İLMİN HAYSİYETİ

İLMİN HAYSİYETİ : PUSULA, YOL VE MENZİL

Giriş : İlmin İstikamet Krizi

İlim, bugün modern dünyanın ellerinde devasa bir veri yığınına dönüşmüş; anlamını ve amacını yitirerek sadece sosyal itibar devşirilen bir “kariyer basamağı” haline getirilmiştir. Oysa ilim, bir amaç değil; insanı, “insan-ı kâmil” kılan amaçlar hiyerarşisindeki bir üst araçtır.

1. Doğru Kıble : Mushaf ve Eûzü-Besmele

İlim, doğası gereği bir yorumdur. Her yorum ise sapmaya mahkûmdur; bu sapmayı engelleyecek yegâne unsur ise “doğru bir pusuladır.” Bu pusulanın sabit kuzeyi, bozulmamış olan Metin = Mushaf’tır. Metne yaklaşırken çekilen Eûzü-Besmele, sadece bir ibâdet değil, ilim yolcusunun niyetini ve haddini beyan etmesidir. “eûzü” ile kendi nefsinin hırslarından Hakikat’e sığınan, “besmele” ile bilgisini Allah’ın adıyla mühürleyen kişi; ilmi sosyal itibara değil, haşyete ve ahlâka yönlendirmiş olur.

2. Kemalât Hiyerarşisi : İlimden Marifetullah’a

İlmin değeri, ulaştırdığı menzil ile ölçülür. Bu hiyerarşide duraklar bellidir :

İlim : Hakikati öğrenme gayreti ve üst araç.

Ma’rifet : Bilginin kalbe inip hikmetle tanışması.

Ma’rifetullah : Her şeyin yaratıcısını isim ve sıfatlarıyla tanıyıp O’na bağlanmak.

Kulluk (= Ahlâk) : Tüm bu sürecin “amilu-s-sâlihât” (salih amel) olarak hayata akması.

Pusulası yanlış olanlar (kıblesi sosyal itibar olanlar), ilim durağında takılıp kalır ve orayı bir pazar yerine çevirirler. Pusulası hakikat olanlar ise ilmi bir köprü kılıp ma’rifete ve gerçek ahlâka yürürler.

3. Hatırlama (= Zikir) ve Sorumluluk

İnsan, dünyaya boş bir levha olarak gelse de, kâlû: belâ’dan gelen bir öğrenme potansiyeliyle donatılmıştır. İlim yolu, aslında bir hatırlama (zikir) yoludur; özündeki hakikati fark etme sürecidir. Bu bilinçle yapılmayan her eylem, sadece içgüdüsel ve hayvanîdir. Bilgiye ulaşma imkânı varken “bilmemeyi” mazeret sayanlar, ilim-temelli büyük mahkemede bu ilgisizliklerinin hesabını vereceklerdir. Çünkü insanı insan yapan, bilgiye dayalı bilinçli karar alma kapasitesidir.

4. Bilgi Yığınında Yolcu ve Baston

Bugün dünya, içinde veri ve enformasyonun fink attığı bir gürültü çağıdır. İlim adamları ve yapay zekâ, bu veri yığınları arasında tur atmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, yapay zekâ, hakikat yolundaki insanın elindeki bir bastondan ibarettir. Baston yolu yürütmez, sadece denge sağlar; bastonun kıblesi olmaz, onu tutan elin kıblesi olur. Haşyeti hissedecek olan baston değil, bastonu tutan yürektir.

Sonuç : Ahlâklı İlim İmandır

Nihayetinde ilim, haşyet ve sorumlulukla birleştiğinde imanî bir pratiğe dönüşür. “Émenû ve amilu-s-sâlihât” formülü, bilinçli bir iman ile ahlâklı eylemin kopmaz bir bütün olduğunu gösterir. İlme itibar verirseniz, ilim de size itibar verir ve sizi “insan” kılar. Aksi takdirde biriktirilen tüm bilgiler, sahibini hakikatten uzaklaştıran ağır birer yükten başka bir şey değildir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP