DİKOTOMİLERİ NASIL ANLAMAYIZ?!.
Dikotomileri Nasıl Anlamayız?!.
Dikotomi, çoğu zaman bir bütünün iki parçaya bölünmesi gibi görünse de, bu görünüş yanıltıcıdır. İyi-kötü, doğru-yanlış, zâhir-bâtın gibi ayrımlar, hakikatin kendisinde bulunan gerçek bölünmeler değil; bilginin işleyişinde ortaya çıkan kavramsal ayrımlardır. Bu yüzden dikotomileri, varlığın yapısına ait mutlak kesikler gibi değil, idrakimizin sınırlılığı içinde oluşan ayırt etme biçimleri olarak anlamak gerekir.
Varlık düzeyinde hakikat tektir. Tevhîd, sadece teolojik bir ilke değil, ontolojik bir zemindir. O’nda çokluk yoktur, parçalanma yoktur, Zât-Sıfat ayrımı yoktur. Zâhir ve Bâtın da O’nda iki ayrı gerçeklik değil, aynı hakikatin farklı nispetleridir. Bu nedenle dikotomiler, hakikatin içinde değil, hakikate yönelen idrak içinde (bizde) ortaya çıkar.
İnsan bilgisi, doğası gereği analiz ederek çalışır. Analiz ise zorunlu olarak ayırmayı içerir. Birliği doğrudan kavramak yerine, onu parçalı göstergeler üzerinden düşünürüz. Bu nedenle zâhir-bâtın, kabuk-öz, iç-dış gibi ayrımlar, gerçekliğin bölünmüş yapısını değil, bizim onu kavrama biçimimizi ifade eder. Ayrım, ontolojik değil epistemiktir.
Bu noktada temel bir yanlış anlamadan kaçınmak gerekir : Ayırarak düşünmek, gerçeğin de ayrık olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, birliği kavrayamayan idrak, birliği temsil edebilmek için zorunlu olarak ayrımlar üretir. Bu ayrımlar, hakikatin kendisi değil, hakikate yaklaşımın araçlarıdır.
Zâhir-bâtın ilişkisi de bu çerçevede anlaşılmalıdır. Bâtın, zâhirin içinde saklı bir ikinci varlık alanı değildir; zâhir de bâtına karşıt bir yüzey değildir. İkisi, tek bir hakikatin iki görünme tarzıdır. Aynı şekilde kabuk ve öz ilişkisi de ontolojik bir ikiye bölünme değil, erişim ve korunma düzenidir. Öz kabuğun içindeki ayrı bir şey değil, kabuk üzerinden ulaşılan hakikattir. Kabuk ortadan kalktığında özün ortaya çıkması değil, erişim imkânının ortadan kalkması söz konusudur. Batn, karın; zahr, sırt. İkisi de bedenin parçaları. Sırt, bedenin görünen; karın, görünmeyen yanı. İkisi birbirinden ayrılmaz. Beden, bölünemez; bölününce beden bütünlüğü kaybolur.
Bu nedenle dikotomiler, yanlış anlaşıldığında hakikat bölünüyormuş gibi görünür; doğru anlaşıldığında ise hakikatin tekliğini farklı idrak seviyelerinde görünür kılan araçlar hâline gelir. Sorun dikotomilerin kendisinde değil, onların ontolojik gerçeklik sanılmasındadır.
Sonuç olarak, dikotomiler, varlığın yapısı değil, bilmenin zorunlu dilidir. Hakikat ayrılmaz; fakat biz, o ayrılmazlığı ancak ayırarak anlayabiliriz.
Yorumlar
Yorum Gönder