RÜ’YET, NAZAR VE İDRÂK
RÜ’YET, NAZAR VE İDRÂK : ALLAH’I GÖRMEK DEĞİL, ALLAH’A DOĞRU AÇILMAK İnsanın Allah ile ilişkisini düşünürken en büyük yanılgılardan biri, Allah’ı insan idrakinin karşısına konulmuş bir “nesne” gibi tasavvur etmektir. Oysa Allah, idrakimizin içine sığdırabileceğimiz, bakışımızın karşısına yerleştirip kuşatabileceğimiz bir varlık değildir. Allah, bütün varlığın Rabbidir; dolayısıyla insanın görmesinin, düşünmesinin, anlamasının ve O’na yönelmesinin de nihâî kaynağı ve imkânıdır. Bu nedenle Kur’an’daki rü’yet, basar, nazar ve idrâk kavramlarını sıradan bir “gözün bir şeyi görmesi” modeli içinde okumak meseleyi daraltır. 1. Basar Görmekten Fazlasıdır En'âm sûresi 103. âyet : لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ “Basarlar O’nu idrak edemez; O ise basarları idrak eder.” Burada dikkat çekici olan yalnızca “göz” değildir. Basar, görme ve görüş alanına ait bir kavramdır. Dolayısıyla âyet, insanın görme ve kavrama kapasitesinin Allah’ı kuşatamayacağını bildirir. Buradaki ...