A-B MODELİ OKUMASI
A-B Modeli Okuması
A ve B’nin Alanları
A :
• Mutlak Hakikat,
• Mutlak Ontoloji,
• Tevhîd alanıdır.
• A’da parçalanma yoktur.
• A’da çelişki yoktur.
• A’da dağınıklık yoktur.
• A, Samed’dir.
Çünkü A, hakikatin kendisidir.
Bu nedenle A hakkında konuşurken epistemolojiden değil, ontolojiden söz ediyoruz.
Tam da bu yüzden A, B tarafından kuşatılamaz.
B :
B ise insanın alanıdır.
Burada :
• Algı vardır,
• Yorum vardır,
• Bilgi vardır,
• Tercih vardır,
• Ahlâk vardır.
Yani B’nin temel alanları, epistemoloji ve etiktir.
İnsan burada :
• Öğrenir,
• Anlar,
• Yorumlar,
• Karar verir,
• Sorumluluk yüklenir.
İmtihan da burada gerçekleşir.
B’nin Dağınıklığı
Önemli olan nokta şu : B kendi başına bırakıldığında dağılmaya meyillidir.
Çünkü :
• Bilgiler çoğalır,
• Bakış açıları çoğalır,
• Arzular çoğalır,
• Menfaatler çoğalır,
• Değer sistemleri çoğalır.
Sonuçta epistemoloji de etik de parçalanır.
Bugün modern dünyanın yaşadığı krizlerden biri, tam da budur.
• Bilgi çoktur ama hikmet azdır.
• Seçenek çoktur ama yön azdır.
• Veri çoktur ama istikâmet azdır.
Tevhîdin Epistemolojik İşlevi
Burada tevhîd sadece itikadî bir ilke olmaktan çıkar. Aynı zamanda epistemolojik bir ilke hâline gelir.
Tevhîd şunu söyler : Hakikat birdir.
Bu, insanın elindeki bütün bilgilerin doğru olduğu anlamına gelmez. Fakat şu anlama gelir : Doğru bilgiler arasında nihâî bir çelişki olamaz. Çünkü kaynakta birlik vardır.
Dolayısıyla tevhîd, B’deki dağınık bilgileri ortak bir merkeze doğru toplar.
Tevhîdin Ahlâkî İşlevi
Aynı şey etik için de geçerlidir.
İnsan aynı anda :
• Çıkar,
• Haz,
• Korku,
• Öfke,
• Şöhret,
• Statü tarafından farklı yönlere çekilir.
B’nin iç dünyası çok merkezlidir. Tevhîd burada da toparlayıcı bir ilke olur.
Çünkü, Bir Olan Hakikate yönelen insanın hayatında da bir merkez oluşur.
Bu yüzden ahlâk sadece kurallar bütünü değil, dağınık iradenin merkezîleşmesidir.
Başka bir ifadeyle tevhîd, düşüncede birlik; ihlâs ise iradede birlik üretir.
Epistemik Sınır
Modelimizin asıl güçlü tarafı şurada ortaya çıkıyor.
• B’nin görevi A’yı üretmek değildir.
• B'nin görevi A'yı kuşatmak değildir.
• B’nin görevi A’yı ontolojik olarak açıklamak da değildir.
Çünkü bu noktada epistemik sınır vardır.
İnsan :
• A’nın işaretlerini okuyabilir,
• A’ya yönlenebilir,
• A’nın tecellîlerini veya âyetlerini müşahede edebilir, ama A’nın içine yerleşip konuşamaz.
Bu nedenle epistemik sınır şudur : B, A hakkında konuşabilir; fakat A’nın yerinden konuşamaz. Çünkü insanın bütün metafizik taşkınlıkları, çoğu zaman B’nin A’nın yerine geçmeye çalışmasıyla başlıyor.
Etiğin Temeli Olarak Epistemik Tevâzû
Buradan ilginç bir sonuç çıkıyor.
Epistemik sınır sadece bilgi teorisinin konusu değildir. Aynı zamanda ahlâkın da temelidir.
Çünkü insan, “bilmiyorum, buradan ötesini kuşatamam, bu alan benim değil, diyebildiği ölçüde haddini bilir.
Had bilmek ise ahlâkın merkezî kavramlarından biridir.
Bu yüzden A-B modelinde epistemik tevâzû ile ahlâkî tevâzû birbirinden ayrı şeyler değildir. İkisi aynı kökten beslenir.
Modelin Özeti
Model şu şekilde özetlenebilir : A, Mutlak Ontolojinin ve Tevhîdin alanıdır. B, epistemoloji ve etiğin alanıdır. B’nin bilgisi sınırlıdır, iradesi dağınıktır.
Tevhîd, B’nin dağılmış bilgisini ve dağılmış iradesini ortak bir merkeze toplar. Bu yüzden ontoloji, epistemolojiye; tevhîd ise etiğe istikâmet verir.
B’nin görevi A’yı kuşatmak değil, A’nın işaretlerini = âyetlerini okuyarak bilgi ve davranışını hizaya sokmaktır.
Ve bunun en kısa ifadesi belki de şudur : A hakikattir; B ise hakikate yönelme çabasıdır. A birliktir; B ise o birliğe doğru toparlanma sürecidir.
Yorumlar
Yorum Gönder