HUZUR
Huzur, kalbin mutmain (= rahat, huzurlu) olmasıdır = tatmainn-ul kulûb.
Hz. İbrâhim, bir zamanlar Rabbine : ölüleri nasıl dirilttiğini Bana göster, deyince; Rabbi Ona : İnanmıyor musun?! demiş; O da : Hayır, inanıyorum ama kalbim tatmin olsun istiyorum, demişti. (Bknz. 2/260)
Bedir Savaşında Mü’minler (= Ashâb), düşmanın çokluğundan “korkmuş”!; Allah (c.c.) da Onlara : Size Rabbinizin üç bin, beş bin melekle destek vermesi yetmez mi?!, demişti; ve bunu Onların kalbi mutmain olsun diye yapmıştı. (= söylemişti.) (Bknz. 3/124-126. 8/9-10.)
Havariler, Hz. İsâ (a.s.)’dan : (Söyle de!) Rabbin bize gökten bir “sofra” indirsin, ki kalplerimiz iyice mutmain/tatmin olsun, demişler; onlara o “sofra” inmiş, ama Rab : bundan sonra, kim “kafirlik” ederse, kimseye yapmadığım azabı yaparım, demişti. (Bknz. 5/112-115.)
“Ey (dünya ile) mutmain olan nefs!.” (89/27.) (Bu âyetin bağlamı, mutasavvıfların (= tasavvufun) dediği gibi manevî huzura ermiş nefis değil.)
Soru şu :
BİZİM (SİZİN) KALBİMİZ (KALBİNİZ) MUTMAİN Mİ; MUTMAİNSE, NEYLE VE NASIL?!.
Benimki mutmain değil. Kalbimde, görevimi (= sorumluluğumu) tamamlayamamanın (= bitirememenin) korkusu var.
“Onlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın Zikri (Allah’ı Zikir) ile mutmain/tatmin olanlardır. Kalpler, ancak Allah’ın Zikri (Allah’ı Zikir) ile tatmin/mutmain olur.”
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ
(13/28.)
Huzurlu (= huzurla = kalbi mutmain olarak) ölmek, ve Huzur’da huzurlu olmak/durmak, güzel bişey olmalı!.
Yorumlar
Yorum Gönder