BENİN BENLİĞİ VE DEĞİŞKENLİĞİ MESELESİ

Benin Benliği ve Değişkenliği Meselesi

Giriş

İnsan hakkında yapılan en temel hata, onu ya tamamen sabit bir özneye indirgemek ya da tamamen değişken psikolojik hâllerden ibaret saymaktır. İlk yaklaşım insanı katılaştırır, ikinci yaklaşım ise dağıtır.

Oysa insan, bu iki uçtan birine sıkıştırılamaz.

İnsan hem sürekliliği olan bir “ben”dir hem de sürekli değişen hâllerin içinden geçen bir varlıktır.

Bu metin, bu ikili yapıyı netleştirmeyi amaçlar : Benin benliği ve benin değişkenliği.

1. Benlik : Sorumluluğun Taşıyıcısı

“Ben” dediğimiz şey, öncelikle bir özne birliğidir. Bu birlik olmadan sorumluluk anlamını kaybeder, ahlâk çöker, hesap fikri imkânsızlaşır. Çünkü “ben yaptım” ifadesi, dağılmış bir çokluğa değil, birleşik bir özneye dayanır.

Bu özne, dün eyleyen, bugün hatırlayan, yarın sonuçla yüzleşen aynı “ben” olarak kabul edilir.

Bu birlik, psikolojik sabitlik değil, ahlâkî sürekliliktir.

2. Değişkenlik : Psikolojik Akış

İnsan aynı zamanda sürekli değişen bir varlıktır.

• Duygular değişir.

• Arzular değişir.

• Bilgi düzeyi değişir.

• Etkilenimler değişir.

• Tepkiler değişir.

Bu alan, insanın “akış” boyutudur.

Bu nedenle insan, hiçbir ânında tamamen aynı değildir. Fakat buradan şu sonuç çıkmaz : O hâlde ben değişti, sorumluluk yoktur. Çünkü değişen şey “benlik” değil, benliğin içerikleridir.

3. Yanlış Okuma : Parçalanmış Ben

Eğer değişkenlik yanlış yorumlanırsa şu sonuç ortaya çıkar : O anki ben yaptı, bugünkü ben sorumlu değildir.

Bu yaklaşım, benliği parçalar ve ahlâkı çözer. Çünkü her eylem ayrı bir “ben”e ait olur ve sorumluluktan sürekli kaçınılabilir hâle gelinir.

Bu, insanı özgürleştirmez; aksine ahlâkî bağlamı yok eder.

4. Doğru Okuma : Katmanlı Ben

İnsan ne tekdüze sabit bir yapı ne de parçalanmış bir çokluktur.

Doğru tasvir şudur : Benlik, süreklilik taşıyan özne; değişkenlik, bu öznenin zaman içindeki hâlleri.

Bu durumda değişen, benin hâlidir; değişmeyen, benin sahipliğidir.

5. Niyet : Birleştirici Merkez

Niyet, bu iki katman arasında kritik bir rol oynar. Çünkü niyet değişen iç dürtüler arasında bir yön seçer, bu yönü “benim tercihi” olarak sahiplenir, böylece dağınık hâlleri tek bir eylem çizgisinde toplar.

Bu nedenle niyet, benliği parçalamaz; benliği birleştirir.

6. A-B Modeliyle Açılım

Bu yapıyı A-B modeli üzerinden okumak mümkündür.

A : İmkân alanı, kader düzeni, karşılaşmalar dünyası.

B : Bu alan içinde yönelim ve seçim üreten özne.

B içinde tercihler değişir, hâller değişir. Fakat B’nin özne birliği korunur. Çünkü sorumluluk, değişken içeriklere değil, sürekli özneye bağlanır.

7. Sonuç : Birlik İçinde Değişim

İnsan, değişim ile birlik arasında yaşayan bir varlıktır.

Eğer yalnız değişim görülürse insan parçalanır. Eğer yalnız birlik görülürse insan katılaşır.

Hakikat şudur : Ben tektir; hâller çoktur.

Daha açık ifade ile insan, aynı benliğin farklı zamanlardaki değişken hâlleridir; fakat tüm bu hâller tek bir özne tarafından sahiplenilir.

Bu nedenle insan, ne sorumluluktan kaçabilen bir çokluk ne de psikolojik gerçekliği inkâr eden bir mutlaklıktır.

İnsan, değişen, fakat değişirken de aynı kalan, bu yüzden sorumlu olan bir varlıktır.

Kapanış

Benin benliği, sorumluluğun zemini; benin değişkenliği ise insan tecrübesinin dinamiğidir. Bu ikisi birbirine karşı değil, birbirini tamamlayan iki düzlemdir.

Bu denge bozulduğunda ya cebir doğar ya da parçalanmış kimlik.

Denge kurulduğunda ise ortaya şu sade hakikat çıkar : İnsan aynıdır; yaşantısı değişir.

Yorumlar