KÖRELME = ATROFİ
Körelme = Atrofi ve Diri kalmanın yolları
I. Büyük Çekiliş : Konforun Yumuşak Esareti
Bugün insanlık, tarihinin en sinsi prangasıyla karşı karşıya : Konfor. Eskiden zincirler demirdendi ve can yakardı; bugün zincirler hız, kolaylık ve hata payının azalması vaadiyle pamuktan dokunuyor. İnsan, düşünme, tartma ve yanılma zahmetinden kaçtıkça; direksiyonu daha iyi hesaplayan sistemlere bırakıyor. Ancak unutulmamalıdır ki; zihin devredilince, her şey devredilir. Karar yetisini sisteme bırakanın elinde, yalnızca biyolojik bir varlık kalır; özne gider, nesne kalır.
II. Bilişsel Atrofi : Kullanılmayan Yetinin İptali
Yapay zekâ insanın yerine geçmiyor, insanın içindeki o kadim boşluğu, yani sorumluluk alanını boşaltıyor. Zihin, bir kas gibi dirençle (zahmetle) büyür. Sürtünmenin (zahmetin) olmadığı, her cevap saniyeler içinde sunulunca bilişsel atrofi (zihinsel körelme) kaçınılmaz oluyor. Hafıza dış hafızaya, muhakeme otomatik modellere, sezgi ise verilere devrediliyor; insan kendi iç kaynaklarına yabancılaşıyor. Atrofiye uğramış bir zihin, muazzam bir teknolojik güce sahip olsa bile, o gücü “niçin” kullanacağını bilemez.
III. Nasıl Hapishanesinden Niçin Özgürlüğüne
Sistem ve algoritmalar, niceliksel (sayılabilir) evrenin efendileridir. Bize her şeyin nasıl daha verimli, daha hızlı ve daha hatasız yapılacağını söylerler. Oysa insanı insan yapan, nicelik değil, niteliktir. Sayılamayan, ölçülemeyen ve veriye indirgenemeyen o derinliktir Yani niçin sorusu insanın son kalesidir.
- Nasıl, teknik bir süreçtir.
- Niçin, varoluşsal bir duruştur.
IV. Mülkiyetin Yeniden Okunması : “O”
İnsanı sistemin sınırlarına mahkûm eden şey, niceliksel olanın (= rakamların, eşyanın, gücün) peşinde koşmasıdır. Oysa hakiki nitelik, mülkiyeti doğru okumaktan geçer : Her şey O’nundur. İnsan, aklını ve hayatını kendi mülkü sanırsa, onu konfor karşılığında sisteme satabilir. Ancak hayatın bir emanet, zihnin ise “O”na sunulacak bir ayna olduğu idrak edildiğinde, bu emanet hiçbir algoritmaya devredilemez.
Düstur/ilke : “O’nu hoşnut edersem, her şey benimdir.” olmalı.
Bu, insanı eşyaya sahip olma hırsından kurtarır, mülkün asıl Sahibine ait olma hürriyetine kavuşturur.
V. Kendine Geliş : İradeyi Geri Çağırmak
Diri kalmak : Teknolojik imkânları reddetmek değil, onları yerli yerine (araç makamına) koymaktır. Kasıtlı zahmet çekmek = bilerek zor olanı seçmek, zihni antrenmanlı tutmaktır.
Sorumluluk almak : Sistem böyle önerdi, kolaycılığına kaçmadan, her kararın vicdanî bedelini üstlenmektir.
Nitelikli duruş : Sayılarla sınırlanmayı reddedip, “O”nun rızasını ve insanın özgün niteliğini merkeze almaktır.
Sonuç olarak; diri kalmak, her eylemde, ‘ben bunu niçin yapıyorum, sorusunu diri tutmaktır. Direksiyon yalnızca bir araç kontrolü değil; istikametin, onurun ve hesabın da simgesidir. Direksiyonu bırakma!; çünkü yolun sonunda hesabı sistem (YZ) değil, sen vereceksin.
Yorumlar
Yorum Gönder