GÖZYAŞI

Gözyaşı

Gözyaşı sadece biyolojik bir sıvı değildir; ontolojinin, psikolojinin ve bedenin kesiştiği bir “taşma hâli”dir. İnsan bazen düşünerek değil, ağlayarak hakikate yaklaşır. Çünkü insan ağlayarak, çoğu zaman B’nin (= benlik/yorum/psikoloji) taşıyamadığı yükünü gözyaşı ile bedeninden döker.

1. Biyolojik düzey : Gözyaşı neden var?!.

İnsanın üç temel gözyaşı tipi vardır :

Bazal gözyaşı : Gözü nemli ve canlı tutar.

Refleks gözyaşı : Soğan kesince, dumanda, acıda oluşur.

Duygusal gözyaşı : İnsanî olan budur.

İlginç olan şu : Duygusal göz yaşının kimyasal içeriği, diğerlerinden farklıdır. Stres hormonları ve bazı nöro-kimyasal maddeler içerir. Yani beden gerçekten bir “yük boşaltımı” yapıyor olabilir.

Ağlamak, sadece ruhsal değil, nörolojik, hormonal, bedensel bir düzenleme mekanizmasıdır.

İnsan bazen konuşarak değil, ağlayarak dengelenir.

2. Psikolojik düzey : Ağlama neyin işaretidir?!.

Ağlama çoğu zaman şu durumlarda ortaya çıkar :

• Taşıyamama,

• Kayıp,

• Çaresizlik,

• Aşırı sevinç,

• Yoğun özlem,

• Suçluluk,

• Merhamet,

• Kırılma,

• Hakikate temas.

Çünkü insan zihni her şeyi kavramsallaştıramaz. Bazı gerçekler düşünceyi aşar ve doğrudan bedene iner.

Meselâ :

• Ölüm haberi,

• Ayrılık,

• Vicdan azabı,

• Büyük bir güzellik,

• Affedilmek,

• Secde,

• Kur’an dinlemek,

• Uzun süre bastırılmış bir yük…

Buralarda dil yetersiz kalır. Beden konuşmaya başlar. Gözyaşı, bedenin dili olur.

3. Ağlamak zayıflık mı?!.

Modern kültür çoğu zaman güçlü insan, ağlamayan insandır, der. Oysa bu tam doğru değildir.

Ağlayamayan insan bazen :

• Donmuştur,

• Bastırmıştır,

• Taşlaşmıştır,

• Kopmuştur.

Kur’an’da dikkat çekici biçimde ağlama olumlu bağlamlarda da geçer :

• Haşyet,

• Merhamet,

• Pişmanlık,

• Hakikate temas,

• Acziyet bilinci.

Mesela bazı insanlar hakikati duyunca gözleri yaşla dolar. Bu önemli. Çünkü burada ağlama, çöküş değil; temas hâlidir.

4. İnsan neden yalnızken daha çok ağlar?!.

Çünkü insan yalnızken persona (= maske) düşer.

İnsan toplum içinde :

• Rol oynar,

• Dayanıklı görünür,

• Kontrol kurar.

Ama yalnız kalınca :

• Bastırılmış yük,

• Gerçek korku,

• Derin soru,

• Eksiklik,

• Fanilik yüzeye çıkar.

Ağlama çoğu zaman personanın çatlamasıdır. Ve ilginç şekilde, bazen insan ilk kez o anda kendine yaklaşır.

5. Ağlamak bir “çözülme” midir?!.

Evet, ama kötü anlamda değil.

İnsan sürekli kasılı yaşayamaz. Benlik sürekli kontrol hâlinde kalamaz.

Ağlama :

• Gerilimin çözülmesi,

• İç düğümün gevşemesi,

• Yükün akmasıdır.

Bu yüzden ağladıktan sonra insanlar bazen :

• Hafifler,

• Yorulur,

• Sakinleşir,

• Sessizleşir.

Çünkü içerideki sıkışma boşalmıştır.

6. Bazı insanlar neden hiç ağlayamaz?!.

Sebepler farklı olabilir :

• Travma,

• Çocukluktan gelen bastırma,

• Erkek ağlamaz kodlaması,

• Ağır hayal kırıklıkları,

• Duygusal donma,

• Sürekli performans hâli,

• Modern hız ve dikkat dağınıklığı.

İnsan bazen o kadar parçalanır ki artık ağlayamaz bile. Bu durum her zaman “güç” değildir. Bazen tam tersine duygusal sistemin kilitlenmesidir.

7. Manevî boyut

Tasavvufî ve dinî geleneklerde gözyaşı sıradan görülmez.

Çünkü gözyaşı :

• Kibri kırabilir,

• Benliği yumuşatabilir,

• Acziyeti gösterebilir,

• Merhameti artırabilir.

Burada önemli olan gösteri değil, sahiciliktir.

Bazı ağlamalar teatraldir, manipülatiftir, sosyal sermayedir.

Bazıları ise sessizdir; kimsenin görmediği yerde olur.

İkinci tür genelde daha derindir.

8. İnsan aslında neye ağlar?!.

Belki de insan, sadece kayba değil, kopuşa ağlar. Olması gereken ile olan arasındaki mesafeyi kapatamadığı için ağlar.

Bu yüzden :

• Ölümde,

• Aşkta,

• İbâdette,

• Pişmanlıkta,

• Çocukluk hatıralarında,

• Secdede,

• Yalnızlıkta da gözyaşı ortaya çıkar.

Çünkü hepsinin altında “asıl yerine dönememe” hissi olabilir.

Belki de gözyaşı, insanın içindeki derin aidiyet arayışının sıvılaşmış hâlidir.

Bir sonraki yazıda nasip olursa Kur’an’da Gözyaşına değineceğim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP