmanlı Yapısı
Bu kavramlar birlikte düşünüldüğünde Kur’ân’ın bilgi anlayışının :
• Çok katmanlı,
• İlişkisel,
• Dönüşümsel,
• Etik,
• Ontolojik,
• Teleolojik,
• Fenomenolojik bir yapı taşıdığı görülür.
Burada bilgi, yalnızca nesneyi temsil etmek değil, hakikatle ilişki kurmaktır.
Bu yüzden Kur’ân’da :
• Görmek,
• Duymak,
• Akletmek,
• Tezekkür etmek,
• Tefakkuh etmek birbirinden tamamen kopuk değildir.
5. Fenomen, İşaret ve Hakikat
Modern düşüncenin önemli kırılmalarından biri de fenomenin kendi üzerine kapanmasıdır. Bu durumda görünüş, yalnızca görünüş hâline gelir.
Kur’ânî çerçevede ise fenomen :
• Kendi üzerine kapanmaz,
• İşaret olur,
• Âyet olur.
Dolayısıyla :
• Eşya,
• Tarih,
• İnsan,
• Doğa,
• Olaylar yalnızca veri değil; hakikate açılan işaret alanlarıdır.
Bu yüzden Kur’ân sık sık : “Âyetlerimizi göstereceğiz...” dilini kullanır.
Buradaki “âyet” :
• Yalnızca Metin âyeti değil,
• Varlık işareti,
• Anlam taşıyıcısı,
• Gakikate açılan fenomen olarak okunabilir.
6. Bilginin Etik Boyutu
Kur’ân’da bilgi etik olarak nötr değildir.
Çünkü :
• Kibir,
• Hevâ,
• Zulüm,
• Nankörlük,
• Gaflet idrak bozukluğu oluşturabilir.
Aynı şekilde :
• Takvâ,
• İhlas,
• Sabır,
• Zikir de hakikate açıklık üretebilir.
Dolayısıyla insan nasıl yaşıyorsa, öyle görmeye başlar.
Burada etik, yalnızca bilginin sonucu değil, bazen de bilginin şartıdır.
7. Epistemolojinin Ontolojisi
Bütün bu yapı birlikte düşünüldüğünde şu sonuca ulaşılır : Kur’ân’da epistemoloji, ontolojiden ayrılmaz.
Çünkü :
• Hakikatin yapısı,
• İnsanın yapısı,
• Dikkat biçimi,
• Ahlâkî yöneliş,
• Kalbin açıklığı, bilme fiilinin içinde yer alır.
Dolayısıyla burada bilgi, yalnızca zihinsel temsil değil, insanın hakikatle ilişkilenme tarzıdır.
Bu nedenle Kur’ânî epistemoloji :
• Yalnızca bir bilgi teorisi değil,
• Aynı zamanda bir insan teorisi,
• Varlık teorisi,
• Dikkat teorisi,
• Anlam teorisi olarak okunabilir.
Sonuç
Kur’ân’ın bilgi dili, salt enformasyon dili değildir.
Bu dil :
• İnsanın hakikatle ilişkisini,
• Varlığın anlam yapısını,
• Dikkat ve idrak biçimlerini,
• Unutma ve hatırlama süreçlerini,
• Etik yönelişleri,
• Amaç ve akıbet bilincini, aynı bütün içinde ele alır.
Bu nedenle :
• Teakkul,
• Tefekkür,
• Tedebbür,
• Tezekkür,
• Teemmül,
• Tefakkuh, yalnızca zihinsel faaliyetler değil; insanın hakikat karşısındaki varoluş kipleridir.
Ve belki Kur’ân’ın temel çağrılarından biri şudur : İnsan, yalnızca bilen değil; hakikate açılabilen bir varlık olmalıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder