İPİNİ KOPARAN AKIL

İpini Koparan Akıl ve Modern Epistemoloji

Giriş : Sokaktaki Boğa ve Çağın İnsanı

Kurban Bayramlarında bazen ilginç görüntüler ortaya çıkar. Güçlü bir boğa ipini koparır, sokaklara dalar, etrafı birbirine katar. İnsanlar kaçar, trafik durur, belediyeler ‘boğa yakalama timleri’ kurar. Çünkü ortada yalnızca kaçmış bir hayvan değil, yönünü kaybetmiş bir güç vardır.

Bu görüntü, modern insanın epistemolojik durumunu anlatmak için güçlü bir metafor sunar.

Akıl kelimesinin kök anlamlarından biri bağlamak, tutmak, dizginlemektir. Arapçada ‘ikal/ukl’, devenin ayağına vurulan bağdır. Bu anlamda akıl, yalnızca düşünen değil; aynı zamanda bağ kuran ve yön bulan yetidir.

Peki akıl neyle bağ kurar?!.

Geleneksel dînî düşüncenin cevabı açıktır : Akıl, Sahibine; mahlûk, Hâlık’ına; eser, müessirine bağlıdır.

Modern insanın hikâyesi ise büyük ölçüde bu bağın çözülmesinin hikâyesidir.

Bu nedenle çağımızın temel meselesi aklın yokluğu değil, bağını kaybetmiş akıldır.

Başka bir ifadeyle modern insanın temel problemi, ipini koparan boğanın problemidir.

Akıl Nedir?!.

Modern dünyada akıl çoğu zaman hesaplama, analiz etme, sınıflandırma ve çıkarım yapma kapasitesi olarak tanımlanır.

Bu tanım yanlış değildir; fakat eksiktir. Çünkü akıl yalnızca işleyen bir mekanizma değildir. Aynı zamanda yön bulan bir yetidir.

Neyi bileceğini, neden bileceğini ve bilgisini hangi amaç doğrultusunda kullanacağını belirleyen de akıldır.

Bu yüzden epistemoloji yalnızca bilgi teorisi değildir. Aynı zamanda yön teorisidir.

İnsan neyi hakikat kabul ediyorsa, sonunda hayatını da ona göre kurar.

Bilgi ile hayat birbirinden bağımsız değildir.

İnsanın ontolojisi, epistemolojisinin içinde gizlidir.

Geleneksel Epistemoloji : Bağlı Akıl

Geleneksel dînî düşüncede akıl hiçbir zaman mutlak ve bağımsız bir otorite olarak görülmemiştir.

Akıl değerlidir. Fakat değerini kendi kendisinden almaz.

Kendisinden daha büyük bir hakikate bağlı olduğu için değerlidir.

Bu anlayışta akıl :

• Varlığı okur.

• Tarihi okur.

• İnsanı okur.

• Kendisini okur.

Fakat bütün bunları aşkın bir referans altında yapar.

Bu nedenle bilgi yalnızca veri değildir.

Bilgi aynı zamanda yön bulmadır.

Bilmek ile hidâyet arasında ilişki vardır.

Hakikati tanımak ile ona yönelmek birbirinden bütünüyle ayrılmaz.

Modern Epistemoloji : Kopmuş Akıl

Modern dönemde bilgi anlayışı giderek farklı bir yöne evrilmiştir.

Bilginin merkezi hakikatten yönteme kaymıştır.

Artık temel soru çoğu zaman varlık nedir? değil, bilgi nasıl elde edilir? olmuştur.

Bu dönüşüm bilimsel başarılar üretmiştir. İnsanlık doğayı anlama ve dönüştürme konusunda tarih boyunca görülmemiş bir güç kazanmıştır. Fakat aynı süreçte metafizik, giderek bilgi alanının dışına itilmiştir.

Ölçülemeyen, deneyle gözlemlenemeyen ve denetlenemeyen alanlar şüpheyle karşılanmaya başlanmıştır. Bunun sonucunda akıl, kendisini aşkın olana bağlayan referanslardan uzaklaşmıştır.

İşte ‘ipini koparan boğa’ metaforu tam burada anlam kazanır. Çünkü artık ortada son derece güçlü bir akıl vardır. Fakat bu gücün yönünü belirleyecek ortak bir merkez giderek kaybolmaktadır.

Bilgi Krizi Değil, Yön Krizi

Bugünün insanı tarihte hiç olmadığı kadar bilgiye sahiptir. Fakat aynı zamanda anlam krizleri de yaşamaktadır. Bu akıl :

• Atomu parçalayabilmektedir.

• Genleri değiştirebilmektedir.

• Yapay zekâ üretebilmektedir.

• Gezegenleri inceleyebilmektedir.

Fakat aynı zamanda şu sorular karşısında zorlanabilmektedir :

• İnsan nedir?!.

• Hayatın amacı nedir?!.

• Adâlet nedir?!.

• İyi nedir?!.

• Ölüm ne anlama gelir?!.

Bu nedenle çağımızın temel problemi bilgisizlik değildir.

Temel problem yönsüzlüktür.

• Bilgi artarken anlam azalabilmektedir.

• Güç büyürken âidiyet duygusu zayıflayabilmektedir.

• İnsan neyi bildiğini değil, neyin içinde yaşadığını unutabilmektedir.

Yatay Akıl ve Dikey Çağrı

Modern akıl büyük ölçüde yatay çalışır.

Yatay çalışma, aynı ontolojik düzlemde bulunan varlıklar arasındaki ilişkileri araştırmaktır.

Bilimlerin büyük kısmı bu yöntemle ilerler.

• Sebep-sonuç ilişkileri incelenir.

• Fiziksel süreçler açıklanır.

• Toplumsal yapılar analiz edilir.

• Psikolojik mekanizmalar araştırılır.

Bu çalışmalar son derece değerlidir.

Modern dünyanın teknik ve bilimsel başarıları büyük ölçüde bu yatay araştırmanın ürünüdür.

Fakat yatay aklın doğal bir sınırı vardır. Çünkü yatay akıl ilişkileri açıklayabilir; fakat ilişkinin nihâî anlamını açıklamakta zorlanır.

Nasıl sorusuna cevap verebilir. Fakat niçin sorusunda çoğu zaman suskun kalır.

Mekanizmayı gösterebilir. Fakat gayeyi göstermek onun alanını aşar.

Din tam bu noktada ortaya çıkar.

Dinin çağrısı aklı reddetmek değildir. Aksine akla ikinci bir eksen kazandırmaktır.

Bu eksen dikey boyuttur.

Dikey boyut, fenomenlerden hareketle onların dayandığı hakikati araştırmaktır.

• Görünenden görünmeyene yönelmektir.

• Eserden müessire yönelmektir.

• Âyetten müsemmaya yönelmektir.

• Mahlûktan Hâlık’a yönelmektir.

Bu nedenle din, yatayı reddetmez. Yatayı dikeye bağlar.

Kur'ân’ın yöntemi de budur.

• Göklerden söz eder.

• Yerden söz eder.

• Yağmurdan söz eder.

• Ticaretten söz eder.

• Tarihten söz eder.

• İnsandan söz eder.

Yani önce fenomenleri gösterir. Fakat sonra sürekli aynı soruyu sorar : Bütün bunlar neye işaret ediyor?!.

Bu soru, epistemolojiyi ontolojiye açan sorudur.

• Modern akıl görünüşlerin haritasını çıkarır.

• Din görünüşlerin kaynağını sorar.

• Modern akıl ilişkileri araştırır.

• Din anlamı araştırır.

Modern akıl yatayda derinleşir.

Din ise yataydaki derinliği dikey bir ufka bağlamak ister.

Hayatın İçindeki Epistemoloji

Bu tartışma yalnızca felsefecilerin tartışması değildir.

• Her insan her gün bir epistemoloji yaşar.

• Her insan her gün bir ontoloji yaşar.

• Her insan her gün bir teoloji yaşar.

İnsan sabah neden kalktığında,

• Neden çalıştığında,

• Neden yarıştığında,

• Neden korktuğunda,

• Neden sevdiğinde,

• Neden öfkelendiğinde, aslında hangi hakikate bağlı yaşadığını da ortaya koymaktadır.

Bu nedenle epistemoloji hayatın dışındaki soyut bir mesele değildir. Hayatın tam merkezindedir. İnsanın ne yaptığı, sonunda neyi hakikat kabul ettiğini gösterir.

Din ve Boğa Yakalama Timi

Burada asıl soru ortaya çıkar : ‘İpini koparan aklı’ kim yakalayacaktır?!.

Modern dünyanın cevabı çoğu zaman daha fazla eğitim, daha fazla teknoloji ve daha fazla veri olmuştur.

Bunlar gereklidir. Fakat yeterli olmayabilir. Çünkü sorun yalnızca bilgi eksikliği değildir.

Sorun bağ eksikliğidir.

Dinlerin tarih boyunca üstlendiği görev, ‘bir anlamda boğa yakalama timi kurmak’ olmuştur.

Peygamberler, Kitaplar ve hikmet sahipleri insana kaybettiği bağı hatırlatmaya çalışmışlardır.

Fakat burada önemli bir fark vardır.

• İnsan boğa değildir.

• İnsan zorla yakalanamaz.

• İnsanın elinden ip çekilmez.

• İnsana soru sorulur.

Bu nedenle vahyin dili büyük ölçüde soru dilidir.

• Düşünmez misiniz?!.

• Akletmez misiniz?!.

• Görmez misiniz?!.

• Nereye gidiyorsunuz?!...

Bu soruların amacı aklı iptal etmek değildir.

Tam tersine, aklı yeniden kendi kaynağıyla buluşturmaktır.

Sonuç : Bağ mı, Zincir mi?!.

Modern epistemolojinin en büyük başarısı dünyayı çözümleme gücünü olağanüstü artırmasıdır.

En büyük riski ise çözümlenen parçaları birleştirecek aşkın merkezi kaybetmesidir.

Bu yüzden çağımızın temel problemi bilgisizlik değil, bağsızlık ve yönsüzlüktür. Aklın yetersizliği değil, âidiyetsizliğidir.

Akıl, Sahibini unuttuğunda,

• Çalışmaya devam eder.

• Bilgi üretmeye devam eder.

• Güç üretmeye devam eder.

Fakat yön üretmekte zorlanır.

Ve yönünü kaybeden güç, ‘ipini koparmış boğa gibi’ koşar.

• Çok koşar.

• Hızlı koşar.

• Etkileyici koşar.

Fakat neden koştuğunu ve nereye gittiğini bilmeyebilir.

Dinin temel teklifi ise aklı küçültmek değil, aklı yeniden Müteâl Olan’a bağlamaktır. Çünkü insan yalnızca bilen bir varlık değildir, aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır.

Belki de modern insanın en büyük yanılgısı, bağı zincir zannetmesidir..Oysa bazı bağlar esaret değildir.

Bazı bağlar yönün kendisidir.

Ve insan bazen özgürlüğü, ipini koparmakta değil; kendisini var eden hakikate yeniden bağlanmakta bulur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP