NE YAPMALI?!.
Ne Yapmalı?!. : Ahlâkî Direnç Rehberi
Bu soru, teorik bir merak değil; ahlâkî bir zorunluluktur. Mesele artık neye inandığımızdan çok, nasıl yaşadığımızdır.
1. Niyeti Geri Almak
Eylemin başını sahiplenmek ve niyeti görünür kılmak.
2. Hızı Bilinçli Olarak Yavaşlatmak
Hız, ahlâkın düşmanıdır. Yavaşlamak, insan kalmaktır.
3. Konforu Sorgulamak
Kolay olanın bedeli çoğu zaman görünmezdir.
4. Dijital Oruç
Sınır koymak, irade terbiyesidir.
5. Sünneti İlke Olarak Okumak
Onun şekli değil, istikâmeti rehber alınmalıdır.
6. Rıza Üretimine Panzehir Olarak İbâdetler
İbâdet, rıza üretimine karşı aktif ahlâkî dirençtir.
İbâdet-Ahlâk İlişkisi
İbâdet, ahlâkın kaynağı ve taşıyıcısıdır.
- Namaz, zamanın tahakkümüne karşı ahlâkı korur.
- Oruç, arzuyu terbiye eder.
- Zekât/infak, sahiplik iddiasını kırar.
- Zikir, dikkati toplar; zikir = unutmamak.
- Hac, kimlik ve statü tahakkümüne karşı kolektif panzehirdir.
Zikir ve Üç Âyet Hattı
Üç ayet boyutu, unutmayı önleme hattını tamamlar :
- Tâ Hâ 14 : hatırlamayı başlat (namaz ve Allah’ı anma çağrısı)
- Münâfikûn 9: unutmamayı sürdür (dünyevi meşguliyet uyarısı)
- A’râf 176 / ahlede ilel ard: unutmanın sonucu; dünyaya saplanmak veya dünyayı ebedî sanmak, Allah’ı unutmayı kaçınılmaz kılar
Bu, modern çağda medya, IT ve Yapay Zekâ tarafından üretilen unutma riskine de doğrudan uygulanabilir. Dikkat dağıtıcı unsurlar, eski mal/mülk/çocuk risklerinin dijital karşılığıdır.
7. Unutmanın Epistemolojisi
Böylece unutma, artık pasif bir kayıp değil; bilinçli bir tercih ve bilmenin sonucu hâline gelir. İnsan, ibadet ve zikir ile hatırlamayı seçtiğinde, bilgi hakikat katında “var” olur. Modern epistemoloji açısından, unutmayı kontrol etme pratiği, bilginin doğası ve sınırlarıyla ilgili aktif bir epistemik eylemdir.
8. Öncelik : En Önemli Şey ve Ontolojik Boyutu
Bir Müslüman için en önemli şey, Allah’ı bilmek, O’nu hatırlamak ve O’nun rızasına göre yaşamaktır. Diğer her şey (mal, mülk, çocuk, teknoloji, medya) buna göre ikinci plandadır. Unutma, ancak dikkatin bu önceliğin kayması nedeniyle gerçekleşir.
En önemlisi unutulduğunda, insan kendini de unutuyor. (nesullâhe fe-ensâhüm enfüsehüm). Bu, unutmanın sadece epistemik değil, ontolojik boyutunu gösterir : İnsan, kendini hatırlama kapasitesini kaybettiğinde gerçekten insan kalamaz.
Ârif olan, burada sessizliği ve imâyı kavrar; diğerleri ise yalnızca okuduğunu okumuş gibi geçer.
9. Şâhitliği Hayata Taşımak
Şehâdet, söylenen sözde değil; göze alınan bedeldedir.
Son Söz
İnsan, hızın değil, istikâmetin; sonucun değil, niyetin; konforun değil, sorumluluğun tarafını tutmalı.
Yorumlar
Yorum Gönder