SILA-İ RAHM

SILA-İ RAHM VE PSİKE TEORİLERİ : KARŞILAŞTIRMALI MODEL

1. SİGMUND FREUD : KOPUŞ VE GERİLİM ÜRETEN YAPI

Freud’a göre insan psişesi temel olarak iç çatışma alanıdır. Bu yapı id (dürtüler), ego (gerçeklik ilkesi) ve süperego (ahlâkî denetim) arasındaki gerilim üzerinden çalışır.

Gelişim süreci, dürtülerin bastırılması ve toplumla uyumlanma üzerinden ilerler. Travma ise bastırılmış içeriklerin geri dönüşüyle ortaya çıkan yapısal gerilimdir.

Bu modelde erken dönem bağlar, ontolojik bir süreklilik değil, libidinal yatırım nesneleri olarak değerlendirilir. Anne figürü özellikle güvenlik ve haz düzenleyicisi bir nesne konumundadır.

Sonuç olarak Freud’da insan, iç çatışma yönetimi yapan bir psikodinamik sistemdir.

Bağ kavramı ontolojik değil, psikolojik yatırım ve nesne ilişkisi düzeyindedir.

2. OTTO RANK : KOPUŞ VE DOĞUM TRAVMASI

Rank, Freud’dan farklı olarak temel travmayı doğum ânına taşır. Ona göre insan varoluşu, ilk ayrılık deneyimi üzerine kuruludur.

Doğum, anne ile biyolojik bütünlüğün sona erdiği ve bireysel varoluşun başladığı travmatik bir kopuş olarak ele alınır.

Bu yaklaşımda insan, kaybedilmiş bir birlik hâlinden doğar. Varoluş, bir tür düşüş veya ayrılma deneyimi olarak yorumlanır.

Ancak bu modelde bağın metafizik veya ontolojik kaynağı açıklanmaz. Birlik varsayılır, fakat bu birliğin nereden geldiği teorik olarak temellendirilmez.

Sonuç olarak Rank’ın modeli, kopuşu varoluşun aslî zemini hâline getirir.

3. HEİNZ KOHUT : KOPUŞ, SELF’İN PARÇALANMASI

Kohut’un yaklaşımında merkez kavram self’tir. Sağlıklı yapı, bütünleşmiş bir self organizasyonudur.

Psikopatoloji ise self’in parçalanması veya yeterince stabilize edilememesidir. Bu durumda self, dış ilişkiler üzerinden yeniden organize edilir.

Selfobject ilişkileri, benliğin aynalanması ve tutarlı kalmasını sağlayan yapılardır.

Anne veya bakım veren figür, benliğin sürekliliğini destekleyen aynalama işlevi görür.

Bu modelde bağ, yapısal bir benlik organizasyonunun mekanizmasıdır.

Ancak yine de bağın ontolojik kaynağına dair bir açıklama bulunmaz. İlişki, psikolojik bütünleşmenin aracıdır.

4. FREUD, RANK VE KOHUT ARASINDA ORTAK ÇİZGİ

Bu üç yaklaşım farklı düzlemlerde çalışsa da ortak bir varsayımı paylaşır: İnsan psişesi, kopuş sonrası oluşan bir onarım ve uyumlanma sistemidir.

Farklılıkları şunlardır :

Freud’da kopuş içsel çatışma ve bastırma düzeyindedir. Rank’ta kopuş doğumla başlayan varoluşsal ayrılıktır. Kohut’ta kopuş benliğin yapısal bütünlüğünün bozulmasıdır.

Ancak üç modelde de bağ, ontolojik bir ilke olarak ele alınmaz. Bağ, psikolojik veya gelişimsel bir fenomen olarak kalır.

5. A-B MODELİ VE SILA-İ RAHM : ÜST ÇERÇEVE

A–B modelinde temel ayrım şudur :

A, Rahmân ve Rahîm olarak bağın kurucu ilkesidir. B ise bu bağın algılandığı, unutulduğu veya parçalı biçimde deneyimlendiği alandır.

Burada bağ sonradan üretilen bir ilişki değil, A tarafından sürekli kurulan bir varlık tarzıdır.

Kopuş bu modele göre ontolojik bir gerçeklik değil, B düzeyinde oluşan bir algı kırılmasıdır.

Sahte benlik, bu algı kırılmasını mutlak gerçeklik gibi deneyimleyen yapıdır ve bu deneyimi özerklik veya bağımsızlık olarak yorumlar.

Sıla-i rahm ise yeni bir bağ kurmak değil, zaten süren Rahmî sürekliliğin B düzeyinde yeniden idrak edilmesidir.

6. ONTOLOJİK KARŞILAŞTIRMA

Freud, Rank ve Kohut modellerinde insan, kopuş sonrası onarım ihtiyacı içinde olan bir varlık olarak tanımlanır.

A-B modelinde ise kopuş temel gerçeklik değildir. Kopuş, Rahmân ve Rahîm olan ilâhî bağın B düzeyinde yanlış algılanmasıdır.

Bu nedenle psikoterapi, bu modele göre bir ilişki üretimi değil, idrak düzeltmesi olarak anlaşılır. Sıla-i rahm de bu bağlamda yeni bir ilişki kurma süreci değil, mevcut Rahmî bağın fark edilmesi sürecidir.

SONUÇ

Bu üç yaklaşım (= Freud, Rank ve Kohut) insanı kopuş sonrası onarım sistemi olarak ele alır.

A-B modeli ise kopuşu ontolojik bir gerçeklik olarak değil, Rahmân ve Rahîm olan ilâhî bağın B düzeyinde yanlış idrak edilmesi olarak görür.

Bu nedenle tedavi, bağ kurmak değil; bağın zaten mevcut olduğunu idrak etmektir. Ve bu bağ, insana ruh üfürülmesi = can verilmesi ile kurulmuştur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP