ŞEYTAN KİM, STRATEJİSİ NE?!.

Şeytan Kim, Stratejisi Ne?!. : İblo-Humonolojik Yaklaşım

1. Başlangıç Yanılgısı : Şeytanı Dışarıda Aramak

Şeytan meselesi genellikle dışsal bir varlık problemi gibi ele alınır. Şeytan, insanın “dışındaki” bir fail, içeride sonuçlar üreten bir güçtür.

Oysa Kur'an’ın anlatısı, daha baştan bu çerçeveyi kırar. Çünkü şeytan :

• Yaratamaz.

• Zorlayamaz.

• Hakikat üretemez.

• İnsanın iradesini iptal edemez.

Sadece çağırır.

“Ben sadece sizi çağırdım, siz de bana uydunuz.” (14/22.)

Bu cümle, dışsal bir güç teorisini değil, içsel karşılık üretimi gerçeğini açar.

Dolayısıyla temel soru şudur : Şeytan, insanı nasıl “dışarıdan zorlayarak” değil, “içeriden karşılık bulduracak şekilde” çalışır?!.

2. İblis Kimdir?!. (Sahte Rablik Problemi)

İblisin ilk beyanı şudur : “Ben ondan hayırlıyım.” (38/76.)

Bu cümle basit bir kibir değil, bir hüküm iddiasıdır.

Çünkü “hayırlılık” :

• Değer koymaktır.

• Ölçü üretmektir.

• Sıralama kurmaktır.

Bu da “rablik” alanına girer.

Burada iblis şu iddiayı taşır : “Değeri ben belirlerim.”

Bu, teolojik olarak bir “Tanrı karşıtlığı” değil; daha ince bir şeydir : Sahte ölçü kurma iddiası.

3. Haset : İnsanın Varlık Sahnesine Girişi

İblisin insanla problemi “insan” değildir; insanın konumudur.

Haset burada merkezîdir : “Ben ondan hayırlıyım.” Bu, “neden o seçildi de ben seçilmedim?!.” demektir. 

Haset, şunu üretir : Nimete değil, nimetin sahibine itiraz.

Bu noktada insan, iblisin gözünde bir rakip değil; hükmün nesnesi olan bir sahneye dönüşür.

İnsan üzerinden asıl tartışılan, içe sindirilemeyen Rabbin hükmüdür.

4. Yansıtma : Sorumluluktan Kaçış Mekaniği

İblisin kopuş noktası : “Beni azdırdın.” (7/16. 15/39.)

Burada azan kendisi, ama azma fiilini üzerine almıyor.

Bu durumun insandaki karşılığı :

• “Ben değil şartlar!.”

• “Ben değil sistem!.”

• “Ben değil zorunluluk!.”...

Bu mekanizma iblo-humonolojide failin silinmeden sorumluluğun dışsallaştırılması olarak tanımlanır.

5. Arzu : Ortak Zemin (Kritik Bağ)

Şeytanın gücü arzuda/arzunun kendinde değildir. Arzu zaten insana verilmiştir. Bunların başında :

• Ebediyet arzusu.

• Kemâl arzusu.

• Güven arzusu.

• Güç arzusu gelir.

Şeytanın yaptığı şey, arzuyu üretmek değil, arzunun yönünü değiştirmektir.

Bu nedenle iblis :

• Arzuyu yok etmez.

• Arzuyu kirletmez.

• Arzuyu başka merkeze bağlar.

Arzu fıtrîdir; sapma yönünü değiştirense, iradî eylemdir.

6. Telbîs : Yarı veya Sahte Hakikat Mimarisinin Kurulması

Şeytanın yöntemi, yalın/sadece yalan değildir. Daha sofistike olarak söylersek şudur :

• Doğruyu parçalama.

• Bağlamı yanlış okuma.

• Yönü değiştirme.

Örneğin, özgürlük iyidir, herkes yapıyor, bir defadan bir şey olmaz... gibi şeyler/önermeler yanlış değildir ama, yanlış yere bağlanmış doğrulardır.

Bu yüzden telbîs, hakikatin değiştirilmesi değil, hakikatin yönünün değiştirilmesidir.

7. Garûr - Ğurûr : Dıştan İçeriye Aldatma

• Garûr : Aldatan yapı.

• Ğurûr : İçeride oluşan aldanış.

Şeytanın başarısı dışarıda değil içeridedir.

Dışarıdaki çağrı, içeride kuruntuya dönüşür; böylece fail artık dışarıda değildir.

Ve insan, kendi kendine üreten bir yanılsama sistemi kurar.

8. Tefâhur : Görünüşün Hakikatin Yerini Alması

İnsan, ne ne olduğundan, ne de nasıl göründüğünden vaz geçer.

Bu noktada ontolojik merkez kayar; varlık, görünüşe dönüşür.

Ve tefâhur, hakikatin değil, algının değer ölçüsü olur.

9. Tekâsür : Niceliğin Hakikati Ezmesi

Çokluk. Yön saparsa, çokluk : doğruya, güce ve değere dönüşür. Bu durumda sorular da değişir : Ne doğru, ne iyi, ne güzel? yerini, kaç kişiye, ne kadara? bırakır.

Bu, niceliğin hakikatin (niteliğin) yerine geçmesidir.

10. Şirk : Merkezin Dağılması (Yönelim Bozulması)

Şirk, sadece yanlış inanç değil, aynı zamanda parçalanmış yönelimdir. 

İnsan, güveni, korkuyu ve ümidi böler; ve sonuçta merkez kaybolur.

11. Şeytanın İnsandaki Karşılığı (İblo-Humonoloji)

(İblo-Humonoloji terimini ben “uydurdum”! ve bu terime şöyle bir anlam giydirdim : İblo-humonoloji, şeytanı “dışsal bir varlık” olarak değil, insanın hakikatle kurduğu ilişkinin bozulma biçimlerini açıklayan bütünleşik bir yönelim teorisidir.)

Şeytan, dışarıda bir figür veya aktör olarak değil, insandaki bazı yapılarda/durumlarda görünür :

• Haset : Karşılaştırmalı benlik.

• Sahte rablik : İçsel ölçü üretme.

• Yansıtma : Sorumluluktan kaçış.

• Arzu sapması : Yön değiştirme 

• Telbîs : Yarı-hakikat veya sahte hakikat üretimi.

• Tefâhur : Görünüş ontolojisi, aldanış.

• Tekâsür : Nicelik yanılsaması.

• Şirk : Merkez kaybı.

Bu nedenle iblîsî/şeytânî olan, hakîkî bir varlık değil, insandaki işletim biçimidir. 

12. Teğâbün : Büyük Çözülme

Son perdede :

• Vaat çöker.

• Görünüş düşer.

• Çokluk anlamını kaybeder...

İnsan, kazanç sandığı şeyin yön kaybı ve aldanış olduğunu görür. 

Bu sadece kıyamet sahnesi değil, her yanlış seçimde küçük teğâbünler; her açığa çıkışta mikro kıyametlerdir.

Sonuç 

Şeytan, insanın dışında çalışan bir güç değil; insanın içinde arzuyu, yönelimi, sorumluluğu ve algıyı yeniden düzenleyen bir telbîs ve teğâbun sistemidir.

Ve bu sistem ancak insanda çalışabildiği için şeytan, ontolojik bir rakip değil; insan epistemoloji ve fenomenolojisinin sınırlarında çalışan bir yönelim bozulmasıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP