HAYAT : HİTÂB’A CEVAP
Hayat : Hitâb’a Cevap
1. Başlangıç : Hitabın Önceliği
İnsan nedir?!.
Bu soru, felsefenin, dinlerin ve bütün büyük düşünce geleneklerinin merkezinde yer alır. İnsan akıl mıdır, irade midir, biyolojik bir varlık mıdır, toplumsal bir özne midir, yoksa bunların hepsinden daha derin bir şey mi?!.
Bu soruya verilebilecek cevaplardan biri şudur : İnsan, hitaba muhatap olan ve ona cevap veren varlıktır.
Hayatın anlaşılması, insanın kendisinden değil, insana yönelen hitaptan başlar.
Çünkü insan, varlığı kendisi kurmuş bir özne değildir. Ne doğumunu seçmiştir, ne zamanını, ne dilini, ne de içinde bulunduğu varlık şartlarını. Bu yüzden insanın varoluşu, kendi kendine kapanan bir sistem değil; kendisine yönelmiş bir çağrının içinde açılan bir muhataplıktır.
Bu anlamda ontolojik öncelik insanda değil, hitaptadır.
Hitap, sadece konuşma değil; varlığın insana yöneliş biçimidir.
Kâinatın düzeni, tarihî olaylar, vicdanın sesi ve vahyin kelâmı bu hitabın farklı tezahürleridir.
2. İnsan : Muhatap Varlık
İnsan, bilmekle tanımlanan bir varlık olmaktan önce, muhatap olabilen varlıktır.
Muhatap olmak, yalnızca işitmek değildir. İşitilenin “bana söylendiğini” fark etmektir.
Bu fark ediş olmadan ses vardır, bilgi vardır, metin vardır; fakat hitap yoktur.
Dolayısıyla insanın temel özelliği :
• Akıl sahibi olması değil sadece,
• İrade sahibi olması değil sadece, aynı zamanda çağrıya muhatap olabilen bir açıklık taşımasıdır.
Bu açıklık, kapalı bir bilgi sistemi değil; yönelime açık bir varlık yapısıdır.
3. Hitap ve Bilgi Ayrımı
Hitap, bilgi üretmekten önce gelir; fakat bilgiyi dışlamaz.
Vahiy bu nedenle yalnızca bir bilgi sistemi değildir. O :
• Hakikati bildirir. (Epistemoloji),
• İnsanı dönüştürür. (Ontoloji),
• Ve bu dönüşümü bir yönelişe bağlar. (Etik/Teleoloji).
Bu üç boyut birbirinden kopuk değil, tek bir hitabın iç yapılarıdır.
Bilgi, hitabın içeriğidir; fakat hitap yalnızca içerik değildir.
Hitap, aynı zamanda muhatap kuran bir olaydır.
4. Kâinat ve Vahiy : İki Açılım
Kâinat, olan ve olmakta olan varlık sahasıdır. Sürekli açılan, sürekli tezahür eden bir düzen olarak insanın karşısında durur.
Vahiy ise bu varlık sahasında insana yönelen özel bir hitap biçimidir.
Bu nedenle :
• Kâinat, varlığın açılımıdır.
• Vahiy, bu açılımın insana yönelik anlamlandırılmasıdır.
İkisi birlikte düşünüldüğünde insan, kapalı bir dünyada değil; anlamı sürekli kendisine yönelen bir varlık alanında yaşar.
5. Kutsal Dert ve Muhataplık
Hitâb’ın duyulabilmesi, yalnızca dışsal bir işitmeye bağlı değildir.
İnsan aynı sözü işitir ama farklı karşılıklar verir.
Bu fark, insanın iç açıklığıyla ilgilidir.
Burada “kutsal dert” dediğimiz şey devreye girer.
Kutsal dert, psikolojik bir huzursuzluk değil; ontolojik bir açıklıktır:
• Anlam ihtiyacı,
• Hakikat arayışı,
• Ölüm ve sonluluk bilinci,
• Adâlet talebi,
• Varlıkla hesaplaşma.
Bu açıklık yoksa hitap, bilgiye indirgenir.
Yani vahiy vardır, fakat yalnızca okunur; çağrı olarak duyulmaz.
6. Yara, Soru ve Açılma
İnsandaki eksiklik, bir “bozulma” değil; bir açıklık üretimidir.
• Bu açıklık soru doğurur.
• Soru hitabı mümkün kılar.
• Hitap cevap üretir.
Dolayısıyla insanın eksikliği, hitabın muhatap bulduğu zemindir.
Bu yüzden insanın kırılganlığı, onun hakikate kapısıdır.
7. İki Kitap
İnsan iki kitap arasında yaşar.
Birinci Kitâb, İlâhî hitaptır.
İnen, gelen, kuran ve ölçü koyandır.
İkinci kitap, İnsanın hayatıdır.
Arz edilen, yazılan ve görünür hâle gelen cevaptır.
Birincisi hakikatin beyanıdır.
İkincisi insanın bu hakikate verdiği karşılığın kaydıdır.
Bu yüzden ikinci kitap, yalnızca davranışların listesi değil; varoluşsal bir cevabın toplamıdır.
8. Hayat : Cevabın Yazılması
Hayat, hitaba verilen cevabın süreç hâlidir.
İnsan her an bir cevap üretir :
• Niyetle
• Seçimle
• Yönelişle
• Sözle
• Eylemle
• İhmal ile
Bu nedenle insan, sürekli yazan bir varlık değil; sürekli cevap veren bir varlıktır.
Yazı, cevabın sonucudur.
9. Ölüm ve Açığa Çıkış
Ölüm, hayatın kesilmesi değil; cevabın tamamlanmasıdır.
Artık yeni bir cevap üretilmez.
Üretilmiş cevap görünür hâle gelir.
Bu nedenle “İkra’ kitâbek” emri, yeni bir bilgi vermek değil; verilmiş cevabı açığa çıkarmaktır.
İnsan, kendi hayatının metniyle karşılaşır.
10. Sonuç : İnsan
İnsan ne yalnızca bilen bir varlıktır, ne yalnızca yapan bir varlık.
İnsan, hitaba muhatap olup cevap üreten varlıktır.
Bu yüzden insanın anlamı, Hitâb’ı duymak ve ona cevap olmaktır.
Ve hayat, bu cevabın zaman içinde yazılmasıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder