ORTA YOL : BEN’İN HUZURU

Orta Yol : Ben’in Huzuru

Bazı düşünce gelenekleri (tasavvuf, genelde Doğu) huzuru Ben’in tamamen yok edilmesinde arar. Bazıları ise (indivudüalizm, hümanizm, genelde Batı) Ben’i mutlaklaştırır ve kurtuluşu Ben’in kendini gerçekleştirmesinde görür.

• Ben’i silmek başka,

• Ben’i aşmak başka,

• Ben’i yerli yerine koymak başka.

Ben, ilk ikisine de mesafeli duruyorum.

Ben yok olmayacak; çünkü sorumluluk Ben’e ait; çünkü hesap, Ben’den sorulacak.

Seçimi yapan ve sorumluluk alan, Ben.

Aynı zamanda Ben, merkezde de olmayacak; çünkü Ben merkez olursa ölçü kendisi olur.

Kendini ölçü yapan Ben, sonunda küçülür ve kendini kaybeder.

Bu nedenle paradoksal gibi görünen şu durum ortaya çıkıyor : Ben’i koruyarak Ben-merkezcilikten çıkmak.

Aslında tevhîdî yönelimin en zor taraflarından biri de budur. Çünkü Ben’i silmek de Ben’i putlaştırmak da daha kolaydır.

Zor olan, Ben’i muhafaza ederek yerine koymaktır.

Bu durumda Hakikat ile Ben rakip olmaz. Çünkü mesele ya Ben ya Hakikat değildir. Ben’i, Hakikate göre konumlandırmaktır.

Huzur da buradadır.

Huzur : İstenilen her şeye ulaşmak veya hiç problem yaşamamak değildir.

Huzur, insanın kendi varlığını doğru yere yerleştirmesidir.

Bu yüzden insan, bazen zor şartlarda da huzurlu olabilir; bazen de her şeye sahip olduğu hâlde huzursuz olabilir. Çünkü mesele sahip olunan şeylerden önce, yönelimin doğruluğundadır.

Bu açıdan bakınca “inşirah” da aynı noktaya bağlanır.

• Ben daraldıkça dünya ağırlaşır. Hakikate açıldıkça Ben genişler.

Yani huzur, Ben’in ortadan kalkmasıyla değil; Ben’in kendisini taşıyamayacağı bir yükü omuzlarından bırakmasıyla ortaya çıkar.

Ben, O’nu bulduğunda kaybolmaz; aksine ilk defa yerini bulur, kendine gelir.

Ve belki de huzurun en kısa tanımlarından biri de budur : Kendini kaybetmeden, kendinden daha büyük olanı bulabilmek.

Ben kaybolunca/silinince veya ortadan kaldırılınca, huzurun varlığı ne işe yarar?!.

Özet : İnsanın kurtuluşu, Ben’i yok etmede değil; Ben’i yerli yerine koymadadır. Çünkü Ben’in tamamen silinmesi sorumluluğu da siler; Ben’in mutlaklaştırılması şirke kapı açar. Bu nedenle mesele Ben’i ortadan kaldırmak değil, Ben’i hakikate göre konumlandırmaktır. 

Eşhedü = اشهد diyen de Ben’dir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP