İŞ
Bişey üreterek-satarak veya birilerine hizmet ederek (geçinmek = para kazanmak için) verilen emek, çalışma.
Bir Müslüman, üretilip-satılan malların ve hizmet ettiği alanların helâl dairesinde olmasına (kalmasına) dikkat eder; helâl dairesi dışında kalan alanlarda çalışmaz, geçimini bu alanlardan sağla/ya/maz.
Ömrümüzün çoğu işte geçer. İş, amel (eylem, emek) ise, sâlih amel, en çok işte ve işle işlenir.
Müslüman iş adamları (= iş verenler) ve işçiler (= memurlar), yaptıkları işlere, kime hizmet ettiklerine dikkat etmek zorundadırlar. Sözgelimi, eğlence sektöründe (= entertainment) patron veya çalışan olmak, bir Müslümana yakışmaz. Bir Müslüman, İslâm’a aykırı bir işler yapan kurumlarda (= işyerlerinde) çalışmaz, çalışmamalı, onlar için hizmet/emek vermez, vermemeli; Müslümanın, özü, sözüne uygun olduğu gibi, işi de dinine uygun olmalı.
Bir Müslüman, hem dindarım (= dinime hizmet ediyorum, dinim için çalışıyorum) deyip, hem de “dine mesafeli”! (veya düşman) kurumların yaşaması (= ayakta kalması) için çalışabilir, onlar için iş (= hizmet) yapabilir, emek sarf edebilir mi?!. Yapabilir!, deniyorsa, para dinin önüne geçmiş demektir.
Bana, ne yaptığını söyle, ben de sana kim olduğunu söyleyeyim.
“Âyinesi işidir kişinin, lâfa bakılmaz.” (Ziya Paşa) Lâfla dindarlık (= Müslümanlık) olmaz; olursa!, Müslümanın kapitalisti de sosyalisti de olur; bir Müslümanla, bir kapitalistin, bir sosyalistin bi farkı kalmaz.
Fark, sizce sadece sözde mi; din, sizce sadece sözden ibâret mi?!.
Rasullerin mücadelesi niçindi?!. “Farklı”! bir hayat (= yaşam) için değil miydi?!.
Allah’a kulluk, sadece namazla, oruçla, zekâtla ve hacla mı?!. Bunların hayatta bi karşılıkları yok mu?!.
Yorumlar
Yorum Gönder