HİDÂYET, MÎSAK VE İSTİKRAR

Hidâyet, Mîsak ve İstikrar : Ontolojik Bir Harita

1. Giriş : Hidâyet Bilgi değil, Yön Meselesidir

Hidâyet, yalnızca doğru bilgiye ulaşmak değildir. Daha temel düzeyde, varoluşun yönünün açılmasıdır. İnsan bazen hakikati bilir, fakat yönünü kaybedebilir; bazen hakikate yönelir, fakat süreklilik gösteremeyebilir. Bu nedenle hidâyet, “bilme” değil, “istikâmet üzere kalma” problemidir.

Bu istikâmetin zemini, insan ile hakikat arasındaki ilk bağda bulunur : Mîsak.

2. Mîsak : Temel Bağ ve Yönün Kökü

Mîsak, insanın hakikatle kurduğu aslî bağdır. Bu bağ bir bilgi sözleşmesi değil, bir yönelim sözleşmesidir. İnsan burada yalnızca “biliyor” değildir; aynı zamanda “yönelmiş”tir.

Mîsakın yapısı şu şekilde düşünülebilir :

• Hakikatle karşılaşma,

• Temel bir “evet”,

• Yönün kurulması.

Bu “evet”, insanın bütün sonraki tecrübelerinin zeminidir. Fakat bu zemin sabit kalmaz; zaman içinde aşınabilir.

3. Teklif : Mîsakın Zamana Açılması

Teklif, mîsakın hayata çağrılmasıdır. Yani geçmişte verilmiş bir sözün, şimdi yeniden gündeme getirilmesidir.

Teklif bu yüzden iki yönlüdür :

• Mîsakı hatırlatma (= Zikir boyutu)

• Mîsakı yeniden seçme çağrısı (= İrade boyutu)

Teklif, insanı dışarıdan zorlayan bir yük değil; içeriden tanınan bir çağrıdır. Fakat insanın iç yapısı bu çağrıya her zaman istikâmet üzere cevap vermez.

4. Ivec (عوج) : Yönün Bozulması

Ivec, mîsakın doğrudan inkârı değil; yönünün bozulmasıdır. İnsan çoğu zaman hakikati tümüyle terk etmez; fakat yönünü kademeli olarak kaybeder.

Ivec’in karakteri :

• Âni kopuş değil, yavaş sapma.

• Bilgi kaybı değil, yön kayması.

• İnanç yıkımı değil, istikâmet aşınması.

Bu nedenle ıvec, görünmez bir süreçtir.

5. Harac (حرج) : İç Daralması ve Yön Kaymasının Bilinçteki Sonucu

Ivec derinleştikçe, harac ortaya çıkar. Harac, sadece dış zorluk değil, iç sıkışmadır.

Haracın yapısı :

• Daralma,

• Bunaltı,

• Çıkışsızlık hissi.

Burada önemli nokta şudur : Harac çoğu zaman dış dünyanın kendisi değil, yön kaymasının içte ürettiği deneyimdir.

Yanlış yön, hayatın doğal kebedini ağırlaştırır.

6. Kebed (كبد) : Varoluşun Kaçınılmaz Zemini

Kebed, insan olmanın ontolojik zeminidir. Çaba, emek, kayıp, bekleyiş ve ölüm gibi varoluşsal unsurlar kebedin alanıdır.

Kebed :

• Kaçınılamazdır.

• Yok edilemez.

• Sadece anlamlandırılabilir.

Kur'an’ın işaret ettiği gibi insan, zaten kebed içinde yaratılmıştır. Problem kebedin varlığı değil, onun nasıl taşındığıdır.

7. Sistematik İlişki

Bu kavramlar birlikte düşünüldüğünde şu yapı ortaya çıkar :

• Mîsak, temel yön ve bağ.

• Teklif, bu bağın hatırlatılması ve yeniden seçimi.

• Ivec, yön kayması.

• Harac, yön kaymasının içte ürettiği daralma.

• Kebed, varoluşun sabit zemini.

Ivec, harac üretir; harac, kebedi ağırlaştırır. Yani sorun varoluşun kendisi değil; yönün bozulmasıdır.

8. Hidâyet ve İstikrar

Hidâyet, mîsakın açılmasıdır.

İstikrar, bu açılımın korunmasıdır.

İnsanın imtihanı iki katmanlıdır :

1. Yön bulmak (= hidayet)

2. Yolda kalmak (= istikrar)

Teklif bu iki katmanı sürekli canlı tutar. Zikir ise bu canlılığı korur.

9. Zikir ve Teklifin Çift Yüzü

Aynı hitap, muhatabın durumuna göre iki farklı işlev kazanır :

• Mîsakına sadık olan için zikir (= hatırlama ve hatırlatma)

• Mîsakını aşındıran için teklif (= yeniden çağrı, yeni mìsak)

Bu nedenle Kur’an, sabit bir mesaj değil; muhatabın yön durumuna göre işleyen canlı bir hitaptır.

10. Sonuç : İnsanlık Durumu

İnsan, sürekli olarak üç eksen arasında yaşar :

• Hatırlanan bağ (= mîsak)

• Yenilenen çağrı ve mîsak (= teklif)

• Korunması gereken istikâmet (÷ istikrar)

Ve bunların karşısında sürekli bir risk alanı vardır :

• Ivec (= sapma)

• Harac (= daralma)

• Kebed (= kaçınılmaz yük)

Sonuçta mesele şudur : İnsan, ya mîsakını hatırlayarak kebedini anlamlı bir yolculuğa çevirir ya da ıvec ve harac ile kebedini daha daraltıcı ve daha ağır bir yüke dönüştürür.

Hidâyet, bu iki yön arasında yapılan sürekli bir istikâmet tercihidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP