ÖNCE ve SONRA
Önce ve sonra, her ne kadar zamanı çağrıştırsa da burada benim kastım, zamansal (ve mekânsal) önce ve sonra değil; elbet, zamansal ve mekânsal önce ve sonra da var; ve bizler şimdi ve burada onların (zaman ve mekânın) içinde yaşıyoruz. İçinde yaşadığımız zaman (ve mekân), ânlık zaman (ve mekân), şimdi. Bu şimdinin, 50-60 yıl sürmesiyle 50-60 milyar yıl sürmesi arasındaki fark da, zamansal. Ben, zamansal/zamanî (ve mekânsal/mekânî) olmayan “bişeyi”! kastediyorum.
Bizler, zamanî ve mekânî olmayan bir hâldeyken, zamanî ve mekânî olan bir hâle (dünyaya) geldik (yaratıldık).
Bunun nasıl ve ne şekilde olduğunu sadece Yaratıcı (= Allah) bilir.
Burada, bu şekilde = zaman ve mekâna tâbî yaşadıktan sonra, yine “zaman ve mekânın olmadığı ama aydınlık ve karanlığın olduğu bir dünyaya”! döneceğiz, gideceğiz. Oradaki = aydınlık ve karanlıktaki yerimizi, buradaki birikimlerimiz (= iyilik ve kötülüklerimiz) belirleyecek.
Buradaki hâsılatımız = birikimlerimiz (= amellerimiz) kaybolmayacak, yeni yerimizi belirleyecek ve biz onları, o birikimleri, yeni hayatımızda yakıt veya azık (= enerji) olarak kullanacağız.
Buradaki benimizle (benimizde), benliğimizle (= kimliğimizle) biriktirdiklerimiz, bizim ötedeki kimliğimizdir (= benliğimizdir)!. Bu benlik veya kimlik, bizi diğer benlik veya kimliklerden ayıracak.
Nasıl, burada/ki benlikler veya kimlikler karışmıyorsa, ötede de karışmayacak!.
Bura = bu hayat, bu önce ve sonranın arasındaki kısacık bir ân; öte, öncenin öncesi, sonranın sonrası = zamansızlık veya sonsuzluk.
Bura = bu hayat, kişi bazında doğum ile ölüm (= küçük kıyâmet) arasında; kâinat bazında kün (= ol) ile ilk sur (büyük kıyâmet) arasında yaşanan bir hayat. İkinci sur sonrasında, artık yeni bir doğum da yeni bir ölüm de yok; hayatlar ebedî; önce ve sonra, artık lügatlerde = hayatlarda olmayacak!.
Bu, nasıl bişey?!.
Allah bilir. = Allah-u A'lem.
Gidince göreceğiz = bileceğiz/öğreneceğiz. Bunu, burada = zamana ve mekâna tâbî olduğumuz bir dünyada anlamamız mümkün değil.
Yorumlar
Yorum Gönder