BAHÇE SAHİPLERİ, TESBİH VE MÜLKİYET

Bahçe Sahiplerinin Psikolojisi : Tesbih ve Mülkiyet

Onların hikâyesi Kalem sûresinde anlatılır. Bahçelerinin ürününü toplamak için erkenden yola çıkan bu insanlar, yoksullara hiçbir pay bırakmamayı planlamışlardı. Fakat geceleyin bahçeleri harap oldu. Bahçeyi görünce önce şaşırdılar, sonra gerçeği fark ettiler.

Tam bu noktada içlerinden “en dengeli olan” (= evsatuhum) şöyle dedi : “Ben size tesbih etmeliyiz dememiş miydim?.” (Kalem, 68/28)

Bu cümle kıssanın merkezidir.

Çünkü burada söylenen ifade : “Size sadaka verelim dememiş miydim?” veya “size yoksulları gözetelim dememiş miydim?.” değil, “tesbih”tir.

Bu da bize gösteriyor ki, bahçe sahiplerinin problemi, öncelikle ekonomik veya ahlâkî değil; daha derinde epistemik ve ontolojik bir problemdir.

Tesbih Nedir?!.

Tesbih, yalnızca dil ile “Sübhanallah” demek değildir.

Kur'an’da tesbih, varlığı doğru okumak; her şeyi gerçek yerine koymak; Allah dışında hiçbir şeyi mutlaklaştırmamak demektir.

Bir nimeti Allah’tan bağımsız görmemek, bir mülkü mutlak mülk sanmamak, kendisini merkeze yerleştirmemek, varlığın hakikatini Allah’a nispet ederek okumak...

İşte bunlar tesbihin boyutlarıdır.

Bu nedenle tesbih, sadece bir zikir değil, bir bakış biçimidir.

Bahçe Sahiplerinin Hatası

Onların düşüncesi şuydu :

  • Bahçe bizim.
  • Ürün bizim.
  • Kime veririz, kime vermeyiz, bize kalmış.

Oysa Kur'an’ın işaret ettiği gerçeklik farklıdır.

Bahçe onların elindedir ama onların değildir.

Onlar mutlak mâlik değil, emânetçidir.

Nimetin sahibi olduklarını düşündükleri anda mülkiyet tasavvurları bozulmuştur.

Evsatuhumun “tesbih” çağrısı tam da buna yöneliktir :

  • Bu bahçenin gerçek Sahibini unutmayın.
  • Kendinizi mutlak mâlik sanmayın.
  • Nimeti Allah’tan bağımsızlaştırmayın.

Çünkü mülkiyet doğru okunmadığında davranış da bozulur.

Tesbih ve Mülkiyet İlişkisi

Kur'an’da tesbih çoğu zaman şirk karşıtı bir kavramdır.

  • Şirk yalnızca putlara tapmak değildir.

İnsanın kendisini merkez hâline getirmesi, sahip olduklarını mutlaklaştırması da bir tür şirk eğilimidir.

Bahçe sahipleri :

  • Bahçeyi mutlaklaştırdılar,
  • Emeği mutlaklaştırdılar,
  • Kendilerini mutlaklaştırdılar.

Tesbih ise, Mutlak olan yalnız Allah’tır, hakikatini kabul etmektir. Bu yüzden tesbih, mülkiyetin sınırını bilmektir.

Sorun Cimrilikten Daha Derindedir

  • Sadaka vermek davranışı düzeltir.
  • Tesbih ise bakışı düzeltir.
  • Bakış düzelirse davranış zaten düzelir.

Bu nedenle kıssanın merkezinde paylaşım değil, paylaşımı mümkün kılan bilinç vardır.

Kur’an önce insanın mülkiyet anlayışını düzeltir; ahlâkî sonuçlar bunun ardından gelir.

Kıssanın Psikolojik Boyutu

Bahçe sahipleri aslında her çağın insanını temsil eder.

Bugünün bahçeleri :

  • Para,
  • Makam,
  • Şirket,
  • Bilgi,
  • Akademik unvan,
  • Sosyal statü, hatta dînî sermaye olabilir.

İnsan elindeki şeyi emânet olmaktan çıkarıp mutlak mülk hâline getirdiğinde tesbihi terk etmiş olur.

Bu yüzden kıssadaki tesbih, "boncuk çekmekten"! önce mülkiyeti doğru okumaktır.

Kıssanın En Güzel Tarafı

Fakat Kur’an kıssayı burada bitirmez.

Bahçelerini kaybeden insanlar sonunda şöyle derler : “Umulur ki Rabbimiz bize bunun yerine daha hayırlısını verir. Biz artık Rabbimize yönelen kimseleriz.” (Kalem, 68/32)

Bu son derece önemlidir.

Çünkü onların tövbeleri artık bahçe istemiyoruz, şeklinde değildir.

Kur'an :

  • Mülkiyeti reddetmez.
  • Nimeti reddetmez.
  • Zenginliği reddetmez.
  • Bahçeyi de reddetmez.

Reddedilen şey, nimetin Sahibini unutmaktır.

  • Sorun bahçe sahibi olmak değildir.
  • Sorun, bahçenin sahibi olduğunu sanmaktır.

İşte tesbih burada yeniden ortaya çıkar.

  • Tesbih, nimeti terk etmek değil; nimeti doğru yere yerleştirmektir.
  • Tesbih mülkü reddetmek değil; mülkün Mâlik'ini unutmamaktır.

Bahçe sahipleri bahçelerini kaybettiklerinde aslında yalnızca bahçelerini değil, bahçeye dair yanlış tasavvurlarını da kaybetmişlerdir.

Ve belki kıssanın en derin mesajı şudur : Allah bazen insanın elindeki bahçeyi değil, zihnindeki sahte mâlikliği yakar.

  • Bahçe yeniden verilebilir.
  • Mal yeniden kazanılabilir.

Fakat tesbih, yani mülk ile Mâlik arasındaki ilişkinin doğru kurulması, kıssanın asıl kazanımıdır.

Bu nedenle Kalem sûresindeki tesbih, yalnızca bir zikir değil; bir varlık ve mülkiyet bilincidir. İnsan, sahip olduklarının gerçek sahibini hatırladığı ölçüde müsebbih = tesbih eden olur; unuttuğu ölçüde ise bahçe henüz yanmamış olsa bile hakikatten uzaklaşmaya başlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP