ÖNCELİKLERİMİZ

Veya âcil olanlar.

Ân itibariyle yapılması gereken, ertelenmesinde büyük kayıpların yaşanacağı durumlar.

Açsak, önce karnımızı doyururuz; sonra da başka işleri yaparız. “Aç ayı oynamaz.”

Açken, ibâdet bile yapılmaz.

İnsan, önce karnını doyurmalı; ama her zaman karnını doyurmak için de çalışmamalı. Karın, üç-beş lokma ile doyar, doyuyor.

Yaşamak, yaşamda kalmak için çalışmak, her şeyden önceliklidir.

Sonra?!.

Sonraki önceliklerimiz, bizi biz yapar ve biz onları, “ya geçici ve değersiz ya da kalıcı ve değerli bir amaç (= sonuç)” için “kullanırız”!.

Bu durum, her yaptığımız işte bizi, “o amaca” odaklamaya sevk eder ve “o amaç”!, bizi mutlu-mesut ve bahtiyar eder. O amaç, kiminde ölümlü = fânî; kiminde ölümsüz = bâkîdir.

Amaçlar :

İyi bir eve veya arabaya sahip olmak. Konforlu bir hayat yaşamak. 

Tanınmış bir sanatçı, bilim adamı, din adamı, vs. olmak.

Dünya lideri olmak... ve

Rabbin (= Allah’ın) rızasını kazanmak. 

Sonuncusu hariç hepsi, geçicidir, fânîdir. Geçici (= fânî) olanlar, Kalıcı (= Bâkî) Olan için, öncelikli olmalıdır. Bu cümledeki öncelik, zamansal bir öncelik gibi görünmesine rağmen, aynı zamanda bizim açımızdan fedakârlıktır; geçici (= fânî) olanların, Kalıcı (= Bâkî) Olan için fedâ edilmesi, onların O’nun tarafından verildiğinin bilinmesi ve O’na tekrar “iâde”! edilmesi, sonunda da “büyük döngünün”! (= dâirenin!) tamamlanmasıdır.

“innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” (2/156. Ayrıca bknz. 29/57.)

Emanetler Sahibine verilmezse, üzerimize yük olurlar.

Üzerindekileri (sahibi olduklarını) kendilerinin görenler = Veren’i inkâr edenler veya o emanetleri kime vereceğini bilemeyenler, veya o emanetleri kullanırken Veren’i önceleyemeyenler, o emanetlerin altında ezilecekler; ve onlar, onlara çook büyük eziyetler verecekler.

“Ey iman edenler! Doğrusu, ahbâr ve ruhbânların (= Yahudi ve Hıristiyan din adamlarının) çoğu, insanların mallarını haksız bir şekilde yerler ve insanları Allah’ın yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar var ya!, işte onları can yakıcı bir azap ile müjdele!.” (9/34.)

Bu durumdan Müslüman din adamları ve Müslümanlar muaf mı?!.

Kazançlarımızda önceliğimiz, öncelikle helâl yoldan karnımızı doyurmak (= yaşamda kalmak); sonra da onları Allah yolunda harcanmak olmalı; aksi hâlde kaybımız çook büyük olacak ve bütün kazancımız mahv olacak.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP