YANLIŞ HESAP
Ontolojik Açıdan Yanlış Hesap
Kur'ân’da bazı hatalar ahlâkî hata olarak, bazıları bilgi hatası olarak, bazıları ise daha derinde, varlığın yapısına ilişkin bir yanlış okuma olarak sunulur. Tekâsür, Hümeze ve Zuhruf sûrelerinde karşılaştığımız durum, büyük ölçüde sonuncusudur : Ontolojik yanlış hesap.
İnsan bir şey aramaktadır. Fakat aradığı şey ile onu aradığı yer arasında bir uyumsuzluk vardır.
İnsan Ne Arıyor?!.
İnsan sadece mal aramaz.
Sadece güç, makam, şöhret veya statü de aramaz.
Bunların altında daha derin bir talep vardır :
• Kalıcılık,
• Güvence,
• Tamamlanmışlık,
• Değer,
• Anlam,
• Bekâ.
Kur'ân’ın birçok yerinde görüldüğü üzere insan, fâniliğin farkında olan bir varlıktır. Ölümü bilir, kaybı bilir, eksilmeyi bilir. Bu nedenle de kendisini aşan bir kalıcılık arayışı taşır.
Bu arayışın kendisi problem değildir. Problem, bu arayışın yöneldiği adrestir.
İlk Yanlış Hesap : Ebediyeti Fânî Olanda Aramak
Hümeze Sûresi bu yanılgıyı tek cümlede özetler : “Malının kendisini ebedîleştirdiğini sanır.”
Buradaki hata mal sahibi olmak değildir. Hata, mal ile bekâ arasında bir bağ kurmaktır.
• Mal fayda sağlar.
• Mal güç sağlar.
• Mal imkân sağlar.
Fakat mal ontolojik olarak fânîdir.
Fânî olanın, sahibine bekâ vermesi mümkün değildir.
Bu nedenle hata ekonomik değil, ontolojiktir.
İnsan sonlu bir araçtan sonsuz bir sonuç üretmeye çalışmaktadır.
Kur'ân’ın teşhisi budur : Sonlu olanla sonsuzluğu elde etmeye çalışıyorsun.
İkinci Yanlış Hesap : Çokluğu Çözüm Zannetmek
İşte burada Tekâsür Sûresi devreye girer : “Çokluk yarışı sizi oyaladı.”
Dikkat edilirse âyet, “mal sizi oyaladı” demiyor, “tekâsür sizi oyaladı.” diyor.
Yani problem sahip olmak değil, sürekli artırmak zorunda hissetmektir.
Çünkü kişi bilinçli veya bilinçsiz olarak şunu düşünmektedir :
• Biraz daha olursa tamamlanacağım.
• Biraz daha olursa güvende olacağım.
• Biraz daha olursa eksikliğim kapanacak.
Fakat “biraz daha”nın sonu gelmez. Çünkü aranan şey miktar değil, bekâdır.
Bekâ ihtiyacı ile miktar artışı arasında zorunlu bir ilişki yoktur. Bu yüzden tekâsür, insanın hakîkî ihtiyacına cevap veremez.
Fakat insan bunu geç fark eder.
Üçüncü Yanlış Hesap : Yanlışta Olduğunu Fark Etmemek
Zuhruf Sûresi meseleyi daha da derinleştirir : “Onlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.”
İşte ontolojik yanlış hesabın en kritik aşaması budur.
Kişi sadece hata yapmamaktadır. Hatasını hakikat sanmaktadır.
Kur'ân burada cehaletten daha ağır bir duruma işaret eder : Yanlış yönelim + doğru olduğuna inanmak.
Artık kişi yarışmaktadır. Daha fazlasını istemektedir. Kendisini bununla tanımlamaktadır.
Ve bütün bunları yaparken doğru yolda olduğunu düşünmektedir.
Bu nedenle sorun, bilgi eksikliğinden çok, referans kaybıdır.
Şeytanın İlk Teklifi
Bu çerçevede ilk kandırılış kıssası da yeni bir anlam kazanır.
İlk vaatlerden biri şuydu : “Sana ebediyet ağacını göstereyim mi?!.”
Dikkat edilirse teklifin merkezinde günah değil, ebediyet vardır.
İnsan bekâyı istemektedir.
Şeytan ise bekâ arzusunu yanlış adrese yönlendirmektedir.
Bu yüzden Kur'ân’daki büyük sapmalardan birçoğu aynı köke bağlanabilir : Hakîkî talep doğru, adres yanlış.
İnsan bekâyı istemekte haklıdır. Yanlış olan, onu fânî olanlarda aramasıdır.
A-B Modeli Açısından
A = Hakikat. Asıl kaynak. Ontolojik referans.
B = İnsan yorumları, anlamlandırmaları, hesapları.
Ontolojik yanlış hesap, B’nin A’dan koparak kendi başına hesap yapmasıdır.
B şunu varsayar : Mal beni güvenceye alır. Güç beni korur. Statü beni kalıcı kılar. Çokluk beni tamamlar.
Sonra bu varsayımlar üzerine yeni hesaplar kurar. Fakat ilk öncül yanlış olduğu için bütün sonuçlar da yanlışlaşır.
Matematiksel bir ifadeyle, işlem doğru olabilir. Fakat başlangıç aksiyomu yanlışsa sonuç da yanlış çıkar.
Kur'ân’ın eleştirdiği birçok durum tam olarak budur.
Sonuç
Tekâsür, Hümeze ve Zuhruf birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur : İnsan bekâyı aramaktadır. Bunu :
• Malda arar.
• Çoklukta arar.
• Başarıda arar.
• Güçte arar.
• Şöhrette arar.
Sonra bunları artırmak için yarışır.
Bu yarış onu meşgul eder.
Ve en sonunda, doğru yolda olduğunu zanneder.
Kur'ân’ın itirazı şu : Aradığın şey yanlış değil; yanlış olan, onu/n aradığın yer. Çünkü sonlu olanın çoğalması, sonsuzluğu üretmez. Fânî olanın büyümesi, bekâyı vermez.
Bu yüzden ontolojik yanlış hesabın özü şudur : İnsan, ebediyet ihtiyacını kesretle çözmeye çalışmaktadır.
Kur'ân insana, problemin miktar eksikliği değil, yön ve bağ eksikliği olduğunu hatırlatmaktadır.
Yorumlar
Yorum Gönder