SIĞINMA
Sığınma, korunma amaçlıdır.
Sığınma, Kitâb’ta : أوى . عوذ; korunma (= takviye güç alma), Kitâb’ta : تقوى şeklinde geçer. = Eûzü ve Évî : Sığınırım. Ama iki sığınma “aynı anlamda”! değil. Eûzü , Allah’a sığınma; Évî, bir eve veya mağaraya sığınma. Eve veya mağaraya sığınanın niyetinde = kalbinde Ashâb-ı Kehf gençleri gibi taqvâ = korunma = şirkten, küfürden sakınma varsa, bu sığınma, Allah’a sığınmadır; yoksa, sığındığımız ev de mağara da (her şey) başımıza yıkılabilir.
“Dışarıda”! bir çook tehlike var, en büyük tehlike de şirk. Gençler (= Ashâb-ı Kehf), bu tehlikeden korunmak için mağaraya sığınmışlardı; Rableri de onları orada 309 yıl “uyutarak”! (= zamanı onlara hissettirmeden) korumuştu; bu, bi çoğumuza, “unutma gibi” gelebilir.
“Eûzü billah-i mine-ş şeytân-ir racîm. Bismillahirrahmanirrahim.” = Racîm olan (= taşla kovulan = taşlanan = horlanan) şeytanın şerrinden; Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın İsmine (= Allah’ın Zâtını değil) sığınırım.
Gençler, şeytânî (putperest Dakyanus) rejim/in/den korunmak için mağaraya sığınmışlardı. Aslında o gençlerin sığınması Allah’a idi. Bu sığınma, sözlü/kavlî bir sığınmayı çoktan aşmış, fiilî bir sığınmaya (= eyleme) dönüşmüştü. Bizim sığınmamız ise, sözlü/sözde/kavlî, bi türlü fiile = eyleme dönüşmüyor, şeytânî (putperest) rejimlerle bağımızı, bağlantımızı, ilişkimizi bi türlü koparamıyor, onları mâlen, fiilen ve fikren desteklemeye = ayakta tutmaya devam ediyoruz; ama yine de ısrarla “eûzü billah-i mine-ş şeytân-ir racîm; bismillahirrahmanirrahim ve lâ ilâhe illâ-l Allah” demeye devam ediyoruz.
Bence bunun tek bir sebebi var : Rabbimize gereği gibi güvenmiyor = inanmıyoruz!. Bu yüzden de Rabbimiz bize bu “münafıkça” hâlleri yaşatmaya devam ediyor.
Sizce bize, Ashâb-ı Kehf kıssası niye/neden anlatılıyor; şirkle = şeytânî düzenlerle ilişkinizi kesmezseniz, Benim korumamı unutun ve iki arada bir derede (maymunca = gülünç ve çirkin bir hayat) yaşamaya devam edin, denilmek istenmiyor mu?!.
“leküm dînüküm ve liye dîn.” bize ne diyor; ortada kâfir kalmadı mı, artık her yer güvenli de herkes, sadece Allah’a ibâdet eder hâle mi geldi, ve tüm şeytanlar (= şeytânî düşünceler ve düzenler) hapse mi girdi?!. Öyleyse, eûzü “çekmeye” ne gerek var?!.
Unuttum!, bizi sigortalar ve sığınaklar koruyordu!.
Yorumlar
Yorum Gönder