TANRI TASAVVURU VE O’NUN HAYATIMIZA ETKİSİ

Tanrı Algısı / Tasavvuru ve O’nun Hayatımıza Etkisi

“Zât, Sıfat ve Esmâ üç ayrı varlık düzeyi değil; tek hakikatin epistemik, ontolojik ve fenomenolojik kipidir.”

1) Giriş : Yanlış Tasavvurları Engelleyen Çerçeve

Tanrı tasavvuru iki temel indirgemeye düşme eğilimindedir :

1. Tanrı’yı salt kavramsal/metafizik bir nesneye indirgemek.

2. Tanrı’yı salt psikolojik/deneyimsel bir his alanına indirgemek.

Bu metin, bu iki indirgemeyi aşan bütüncül bir tevhîd okuması olarak tasarlandı.

2) Zât : Mutlak Hakikat Ufku

Zât, hiçbir kavramsal içerikle kuşatılamayan mutlak varlıktır. Tanrı : 

• Nesne değildir.

• Tanımın konusu değildir.

• Parçalanamaz.

• Varlığın ontolojik zeminidir.

Zât “kapalı” değildir; fakat insan idraki açısından doğrudan kuşatılabilir değildir. Zât hakkında bilgi, doğrudan değil, Sıfat ve Esmâ üzerinden gerçekleşir.

3) Sıfat : Değişmez Ontolojik Yapı

Sıfatlar, Zât’ın “ne olduğu” değil, varlık tarzının zorunlu nitelikleridir.

• İlim

• Kudret

• Hayat

• İrade, ...

Sıfatlar, Zât’tan ayrılmayan, fakat insan idrakinde ayırt edilebilir yapısal gerçeklik ufkudur.

4) Esmâ : Fenomenolojik Tezahür (= Deus Vivus)

Esmâ, Sıfatların varlık alanında ilişki, etki ve deneyim üretmesidir.

• Rab : Terbiye eden süreç.

• Rahmân : Kuşatan varlık akışı.

• Hakîm : Anlam kuran düzen.

• Kahhâr : Sınır koyan kırılma.

Bu düzeyde Tanrı, yaşayan, etkileyen ve yönlendiren canlı hakikat (= Deus Vivus) olarak tecrübe edilir.

5) Temel Tez : Birlik ve Görünüş

Zât, Sıfat ve Esmâ üç ayrı varlık düzeyi değil; tek hakikatin epistemik, ontolojik ve fenomenolojik kipidir.

• Zât : Mutlak varlık ufku.

• Sıfat : Değişmez ontolojik yapı.

• Esmâ : Fenomenolojik görünüş ve etki alanı.

Esmâ, Zât’ın parçaları değil; Zât’ın Sıfatlar üzerinden kâinatta ve idrakte görünüş biçimleridir.

6) Tanıma İlkesi : Kâinat ve Kitâb

İnsan, Zât’ı doğrudan kuşatamaz; fakat O'nu :

• Kâinat (tekvînî âyetler),

• Kitâb (lafzî âyetler) üzerinden tanır.

Bu iki alan, aynı hakikatin iki farklı ifade düzlemidir.

• Kâinat : Esmâ’nın varlık olarak görünmesi.

• Kitâb : Esmâ’nın anlam olarak ifadesi.

7) Tevhîd ve Hayata Etki

Tevhîd, çokluğu inkâr etmek ve deneyimi yok saymak değildir; farklı görünüşlerin tek bir hakikate referansla varlığını sürdürmesidir.

Bu nedenle :

• Zât bölünmez. 

• Esmâ bağımsız güçler değildir.

• Kâinat ve Kitâb iki ayrı gerçeklik değil, tek hakikatin iki okuma biçimidir.

8) Sonuç : Deus Vivus Perspektifi

Tanrı tasavvuru soyut bir teori değil, yaşamın içinde işleyen bir gerçekliktir.

Rab : Yönelim ve terbiye.

Rahmân : Kuşanma ve genişleme.

Kahhâr : Kırılma ve sınır.

Hakîm : Anlamın açılması.

Bu nedenle Tanrı, sadece bilinen değil, aynı zamanda yaşanan (Deus Vivus) bir hakikattir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP