A-B MODELİ VE KIBLE
A-B Modeli ve Kıble
Giriş
İnsan, yalnızca düşünen bir varlık değildir. İnsan aynı zamanda yönelen, bağlanan, anlam arayan ve seçim yapan bir varlıktır. Bu nedenle insanı anlamak için yalnızca bilgiyi değil; yönü, yönelimi, niyeti, iradeyi ve bağlılığı da anlamak gerekir.
A-B modeli, insanın hakikatle ilişkisini açıklamaya çalışan bir çerçevedir.
Bu modelde A, hakikatin, varlığın ve anlamın kaynağıdır.
B ise, insanın idraki, yorumu, tecrübesi, niyeti ve iradesidir.
İnsan doğrudan A’nın içinde yaşamaz. İnsan, A’yı B üzerinden anlar; B ise sürekli olarak A’ya yönelmeye çalışır.
Bu nedenle modelin temel sorusu şudur : B, A ile ilişkisini nasıl kuracaktır?!.
Bu sorunun cevabı kıble kavramında düğümlenir.
A-B Modeli
Model üç temel ilişki içerir :
A → B, Hakikatin insana açılmasıdır.
Varlık, anlam, imkân ve rehberlik bu hatta görünür hâle gelir.
Kitâb, âyetler, şiârlar ve bütün işaretler bu hattın parçalarıdır.
B → A, İnsanın hakikate yönelmesidir.
Niyet, irade, seçim, arayış ve istikâmet bu hatta ortaya çıkar.
B → B, İnsanın kendi iç dünyasıdır.
Düşünceler, arzular, korkular, alışkanlıklar, tutkular ve parazitler burada bulunur.
İnsan hayatı büyük ölçüde B-B alanında geçer.
Asıl mesele ise, B’nin kendi içinde dönüp durması değil, A ile bağ kurabilmesidir.
Bu nedenle modelin merkezinde kıble bulunur.
İnsan Neden Kıbleye Muhtaçtır?!.
İnsan yönsüz yaşayamaz.
Kıblesiz olduğunu söyleyen insan bile aslında bir kıbleye sahiptir.
Para, güç, şöhret, statü, haz, ideoloji, toplum, kabile, benlik... bunların her biri insan için kıble hâline gelebilir.
Bu nedenle mesele kıblenin olup olmaması değildir. Asıl mesele, insanın hangi kıbleye yöneldiğidir.
Çünkü kıble, insanın neye bağlandığını gösterir.
Kıble : Yön mü, Yönelim mi?!.
Kıble çoğu zaman yalnızca yön olarak anlaşılır.
Bu, eksik bir okumadır.
Fakat kıbleyi yalnızca yönelim olarak anlamak da eksiktir.
Çünkü yönelim, yönsüz kurulamaz.
Kıble önce yön olarak ortaya çıkar. Daha sonra yönelime, sonra da istikâmete, en sonunda da bağlılığa dönüşür.
Bu nedenle kıbleyi doğru okumak için yön ile yönelimi karşı karşıya getirmemek gerekir.
Yön, yönelimin ilk tezahürüdür.
Yönelim ise, yönün içselleşmiş hâlidir.
Tedrîc İlkesi
Kıble bir anda gerçekleşen bir olay değildir.
Tıpkı insanın eğitimi gibi, kıble de tedrîcîdir.
Tedrîc, ilk basamağı küçümsemeden daha ileri basamaklara yürümektir.
Bu nedenle fiziksel kıble değersiz değildir; fakat nihâî hedef de değildir.
İlk basamak olmadan yükseliş olmaz. Ancak ilk basamakta kalındığında da tekâmül gerçekleşmez.
Tedrîc, başlangıcı inkâr etmek değil, başlangıcın işaret ettiği istikâmete ilerlemektir.
Fiziksel Kıbleden Ontolojik Kıbleye
Kıble tedrîcî olarak beş katmanda okunabilir.
Fiziksel Kıble
Burada beden yön alır. İnsan dağınıklıktan kurtulur.
Epistemik Kıble
Burada insan, neden bu yöne dönüyorum?! diye sormaya başlar.
Yön, bilgi kazanır.
Fenomenolojik Kıble
Burada insan artık yalnızca bilmez. Hissetmeye ve görmeye de başlar.
Artık dünya ona farklı görünür.
Etik Kıble
Yön davranışlara yansır.
Adâlet, merhamet, emanet, sorumluluk, aynı istikâmetin parçaları hâline gelir.
Ontolojik Kıble
Kıble, artık yalnızca yön değildir. Kimliğin, benliğin, kendiliğin, dayandığı merkezdir.
Burada soru değişir. Nereye dönüyorum? sorusunun yerini, neye dayanarak var oluyorum? sorusu alır.
Şiâr Teorisi
Kâbe, bir şiârdır.
Şiâr, kendisine değil; işaret ettiği hakikate yönelten semboldür.
Bu nedenle şiârın amacı, insanı kendi üzerinde durdurmak değildir. Onun amacı insanı daha derin bir idrake taşımaktır.
Bu açıdan bakıldığında, Kitâb, Kâbe, hacc, kurban, Safa ile Merve, aynı işlevi görür.
Hepsi işarettir.
Sorun işaretlerde değil, işaret edilenin unutulmasındadır.
Bu nedenle Kâbe’yi yalnızca fiziksel yapı olarak okumak ile Kitâb’ı yalnızca lafız olarak okumak arasında yapısal bir benzerlik vardır.
Her iki durumda da işaret korunur; fakat işaret edilen kaybolur.
Kıbleteyn : İki Kıble Meselesi
İki kıble meselesi yalnızca tarihsel bir yön değişikliği değildir. Bu olay, insanın yönelim sisteminin yeniden inşâsıdır.
Eski referanslar çözülür. Yeni referanslar kurulur.
Bu nedenle kıble değişimi, bir yönün bırakılıp başka bir yönün seçilmesi değil, yönelimin yeniden kurulmasıdır.
Bu durum yalnızca tarihte yaşanmış bir olay değildir. Her insan, hayatında defalarca kıble değiştirir.
İnsan :
• Kimi zaman hakikate yönelir.
• Kimi zaman benliğine.
• Kimi zaman güce.
• Kimi zaman servete...
Bu nedenle iki kıble meselesi insanın sürekli yaşadığı bir imtihanı temsil eder.
Arzu, Bilgi, İstikrar ve Bağlılık
Kıble, önce arzuda doğar.
Sonra bilgi gelir.
Bilgi arzuyu yönlendirir.
Daha sonra istikrar oluşur. Ve yönelim süreklilik kazanır.
Bütün bunların sonucunda bağlılık ortaya çıkar.
Arzu olmadan hareket başlamaz. Bilgi olmadan yönelim sağlamlaşmaz. İstikrar olmadan yönelim kökleşmez. Bağlılık olmadan yönelim kimliğe dönüşmez.
Bu nedenle kıble yalnızca dönülen yer değil; insanın giderek bağlandığı merkezdir.
Parazit ve Çoklu Kıbleler
İnsan, yalnızca hakikate açık değildir; parazite de açıktır.
Parazit, B’nin A ile ilişkisini bozan her türlü etkidir.
Arzu, korku, çıkar, alışkanlık, ideoloji, güç tutkusu, tekâsür, parazit üretebilir.
Böyle durumlarda insan tek kıbleli görünür; fakat gerçekte çok kıblelidir. İçinde birden fazla merkez oluşur. Bu da parçalanma üretir.
Tekâsürün tehlikesi burada ortaya çıkar.
Çeşitlilik ve çokluk sorun değildir. Sorun, çoklu sahte merkezlerin insanı kendi içinde bölmesidir.
Sonuç : Tekâmül
A-B modelinde tekâmül, B’nin A’ya doğru derinleşmesidir.
Bu süreç, yön ile başlar, yönelime dönüşür, istikâmet kazanır, bağlılıkla kökleşir.
Kıble, bu yolculuğun adıdır.
Bu nedenle kıble yalnızca dönülen yer değildir; insanın neye bağlandığını gösteren merkezdir.
• Fiziksel kıble, başlangıçtır.
• Epistemik kıble, anlamdır.
• Fenomenolojik kıble, tecrübedir.
• Etik kıble, yaşayıştır.
• Ontolojik kıble ise, varlığın merkezidir.
Tekâmül, yönü kaybetmeden yönelime; yönelimi kaybetmeden istikâmete; istikâmeti kaybetmeden bağlılığa yürümektir.
Bu yürüyüşün adı tedrîctir.
Ve A-B modelinde kıble, B’nin A’ya doğru gerçekleştirdiği bütüncül varoluş hareketinin adıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder