ŞEHÂDETİN AHLÂKÎ MİMARİSİ
Şehâdetin Ahlâkî Mimarisi : Tanrısal Olanı İnsanî Ölçekte Taklit Etmek
Ahlâk, insanın kendi varoluşuna sadık kalma borcudur. Ancak bu borç, Tanrısal bir statü değil, tamamen insana mahsus bir durumdur. Tanrı “ahlâklı” değildir; ahlâkın dayandığı mutlak hakikatin bizzat kaynağıdır. İnsan ise ahlâk yoluyla, Tanrı’nın mutlak sıfatlarını kendi kısıtlı imkânlarıyla yeryüzünde taklit eder.
1. Adâlet = Yaratılışa Uygunluk = Ahlâk
Adâlet, her şeyi yaratılış amacına uygun olarak “yerli yerine” koymaktır. Bir şeyi fıtratına uygun kullanmak adâlet, fıtratından koparmak zulümdür. Ahlâk, bu adâletin insanda bir karakter (hulk) hâline gelmesidir.
2. Niyet : Başın ve Sonun Birliği
Niyet, ahlâkî eylemin hem tohumu (sebep) hem de meyvesidir (gaye). Taklit sürecini başlatan özgür irade niyetle devreye girer. Eylem, dış dünyada başarısız olsa bile, niyet o eylemi hakikat katında “tamamlanmış” kılar.
3. Sünnet : İlkesel İstikâmet ve Arayış
Sünnet, taklit sürecinin yaşayan koordinat sistemidir. Onun şekli değil, istikâmeti rehber alınır.
4. Kelime-i Şehâdet : Ahlâkî Taraf Tutuş
- “Lâ İlâhe”: Gücün ve egonun sahte ilâhlığını reddetmek.
- “İllallah”: Taklit edilecek yegâne mükemmellik olarak Allah’ı onaylamak.
- “Muhammedün Rasûlullah”: Ahlâkın tarihte somutlaşmış, bugünde yürünebilir olduğunun şahitliği.
Sonuç
İnsan, niyetle kuşanıp, adâleti uygulayarak ve Sünneti arayarak ahlâk mertebesine ulaşır.
Yorumlar
Yorum Gönder